İletişim Başkanlığına bir çağrı

Dünyanın vicdanî hassasiyet ve değer taşıyan tüm insanlarını/toplum temsilcilerini önce İstanbul’da, ardından öncelikle Avrupa’da ve sürdürerek dünyanın pek çok şehrinde konferanslar, seminerler, paneller ve basın-yayın alanındaki çalıştaylarla uygun zaman ve zeminlerde ağırlamak, onlara konuşma/haykırma fırsatı vermek ve bu haykırışları dünyanın her zeminine böylece ulaştırmak mümkün olabilir.

CUMHURBAŞKANLIĞI İletişim Başkanımız Sayın Prof. Dr. Fahrettin Altun, alanıyla ilgili yıllardır çok güzel işlere imza attı, bu gayrete aynıyla devam ediyor.

Sayın Altun’un dikkatine özel şekilde ve kendilerine arz etmek üzere hazırladığım teklifi sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Gazze’deki soykırımda, insanî hiçbir değer ve zulüm yönünden hiçbir kırmızıçizgisi olmayan, sözde devlet müsveddesi bir terör grubunun yöneticileri ile yüz yüzeyiz.

Bu terör grubunun ne doğru söylediği bir sözü, ne de doğru söylemeye niyeti var. Hiçbir zaman olmamış zaten. Çünkü hayatları yalan üzerine kurulu.

Bir de doğruların söylenmesinden nefret eden bir tavırda. Tahammülü yok. Çünkü geçmişleri zulüm ve yalandan ibaret.

Peki, bu güruha kim karşı çıkar ve kimler bu tarihin en büyük katliamlarından biri olan ve gözlerimizin önünde gerçekleşen Gazze’deki soykırımı ortadan kaldırmak için ne yapılabilir?

İnsanî değer taşımıyorlar ki karşınıza alıp, insan gibi oturup, konuşup bir yere varılabilsin. Bu mümkün değil.

ABD ve Avrupa ülkeleri liderleri ilk günden beri savaş gemileri, uçakları, tüm savaş makineleri ve tüm teçhizatlarıyla, İsrail bu zulmü daha iyi, daha çabuk ve daha kolay yapabilsin diye orada. Bütün maddî imkânlarını, bu zulüm olabildiğince kolay gerçekleştirsin diye İsrail’in emrine verdiler. Bunu gizleme ihtiyacı da duymuyorlar. Belki kendi ülke halklarından, o kadar.

Orada olmalarının bir diğer en önemli sebebi de Gazze’ye insanî ve askerî herhangi bir yardımın gitmesini engellemek, yardım gönderenleri tehdit etmek, onlara gözdağı vermek. Yani İsrail’e gönüllü bekçilik yapıyor, Gazze’yi ablukada tutuyorlar. Tabiri caizse Gazze halkının elini kolunu deli bağlar gibi bağlayıp İsrail’e kurban olarak sunmak için oradalar.

Yazılıp çizilmese de, emin olun, Gazze’ye yapılan saldırılara iştirak ettiklerini ve İsrail’in zulümde eksik kaldığı yerleri tamamladıklarını söylemeliyiz. Bu durum gelecekte konuşulacak ve tarih bunu yazacak.

Özetle, tek sebeple orada değiller.  

Ne demiş atalarımız, “Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz”. Bunlar tarlada iz bırakıyorlar ki daha sonra harmanda söz sahibi olsunlar.

Aslında bunda garipsenecek bir durum yok. Onlar için bu çok normal ve onlara göre bir hak. Ne hikmetse sadece biz Müslümanlar garipsiyoruz. Yoksa bunların her birinin tarihleri bu katliama rahmet okutacak yüzlerce, binlerce olayla dolu. Geçmişlerinden aldıkları bu motivasyonla bu görevleri ifa edip bu zulmü İsrail’le birlikte işliyorlar. Dünyanın kalan kısmı da maalesef ne bu zulme ses çıkarabilir hâlde, ne de herhangi bir şey yapabilme kuvvetinde. Ne yazık ki durum bu kadar acı!

Bu özeti yaptıktan sonra, gelelim bu ülkede işini en güzel yapan insanlardan biri olan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Sayın Prof. Dr. Fahrettin Altun’a arz edeceğimiz teklife...

Merkezi İstanbul olan bir konferans zincirinden bahsedeceğim.

Evet, İstanbul’da bir konferans düzenlemeli. Dünyanın her yerinden Filistin’deki zulme tepki gösteren, “Hayır!” diyen, yürekli ve vicdanlı insanları toplamalı. Amerika’dan Asya’ya, Rusya’dan Güney Afrika’ya, Avrupa’dan İslâm ülkelerine ve Türk cumhuriyetlere kadar insanî ve vicdanî hassasiyet ve değer taşıyan tüm insanlarını/toplum temsilcilerini önce İstanbul’da, ardından öncelikle Avrupa’da ve sürdürerek dünyanın pek çok şehrinde konferanslar, seminerler, paneller ve basın-yayın alanındaki çalıştaylarla uygun zaman ve zeminlerde ağırlamak, onlara konuşma/haykırma fırsatı vermek ve bu haykırışları dünyanın her zeminine böylece ulaştırmak mümkün olabilir. Organize bir tepki bu şekilde sağlanabilir.

Ayrıca boykot niyetiyle kurumlarından izzetleri, şerefleri ve onurları için ayrılan pek çok basın mensubu mevcut. Bu kimseler mutlaka değerlendirilmeli.

Böyle bir konferans zincirinin bütün medya platformlarında, TV, radyo, internet ve sosyal medya yayıncıları tarafından anbean dünyaya servis edildiğini ve etkisini düşünmeden edemeyiz. Gündem belirler ve tüm dikkatleri üzerine çeker.

Böyle bir organizasyonun yapılabilecek en kısa zamanda yapılması hayırlı bir iş olacaktır. Çünkü Gazze’de insanlar yaşlısı, kadını ve çocuğuyla her an, aralıksız zulüm görüyor. Bu da güçlü bir irade ve güçlü bir organizasyonla ancak dikkat çeker. Bu organizasyonu gerçekleştirme refleks ve becerisi zaten Sayın Altun’un doğasında var. Bu yüzden farklı zamanlarda zalimlerin okları kendisine doğruluyor. Kaldı ki, söz konusu organizasyonu ise ancak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı gibi bir kurum ve Sayın Prof. Dr. Fahrettin Altun gibi bir isim üstlenebilir.

Teklif bizden, takdir kendilerinden, tevfik ise Rabbimizdendir.

Allah’a emanet olunuz...