Haseke sahilleri

Bazı şeyler boşluk kabul etmez, boşluk olan her alan kısa sürede başka güçler tarafından doldurulur. Buna müsaade etmeden Suriye’nin bütünlüğü için yapılan çalışmalara katkı sağlamak Ankara-Şam yolunu kısaltacağı gibi kim bilir belki Kudüs yolunu da açacaktır.

“ZAMAN ola hayrola…” diye başlayan sözlerimiz vardı. İçinde umut, planlama ve beklenen şartların olduğu bu sözler herkese göre değişkendir. Zaman değirmeninde öğütülen hayatlarımız çok şey gördü. Kim bilir, daha neler göreceğiz? Ancak büyük devletler işlerini gelişigüzel zamana bırakmaz. Şartları değerlendirir, durumu analiz eder, beklemesi gereken gelişmeler varsa sabreder, işini görmeden önce hâlledilmesi gereken başka durumlar varsa ortamı ayarlar, değişkenleri hesaplar ve izler sonunda da hedefine ulaşmak için atılması gereken adımı atar ve konuyu nihayete erdirir.

Uzun zamandır Suriye semalarında barut kokusu eksik kalmadı. Zulüm, işkence, baskı ve zalimin elinde parçalanan vatan çeşitli devletlerin, örgütlerin cirit attığı yer hâline geldi. Lakin zulüm sonsuza dek sürmez. Zalim hep hükümran olmaz. Gün gelir, birisi çıkar ve dur diyerek yola düşer. Yola düşmek için gerekli inanç, azim, kararlılık hâsıl olduğunda işin büyük kısmı tamamlanmış olur. Yıllar evvel yola düşmek için hazırlananlar belli zorluklara göğüs gerdi, can verdi, zulme maruz kaldı ama yolundan dönmedi. Gün geldi, harekete geçtiklerinde kâğıttan kaplan gibi görünen rejim silinip gitti. Ancak Suriye’de değişkenler birden fazla, denklemler göründüğünden derindi.

Yıllar evvel binlerce tır silahı bölgeye aktaran ABD, eliyle kurup eğittiği örgütün dağılmasına müsaade etmemek için çaba sarf etti. Petrol ve diğer rezervlerin elinden gitmemesi için sahada ve masada oyunlar kurdu. Lakin gün geldi, bölgesel gücü eline alan Türkiye denklemi kökünden değiştirip kontrolü ele aldı. “Suriye tek parça olmalıdır, toprak bütünlüğü korunmalıdır” söylemi, yalnızca bir söylenti veya talep değil, hedefti. Planını, diplomasisini, sahadaki durumları ele alması için gerekli zamanı iyi değerlendirip Suriye’nin yeniden Suriyeliler tarafından yönetilmesi ve toprak bütünlüğünün korunması için gereken yapıldı. Geriye sadece terör artığı SDG kaldı. 

İslâm dini savaştan önce barışı, kavgadan önce konuşmayı emreder. Bu emre uygun davranılarak bu örgütün dağılması, gerekirse yeni kurulmuş devlete entegre edilmesi için diplomatik tüm yollar denendi. Ancak, İsrail ve ABD güdümünde olan SDG kendisine uzanan eli tutamadı. Terörsüz Türkiye için ülkemiz içinde ve dışında yürütülen faaliyetlerin beyhude olmadığını fark etmeleri ve yanlış tarafta durduklarını anlamaları zorlaştı. Hâl böyle olunca ABD’ye güvenenler yarı yolda kaldı.

Tarihin her devrinde benzer durumlara rastlıyoruz. Dünden ders almayanların sonu ne yazık ki benzer oluyor. Halkın desteğini almadan, halkı silah zoruyla baskı altında tutan, amacı samimi olmayan oluşumlar kimi zaman göz önünde olsalar bile vakti geldiğinde, kendilerine biçilen rol geçmişte kaldığında terk edilir ve yalnızlığa mahkûm olurlar. SDG de benzer acıyı yaşadı. Eninde sonunda yaşayacağı belliydi. Keşke bunca kan ve gözyaşına neden olmasalardı. Başka güçlerin tatlı sözlerine kanıp hata üstüne hata etmeselerdi ancak geçmiş artık geri döndürülemez. Olan olmuş ve miat dolmuştur. Yardım bekledikleri ABD ise bambaşka havalarda geziniyor. 

ABD Başkanı D. Trump, evvelce de yazdığım gibi enteresan bir kimlik. Akılcı mı, hayalci mi belirsiz görünüyor. Ancak politikalarında kendi gücü ve ordusuna olan güveni göstermek isterken yaptığı hatalar yakın zamanda inşallah Birleşik Devletler’in başına büyük bir çorap örecek. Avrupa ile kötüleşen ilişkileri şimdilerde çok zarar vermiyor fakat ihtiyaç duyduğunda yanında olması gerekenlerin sırt çevirdiğini gördüklerinde yıkılış hızlanacak. Bugünlerde dünyanın her yanına nüfuz etme çabaları etkin gibi görülebilir ancak sürdürülebilir değil. Gazze konusunda, Suriye konusunda bu durumu yaşadık. Hayallerini kurdukları Güney Amerika, Meksika, Grönland adaları konusunda da yaşayacağız. Kendilerini Osmanlı İmparatorluğu yerinde görme gayretleri var ancak atladıkları önemli noktalar var. Bu noktalardan ilk ve önemlisi Osmanlı İmparatorluğu işgalci değildi. Fetih hareketi ile gönülleri kazanarak hükmetti. Zorbalık yapsaydı Osmanlı İmparatorluğu belki dünyayı ele geçirirdi ama yönetemezdi. ABD en temel detayı atladığı için başarılı olamayacak ve durum tersine döndüğünde de yapayalnız kalacak. 

Suriye konusuna dönecek olursak… Bugünlerde yapılan askerî harekâtlar oldukça etkili bir şekilde yürütülüyor. Fırat’ın doğusuna çekilen örgüt mensupları yazıyı kaleme aldığım şu sıralarda Haseke’yi de kaybetmek üzereler. Suriye ordusu yaptığı bu operasyonu nereye kadar götürür bilinmez ancak ülkenin toprak bütünlüğünün sağlanması gerekliliğini belirten yöneticilerin duruşuna bakılırsa Suriye kısa zamanda yine tek devlet olacak. Gerçekleştirilen devrimin başarıya ulaşması için gayret sarf eden yönetimin başarılı olması da yine idarecilerin istikametten sapmadan, halkın refah ve güvenliğini göz önünde bulundurarak durmadan ilerlemesi ve çalışmalarına bağlıdır. Şimdiye kadar bu duruşu sergilediler, bundan sonraki süreçte daha güçlü bir şekilde Suriye’nin toparlanması için gayret edeceklerine inanıyoruz. Neticede evine, ülkesine dönmek için orada huzur, barış ve toplumsal bütünlüğün sağlanmasını bekleyen onca halkı var. Acı ve zulüm döneminin sona ermesi, ülkenin üzerinden barut kokularının çekilmesi gerekliliği elzemdir.

Kendine özgü sesleri olan Suriye yeniden çocukların korkusuzca oyun oynayabileceği, çarşı pazarlarının canlanacağı, üretim ve sosyal yaşantının düzene gireceği günü çoktan hak etti. Hak ettiğini almalı ve ata yadigârı topraklar yine sahiplerince yönetilmelidir. O topraklarla olan bağımız çok eskiye dayanır. Orada yaşanan huzursuzluğu biz derinden hissederiz. Bu sebeple Suriye’de yapılması gereken işlerde, atılması gereken adımlarda olmamız oldukça normaldir. Herkes konuşabilir ama bizler orada olmalı, yeniden yükselen bayrağın dalgalanması için destek vermeliyiz. Geride durduğumuz her noktaya başka güçlerin yerleşme ihtimallerini unutmamak gerekliliğine dikkat çekmek istiyorum. Bazı şeyler boşluk kabul etmez, boşluk olan her alan kısa sürede başka güçler tarafından doldurulur. Buna müsaade etmeden Suriye’nin bütünlüğü için yapılan çalışmalara katkı sağlamak Ankara-Şam yolunu kısaltacağı gibi kim bilir belki Kudüs yolunu da açacaktır.