İktidar ve yozlaşma -1

Siyasal yozlaşma, sadece rüşvet, yolsuzluk gibi parasal konularda değil aynı zamanda iktidarı elinde bulunduran insanların yapmaları gereken işleri yapmamaları durumunda ya da yapmamaları gereken işleri yapmaları durumunda da karşımıza çıkmaktadır. Siyasal iktidarı kullanma yetkisine sahip olan insanların, değişik faktörlerin etkisiyle bilincinde olarak ya da olmayarak aslî görevlerini yerine getirmemeleri sadece siyasal aktörlerin değil aynı zaman da siyasal kurumların yozlaşmasına da zemin hazırlamaktadır.

İKTİDARA sahip olanlarda ve ona maruz kalanlarda, özellikle siyasal iktidar alanında yöneten ve yönetilenlerde ortaya çıkacak olan yozlaşma, iktidarın varlığına neden olan kaynaklar ve iktidarın uygulanmasında müracaat edilen argümanlardan bağımsız değildir. 

İktidar kendi başına bir şey olarak düşünülemeyeceği için onun ortaya çıkmasına neden olan kaynaklar ve ona uygulanma olanağı veren öznelerin zaman içerisinde geçirmiş olduğu değişim ve dönüşümler, iktidar ilişkilerinin de başkalaşımına neden olur. 

İktidar ilişkilerinde en fazla değişime ve dönüşüme uğrayan, iktidarın uygulanmasını sağlayan öznelerdir. İktidarın özneleri ne şekilde değişirse değişsin, iktidarın doğasında herhangi bir değişiklik meydana gelmez. Dolayısıyla iktidarın doğası gereği yozlaştırma özelliği de iktidarın mevcudiyetine bağlı olarak zamanla artar. 

İktidarın kaynağı ve araçlarının karşılıklı ilişkilerine dayalı olarak siyasal kararların alınma sürecinde ortaya çıkan siyasal yozlaşma, siyasal iktidarın doğal bir sonucu gibi görülür. Kaynaklar ve araçlar arasında oluşacak olan basit bir ilişkiye göre kişilik, genellikle zor kullanma ve caydırma argümanlarına evrilir. Bir başka anlatımla caydırıcı bir güce sahip olma genellikle kişiliğin kendisine müracaat ettiği araçların başında gelir. Siyasal ilişkilerin daha ilkel düzeyde yaşandığı geleneksel toplumlarda kişilik hem bedensel gücü hem de manevî bir otoriteyi temsil eder konumda bulunmaktadır. Toplumsal ve siyasal değişimin yok denecek derecede yavaş gerçekleştiği bu toplumlarda siyasal iktidarı elinde bulunduran kişi ya da kişilerin, yönetilenleri istedikleri doğrultuda yönlendirme ve bu yozlaşmış ilişki biçimini kemikleştirme ihtimalleri oldukça yüksektir. İktidarın kaynakları arasında yer alan kişilik, sadece geleneksel toplumlarda değil, toplumsal ve siyasal ilişkilerin karmaşık hâle geldiği gelişmiş toplumlarda da siyasal karar süreçlerinde etkin rol oynar ve caydırıcı olma özelliğini sürdürür.

İktidarın kaynaklarından birisi de mülkiyettir. Siyasal bir iktidar kaynağı itibariyle mülkiyete dayalı olarak ortaya çıkmışsa bu iktidar, kişilerin eylemlerini değiştirmenin yolu olarak daha çok ödüllendirmeyi tercih eder. Siyasal kararların alınmasında mülkiyetin yani ekonomik gücü elinde bulunduranların etkileri tarih boyunca bütün toplumlarda belirleyici rol oynamıştır. Mülkiyeti mutlak bir güç olarak düşünen yöneticilerin, zamanla hesap sorulamaz zorbalar hâline geldikleri bir gerçektir. Dolayısıyla mülkiyetin gücü oranında yöneten-yönetilen arasında bir anlamda efendi-köle ilişkisi şeklinde yoz bir ilişki ortaya çıkmaktadır. Bu tür bir ilişki, iktidar olgusunun her iki tarafında yer alanları etkileyerek, o insanların zamanla insanî doğalarından uzaklaşmalarına neden olur. 

İktidarın kaynaklarından bir diğeri ise örgüttür. İktidarını var kılmak ve sürekli hâle getirmek için çoğunlukla ikna etme-koşullandırma yolunu kullanan örgüt, günümüz toplumlarında iktidarın diğer kaynaklarından daha önemli bir hâle gelmiştir. Çünkü modern dünyadaki iktidar, çoğunlukla örgütlere dayalı bir iktidardır. Özellikle siyasal iktidar alanında örgüt, iktidarın hem kaynağı hem de kullanıcısı durumundadır. Siyasal iktidarın en büyük ve en yüksek temsilcisi olan devlet de nihayetinde bir örgüt olarak karşımıza çıkmaktadır. Çeşitli kurum ve kuruluşları kendi içerisinde toplayan devlet, en karmaşık ilişki biçimlerini bünyesinde barındıran bir örgüt olması nedeniyle yozlaşmanın en fazla yaşandığı bir yapıdır. Karmaşık ilişkiler ağı ve devasa yapısıyla devlet, hangi yönetim şekline dayanırsa dayansın siyasal yozlaşmanın farklı şekilleriyle karşılaşılan bir kurumdur. Çünkü insanî ilişkilerin en fazla denetime tabi olduğu ve bir o kadar da yasaların, ahlâkî ve dinî kuralların ihlal edildiği kurum yine devlettir.

İnsanî ilişkilerin her çeşidinde bir şekilde iktidarın ortaya çıkması mukadderdir ve iktidarın yozlaştırıcı niteliği onun doğasında vardır. Ancak asıl iktidar, doğrudan veya dolaylı olarak temas edilen, siyasal iktidardır. Siyasal iktidar, doğrudan doğruya insan-özneler arasında oluşan iktidar olması nedeniyle en fazla yozlaştırıcı etkiye sahiptir. Siyasal iktidarın, iktidarı kullananlar ve o iktidarın gücüne maruz kalan insanlar açısından hayatın her cephesine yönelik bozucu ve dejenere edici etkisi siyasal yozlaşma olarak değerlendirilmektedir. 

Siyasal yozlaşma, iktidarın gücüne maruz kalan insanlardan daha çok iktidarı kullananların yaşadığı negatif bir değişim sürecidir. Bu tür bir değişim, öncelikle kamusal hizmetlerin yerine getirilmesinde yaşanan rüşvet, irtikâp, zimmet suçu, akraba kayırıcılık, siyasal yandaşlık, yolsuzluk vb. durumlarda ortaya çıkmaktadır. Ancak kamuya yönelik hizmetlerde karşılaşılan yolsuzluk sadece parasal konularda değil, söz konusu hizmetlerin her türünde gözlenmektedir. 

Kamusal yetkinin meşru olmayan kullanımını içeren davranış ve eylemlerin tümünü kapsayan yolsuzluk, yozlaştırıcı etkisini hem siyasal gücü kullananların hukuk ve ahlâk kurallarını ihlal etmelerinde hem de iktidarın nesnesi durumunda bulunan insanların iktidar sahiplerine yönelik olumsuz tutumlar geliştirmelerinde ve nihayet süreç içerisinde toplumsal ilişkilerin her türünde göstermektedir. Siyasal yozlaşma, sadece rüşvet, yolsuzluk gibi parasal konularda değil aynı zamanda iktidarı elinde bulunduran insanların yapmaları gereken işleri yapmamaları durumunda ya da yapmamaları gereken işleri yapmaları durumunda da karşımıza çıkmaktadır. Siyasal iktidarı kullanma yetkisine sahip olan insanların, değişik faktörlerin etkisiyle bilincinde olarak ya da olmayarak aslî görevlerini yerine getirmemeleri sadece siyasal aktörlerin değil aynı zaman da siyasal kurumların yozlaşmasına da zemin hazırlamaktadır.