BU seneyi “Aile Yılı” ilan ettik. O kadar önemli bir mevzu ki, değil “Aile Yılı”, “Aile Asrı” ilan etsek yeridir. Aile fertleriyle muhabbet ediyorum, evliler mutsuz, çocuklar mutmain değil. Boşananlara bakıyorum, taraflar haklı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bakıyorum, aileler devam etsin, huzurlu olsunlar diye çırpınıyor. Kanunlar çıkıyor, programlar yapılıyor, bilim insanları çalışıyor, insanlar konuşuyor. Kanaatimce ufukta çare de görünmüyor. Anlaşılıyor ki nasıl TBMM’de çıkaracağınız bir kanunla “Yer Çekimi Kanunu”nu değiştiremiyorsak, aile kavrmamını da çıkaracağımız kanunlarla, yapacağımız çalıştaylarla hâl yoluna sokamayacağız.
Peki neden ve çaresiz miyiz?
Sebebi şu: Asr-ı saadet’ten sonra her geçen yıl fıtratımızdan istikrarlı bir şekilde uzaklaştık ve hâlen uzaklaşmaya devam ediyoruz. Medeniyetimiz, nefis terbiyesi, ego azalması dedikçe biz tersini yaptık ve onları kışkırttık. Her insanın bir âlem olduğu söylendikçe biz insanı anlamak, onun özgünlüğünü anlamaya çalışmak yerine ona eşya muamelesi yaptık. “Kadınlar şöyle, erkekler böyle” tarzı cümleler… “İnsan falan yaşta olunca şöyle olurmuş, filan yaşta olunca böyle olurmuş…” Bilmiş bilmiş küstahça yaklaşımlar, genellemeler… Ne yani, senin karın/ kocan o söylediğin erkeklerden/ kadınlardan her hangi biri mi? Hiç onun ona özel bir vasfı, bir mizacı yok mu?
İlişkilerde kesintisiz ithamlar, iftiralar, zanlar… Sınırsız istekler, talepler, yakınmalar, şikâyetler… İletişimde “varsın”, “değerlisin”, “doğalsın”, “güvenilirsin”, “sevilmeye layıksın” ve “Hem sen bir bireysin, hem de bizden birisin” gibi mesajların verilememesi veya alınamaması… Ne sabır, ne şükür…
Şimdi elinizi vicdanınıza koyun, saydığım bu şartlarda kim yaşamak ister? Tamam yaşadın, hoş, katlandın, evet tebrikler… Peki eline ne geçecek? Bir de diğer taraftan bakalım: Hayattaki tüm algısı ve anlayışı “ben merkezci” olmuş, hiç bir yanlışının olmadığına, tüm sorunların da birilerinin görevlerini yapmamasından kaynaklandığına iman eden bir eş ise ne diyeceksin?
Bir başka ifadeyle… Ben merkezci yetişmiş, terbiye almış biri kendince haklı. Ben merkezci birine tahammül edemeyen diğer eş de haklı. Ailenin huzurlu şekilde devam etmesine inanan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve erdemli insanlar da haklı.
Bu kadar kişinin haklı olduğu yerde sorun hâlâ varsa, çözüm de basit ve kolay değildir demektir.
Çare şu: Bir şeyin bozulması asırlar sürdüyse, birkaç kanun çıkarmakla, çalıştay toplamakla, proje yapmakla o şey üç beş senede düzelmez. Bunu bilip yola öyle çıkmalı ve hedefler ümitsizliğe mahal bırakılmayacak şekilde belirlenmeli. Tabii hem problemin, hem de çözüm yolunda ilerlediğimizin farkında olmamız şart.
Belki daha önce de yazdım, beğendiğim şu hikâyeyi müsaadenizle tekrar yazmak istiyorum:
Bir kişi yolculukta mağarada sabahlamak ister. Uyanınca fark eder ki mağaranın ağzında kocaman bir kaya. Oradan normal şartlarda çıkıp kurtulması imkânsız. Rabbine iltica eder, kurtarmasını diler. İlâhî bir ilhamla kayayı düzenli olarak her gün ve günün belli saatlerinde itmesi tavsiye edilir. Bizimki itmeye başlar. Fakat ortada bir değişiklik yok. Kaya aynı kayaysa, adam da aynı adamsa niçin ve nasıl bir değişiklik olsun ki? Ümitsizlikle köşesine yığılır, kalır ve tekrar niyazda bulunur. Aynı şekilde kayayı itmeye devam etmesi tavsiye edilir. Çaresiz itmeye devam eder. Belli bir çabadan sonra o da ne? Kaya yerinden kıpırdamıştır. Heyecanla ve çok daha yüksek bir motivasyonla itmeye devam eder. Tabii ki kayayı itip mağaranın girişini açmayı başarır. Güneşli, aydınlık ortama çıkınca fark eder ki, kayayı ite ite kasları acayip derecede gelişmiştir.
Aile mevzuları da hikâyedeki kaya misali. Belki de asırlarca uğraşmaya devam edeceğiz. Birçok becerimiz gelişecek. Böylelikle insan, fıtratına dönsün, asrın alışkanlıklarından, zafiyetlerinden, kabullerinden kurtulsun. Çalışacak kişiler olan bizlerin motivasyonu sonuç görmek olmamalı, aksine üzerimize düşen vazifemizi en iyi şekilde yapmak olmalı. Üzerimize düşen vazifenin ne olduğunu medeniyetimizin referans kaynakları son derece net bir şekilde izah etmekte ve bizlere yol göstermektedir. O yüzden bu konuda mücadele edeceklere muvaffakiyetler diliyorum.



