SATIR satır iz sürenler bilir, tez geçer öğrenirken vakit. Bir zamansızlık sancısı taşır “İkra” emrine muti olanlar. Şikâyet değil, serzeniş değil, sitem hiç değil, fakat “zaman/sızım!” diyerek inler. Zira bilir zamanın akarken insanın ruhunda bir sızı bıraktığını…
Hakikatin önünde perde olan alışkanlık girdabına sürüklenmeden, yanlışı doğru zannettiren kabullerin tuzağına düşmeden Hakk ile teması kesmeden vakti kuşanmak zordur akledenler için. Zira akledenlerin yoktur ezber ile iştigali… Onlar iyi bilir, ezber ile iştigal, işgal eder hakikatin yurdu kalpleri. Hurafe sinsi bir düşman, postallarla, tanklarla, uçaksavarlarla kuşatmaz, sessiz ve sinsi bir işgalle çöker kalplerin, zihinlerin üzerine. Bu sebeple bilir “İlla Hu!” diyenler tefekkürün ezber bozmanın formülü olduğunu. İşte böylesi ruhlar, fikredenlerden olmanın yoluna koyulur. Ah bir de rahatından vazgeçmektir bu yolda yolculuk yapmak. Zorlukları göğüslemek için duaya durulur, kimi zaman “ideal toplum” hayalleri kurulur. Çünkü dünyanın her neresinde olursa olsun, her insanın adil şartlara sahip olması gerektiğine inanır fikredenler.
Maddenin hükümranlığında, mânânın zafiyet geçirdiği son yüzyılda aç midelerin kederine aç zihinlerin kaderini değiştirme muradı düşer akledenlerin hayallerine. Doymak bilmez kapitalist obezlerin oyununu bozmayı vazife addederler.
Enistian, “Mantık sizi, ‘a’ noktasından ‘b’ noktasına götürür. Hayal gücü ise her yere...”der. Doğrudur efendim. Eğer mantık hesabı ile hedef belirleseydik, daha yola koyulmadan maliyet hesabı yapıp vazgeçebilirdik.
Zira ben biliyorum ki hayallerimiz, aslında gün yüzüne çıkmamış, güneş görmemiş mahrem dualarımızdır! Kirlenmesinden, eskimesinden, yitip gitmesinden imtina ettiğimiz dualarımızdır üstelik. İki kirpik arasına saklanmış, göz kapakları ile örtülmüş düşler, sessizliği de işiten Rabbe tevekküllü bir ilticadır. Hayal gücü, dâvâsı olan mü’minler için Rabbin hazinesine teveccühtür. Sermayesi Hak’tan, gayreti kuldan olan kutlu bir yolculuğun ilk besmelesidir!
Zamanın şımarık cilvelerine dur diyerek, akletmenin, fikretmenin derdine düşmüş, zamanı, zaman/sızısı eylemişler için öğrenmek emek, bilmek emek, bildiğini bildirmek emek, “İkra” emrine muti olmak ibadet hükmündedir. Çünkü insan olmaklığımızın gereği okumakla başlıyor hikâyemiz, vahyi ve kevni olan hakikat ayetlerini başka türlü nasıl bilebiliriz?
Başkaca cümleler kurmaktı muradım. Meselâ “Eğitim- Öğretim”den bahsedecektim, teknolojinin olumlu olumsuz yanlarına değinecektim. İmanlı bir nesilden başka çaremizin olmadığından söz edecektim. Sizleri, her şeye sahip (bazı) ve fakat açlıkla kıvranan “Çocuklarımız için neler yapılabilir?” sorusuna cevap bulmaya davet edecektim.
Meselâ “Asım’ın neslinden” söz edip çiğnenmesine izin verilmeyecek değerlerimize dokunup geçecektim. Bu ay, yani Aralık, vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un hem doğum (20 Aralık 1873) hem ölüm (27 Aralık 1936) yıldönümü olduğunu hatırlayacak, hatırlatacaktım.
Bazen böyle oluyor… Taze bir “Besmele” çekip bu sayfayı yazmak için oturduğumda zihnim bildiğini okuyor. Sanırım yazarların, zihinleri zaman zaman böyle oyun bozuyor.
Madem sizinle hasbihalimiz bu minvaldedir bu dem, öyleyse Merhum vatan şairimizin mısralarıyla hem ruhunu şâd eylesem, hem kendi hâlimi izhar etsem: “Bana sor sevgili kâri’, sana ben söyleyeyim,/ Ne hüviyette şu karşında duran eş’ârım:/ Bir yığın söz ki samîmiyyeti ancak hüneri;/ Ne tasannu bilirim, çünkü, ne sanatkârım./ Şi’r için ‘gözyaşı’ derler; onu bilmem, yalnız,/ Aczimin giryesidir bence bütün âsârım!/ Ağlarım, ağlâtmam; hissederim, söyleyemem;/ Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım!/ Oku, şâyet sana bir hisli yürek lâzımsa;/ Oku, zîrâ onu yazdım, iki söz yazdımsa.”
Ve bizimle aynı yolda yolcu olan siz güzel okurlarımızı kıymetli yazarlarımızın hayattan damıttıkları hakikat yüklü satırlarla ve imanlı, başarılı, huzurlu, şuurlu ve huşulu bir gençlik tasavvuru ile “Toplumun rotasını belirleyen güç” başlığıyla açtığımız kapak dosyamızla başbaşa bıraksam…
“İkra Bismi Rabbukellezi Halak!/ Oku! Seni Yaratan Rabbinin adıyla!” desem ve zamanı zaman/sızısı gibi taşıyanlara kalbî selamlarımı sunsam ve ayrılsam huzurlarınızdan!
Evet okumak bu mevsimde ve her mevsimde güzeldir, sizlere huzurlu okumalar diliyorum.
Hoşnut kalınız efendim!



