İktidar ve Yozlaşma -2

Siyasal iktidarlar, insanî ilişkilerin en karmaşık hâle geldiği ve yozlaşmanın en çok yaşandığı yapılardır. Ancak yozlaşma, sadece siyasal ilişkiler ağı olarak kabul edilen siyasal iktidarlara özgü bir durum olmayıp, iktidar ilişkilerinin yaşandığı her yerde ortaya çıkmaktadır.

KURUMLARIN ve bireylerin yozlaşması birbirinden bağımsız işleyen bir süreç değil, karşılıklı etkileşime dayalı bir olgudur. 

Rüşvet, zimmet, adam kayırmacılık gibi siyasal nitelikli kirlilikler, her ne kadar aktörlerin kamusal işlerini ifa ederken yaşadıkları yolsuzluk durumu olarak görülse de zamanla o insanların hayatlarının her alanına nüfuz ederek karakterlerinin ayrılmaz nitelikleri hâline gelmektedir. 

Bu kişiler, temelde kişisel çıkar sağlama amacıyla toplumda geçerli olan ahlâkî, hukukî, dinî ve her türlü kültürel normu ihlal edici eylemlerde bulunmaları nedeniyle giderek bu kurumların etkinliğinin azalmasına ya da bütünüyle ortadan kalkmasına sebep olmaktadırlar. İşlevsizleşme ve kötürümleşme sonucu yozlaşan kurumlar, bu kurumlarda yer alan insanların da -siyasetçiler, bürokratlar, çıkar ve baskı grupları- zamanla yozlaşmalarına sebep olmakta ve olumsuz etkilerini toplumun her kesimine yaymaktadır.

Siyasal gücü elinde bulunduran insanların yani iktidar sahiplerinin yozlaşmasının sebeplerinden birisi de kendilerine ve yakınlarına sağladıkları aynî veya nakdî çıkarlardır. Yine de çıkar sağlamayı sadece maddî şeylerle sınırlandırmamak gerekir. Çünkü siyasal yozlaşma, kamusal işlerin yerine getirilmesinde kamunun zararına olacak şekilde özel çıkar sağlamaya yönelik her türlü eylem ve davranışın sonucunda ortaya çıkar. Dolayısıyla siyasal yozlaşma, çoğunlukla gizli bir şekilde işleyen bir süreçtir ve doğası gereği gizliliği her zaman içerisinde barındırır. Ancak siyasal yozlaşmanın hoşgörü ile karşılandığı toplumlarda kendisini aşikâr etme gibi bir huyunun olduğu da göz ardı edilmemelidir. Sadece baskıcı toplumlarda değil, siyasal özgürlüklerin yaşandığı toplumlarda da siyasal yozlaşma olacağı için monarşi, oligarşi ve hatta demokratik toplumlarda da kimi dönemlerde siyasal yozlaşmanın hoşgörüyle karşılandığı bir gerçektir. 

Siyasal süreç içerisinde ortaya çıkan siyasal yozlaşma, yerine ve zamanına göre çok değişik şekillerde görünüm kazanmaktadır. Örneğin, bir siyasal yozlaşma durumu olan rüşvet, demokratik veya antidemokratik neredeyse her toplumda karşılaşılan bir sorundur. Rüşvet, kişisel çıkar için görev ve yetkinin kötüye kullanılmasıdır. Kamusal alanda çeşitli görev ve yetkilere sahip olan insanların, parasal veya başka türlü menfaatler karşılığında birtakım kimselere diğerleri aleyhine olacak şekilde ayrıcalıklı iş yapmaları açıkça bir rüşvet durumudur. Kamu kurum ve kuruluşlarında rüşvet olayı ya bizzat kamu görevlisinin talebine bağlı olarak veya ilgili kurumda iş yaptırmak zorunda olan kişilerin, işlerinin hızlandırılması ya da meşru olmayan bir durumun onaylanması adına kamu görevlisine yapmış olduğu öneri sonucunda gerçekleşmektedir. İki taraf arasında gerçekleşen bir değiş-tokuş hâli olarak düşünülen rüşvet, tarihin en eski dönemlerinde bile varlığını devam ettirmiş bir siyasal yozlaşma türüdür. Denilebilir ki yöneten-yönetilen ilişkisinin ortaya çıkmasıyla birlikte rüşvet de var olmuştur. Rüşvet suçunun özel bir şekli de irtikâptır. Rüşvet, iki tarafın rızasıyla gerçekleşen bir siyasal yozlaşma türü iken irtikâp, kamu görevlisinin tek taraflı olarak karşısındakini rüşvet vermeye zorlamasıdır.

Bir diğer siyasal yozlaşma şekli de zimmet yani kendisine emanet edilen şeyi kendi malı gibi kullanmaktır. Siyasal terminolojide zimmet, kamu kurum ve kuruluşlarında yetkili bir insanın kamusal bir kaynağı gayri meşru bir şekilde yani yasalara aykırı olarak kişisel çıkarı adına harcaması veya kullanmasıdır. Örneğin bir kamu görevlisinin kendi özel aracının yakıt sarfiyatını, bulunduğu konumun kendisine sağladığı yetkilere dayanarak devletin kaynaklarından karşılaması bir tür zimmettir ve bu hırsızlıkla eş anlamlıdır. Rüşvet, irtikâp ve zimmet her ne şekilde gerçekleşirse gerçekleşsin siyasal yozlaşmanın hem nedeni hem de sonucu durumundadırlar.

Siyasal kararların alınma sürecinde ortaya çıkan diğer bir siyasal yozlaşma şekli de adam kayırmacılıktır. Adam kayırmacılığın en yaygın şekli nepotizm olarak ifade edilen akraba kayırmacılığıdır. Akraba kayırmacılığı çoğunlukla siyasal parti, grup ve yapılarda görülmektedir. Akraba kayırmacılığı, genellikle siyasal kayırmacılığın yaşandığı durumlarda ön plana çıkmaktadır. Siyasal partilerin iktidara geldikten sonra kendilerine destek olan insanlara çeşitli şekillerde ayrıcalıklı davranarak bu kişilere haksız yere menfaat sağladıkları çokça tanık olunan durumlardandır. İktidara gelen herhangi bir siyasal partinin yöneticisi veya yöneticilerinin, kendi akraba ya da yakınlarını yetenek, başarı ve eğitim düzeylerini dikkate almaksızın, kendi çabalarıyla hiçbir zaman ulaşamayacakları makamlara getirmeleri akraba kayırmacılığın en açık örneğidir. 

Burada sınırlı sayıda verilen siyasal yozlaşma örneklerinden de anlaşılmalıdır ki siyasal iktidarlar, insanî ilişkilerin en karmaşık hâle geldiği ve yozlaşmanın en çok yaşandığı yapılardır. Ancak yozlaşma, sadece siyasal ilişkiler ağı olarak kabul edilen siyasal iktidarlara özgü bir durum olmayıp, iktidar ilişkilerinin yaşandığı her yerde ortaya çıkmaktadır.