İleri teknoloji aklımızı alacak

Sayın Cumhurbaşkanımız, Türkiye’nin artık uzay liginde yer alacağını ilân etti 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda… Türkiye Cumhuriyeti Devleti buna hazır olduğunu düşünüyor. Peki, biz hangi şairleri, hangi şiirleri okuyoruz? Belli ki Devletimizin güvendiği ve şiir okuyan pek çok gencimiz var.

“NİÇİN küçülüyor eşya uzakta?

Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?

Zamanın raksı ne bir yuvarlakta?

Sonum varmış, onu öğrensem asıl!”

Üstad Necip Fazıl’ın “Çile” adlı şiirinin yıllardır düşündüğüm kıtalarından biridir bu dörtlük…

Şairler geçmişten ve gelecekten haber veren muhbirlerdir. Buna inandım. Necip Fazıl’ın da her şeyden öte şairliğine inandım…

Şüphesiz bu dörtlüğüyle Üstad, ilk mısrada perspektif fiziğini aktarıyor; peki, diğer iki mısrada anlatılan ne?

Onun dile getirdiği dizeleri birer âyet hükmüne bağladığım için değil bu sualim, şairleri ve şiiri yanlış anlamayı bırakmamız gerektiğinden ileri geliyor.

Zannediyoruz ki, filanca ülke, keşfettiği bir yenilik için o ürüne bir isim verirken, kendi tarihinden bir isme başvuruyor. Ancak unuttuğumuz şu: Tarihte yer edinmiş bir isimden nasıl haberdar olursunuz?

Tarihe mâl olmuş isimleri edebiyat sayesinde öğrenebilirsiniz. Çünkü o isimler destanlarda, masallarda, şiirlerde yer alır.

Kaldı ki, geçmişte tiyatro, masal, destan, fabl ve hikâyenin anlatım biçimi, şiirin bir türü şeklindedir.

Bu yüzden şiirin sahibi olan şair, haber verendir.

Yunan mitolojisine de, Hint mitolojisine de, Türk mitolojisine de bu milletlerin kadim geçmişlerinde kaleme alınmış şiirlerle  vâkıf olabilirsiniz.

Bizimse şiire bakışımız, Cumhuriyet ile birlikte “Şair burada ne demek istiyor?” kısırlığında kalmış. Bu yüzden şiirden ilham ve haber almayı seçmek yerine, örneğin sakızın oruç bozup bozmadığını önemsemek gibi, şiiri de sadece sınavdan geçmek ve en fazla hislerimize tercüman olur düşüncesiyle okumaya yöneliyoruz.

Üstad’ın bu dizelerini belli ki birileri okumuş…

Veya Üstad’ın bu sözlerinin benzerini söyleyen şairlerden birini okumuşlar.

Ve daha da önemlisi, ondan ilham almışlar!

Elon Musk, Pazar günü yeni şirketi “Neuralink” ve ürününün tanıtımını gerçekleştirdi. Ve izlediğim kadarıyla Musk ve ekibi, Necip Fazıl hayranı…

İşin lâtifesi elbette bu cümle, ancak bir Necip Fazıl hayranı olarak rüyayı gözsüz görmenin nasıl gerçekleştiğini çocukluğumdan beridir merak eden biriyim. Hattâ bundan yola çıkarak, insanın kendi düşündüğünü kulağına ihtiyaç duymadan nasıl duyduğunu da oldukça fazla merak ediyorum.

Musk, Neuralink ile ne mi yapıyor?

Âdeta bu sorulara cevap aradığını ve kuvvetle muhtemel bulduğunu cümle âleme ilân ediyor!

Beyin tabakasına yerleştirilecek mikro işlemci ve sahip olduğu kılcal kablolarla donatılı Neuralink, beyindeki nöron yani sinir hücresi ağıyla herhangi bir bilgisayarı yönlendirmeyi ve bilgisayarların bulunduğu tüm ağlardan istenen bilginin doğrudan alınmasını, bu ağda bulunan diğer beyinlere erişimi sağlamak üzere üretilmiş bir icat.

“Konuşmayız bile, gözümüzle anlaşırız” der ya hani kimi çiftler, işte bunun gerçekleşmesi için kurduğu hayâli, aldığı ilhamı aktarmış Musk.

Meselâ, dinlemek istediğiniz bir şarkıyı sadece düşüneceksiniz ve o şarkı çalacak kulağınıza…

İşte burada, buraya kadarki satırlarımla Musk’ı övdüğümü düşündüyseniz, yanılacağınızı görebilirsiniz!

Zira sadece birkaç cümle önce kulaksız şekilde düşündüğümü nasıl duyduğumu merak ettiğimi ifade etmiştim. Tam da öyle, dinlemeyi istediğim bir şarkıyı, bütün enstrümanların bastığı notalar da dâhil, bütün sözleriyle düşündüğümde kendi kendime duyabiliyorum.

Her insan bu yeteneğe sahip…

Peki, Musk neyin peşinde?

Hayır, asla bir komplo kurmuyorum! Zira ifade ettiğim gibi, Musk, sadece bir şairin kendisinde uyandırdığı ilhamı gerçeğe dönüştürüyor. Zira Musk, materyalist Batı’nın bir bireyi olarak kendisinde bulunan mülkü keşfetmek yerine, yine Batı’nın peşinde koştuğu materyalizmin peşinde...

Herkes kendi gördüğü rüyayı kendi yorumladığı gibi görmek ister. Musk’ın yaptığı da bu. Ve her keşif, iyi ile kötünün yorumladığı üzere işler.  

Sayın Cumhurbaşkanımız, Türkiye’nin artık uzay liginde yer alacağını ilân etti 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti buna hazır olduğunu düşünüyor. Peki, biz hangi şairleri, hangi şiirleri okuyoruz?

Belli ki Devletimizin güvendiği ve şiir okuyan pek çok gencimiz var. Şiir kitapları çok satanlara girmiyor diye yerli Elonlar yetiştirmeyecek değiliz ya!