Göçmen kapısı içe mi açılır, dışa mı?

Erdoğan seçimle geldi ise, Esad da seçimle gidecek! Peki, bu ne zaman olacak? Sadece NATO yahut BM gücü Rusya’yı buna zorlarsa mümkün olacaktır bu. Mümkün mü? Bu güç, bu jesti Erdoğan’a yapmaz. Çünkü bu güç, bu jesti CHP için “politik dondurucu”da tutuyor.

Zamansız Suriye

SURİYE’de hava saldırısında şehit olan onlarca askerimizin kanı yerde bırakılmadı ve yüzlerce Rejim askeri ve unsuru vuruldu. Türkiye, kritik göndermesi olan bir karar aldı ve göçmenlerin Avrupa’ya geçişteki yasağını “Arızalı kapı, kapanmıyor!” tekniğiyle araladı.

Türkiye’nin “Neden Suriye’deyiz?” bağlamındaki amacı olan “terörden arındırılmış güvenli sınır, stratejik müttefik Suriye (Hükûmeti)” şeklindeki iki parçalı/aşamalı programı işliyor.

Türkiye, terörden arınmış sınır sürecinde geniş desteğe ulaşırken, konu “Suriye stratejik komşu olsun” aşamasına geçince, ABD, AB ve Rusya, Türkiye’ye açık mesaj veriyor: “Suriye’yi unut!”

Nitekim 33 şehidimizle sonuçlanan saldırının özünde bu var: “Türkiye göçmenlerin evi olsun ama Suriye Devleti ve Hükûmetinin geleceğine karışmasın!”

Oysa Suriye Devleti bağlamında, “Suriye’nin toprak bütünlüğüne” inanan ve bunu riske edecek her şeye karşı çıkan Türkiye, konu Rejim/hükûmet denklemine gelince “Esad’sız Suriye” stratejisinde kararlı.

Nitekim Rusya’yı da güçlü ve ikircikli yapan, “Esad’sız Suriye” stratejisidir. Hattâ “Esad’sız Suriye” talebi, Rusya’nın ve tabiî İran’ın elini güçlendirmektedir. Çünkü Rusya’nın da amacı, “Suriye’yi artık bir Rusya askerî üssü” yapmaktır. Konumunu kabul ettirmek ve Rusya içinde tehdit görülen ve de terörist ilân edilen Suriye’deki milisleri Suriye’de öldürmek de bu amaca ilâvedir.

Türkiye, Rusya’nın birinci talebine sıcak bakarken, ikinci talebini ise “Rus ruletine” benzetiyor ve reddediyor.

ABD içinse basit ve kullanışlı amaç, “Kürt kartı”nı elinde tutmak… Tabiî ki arka plânı “kullanışlı terörist” listesinde PKK/PYD gibi örgütleri tutmak da var. Yeterince verdiği silah ve eğitim desteğiyle de bu amacına ulaşmış durumda.

Tüm bunlar şuna işaret etmektedir: Suriye zamansız! Zamansız olaylar ve saldırılar devam edecek...

Göçmenlik “politik joker” midir?

Türkiye, “Kapıları açarım ha!” diyerek AB için gösterdiği göçmen enerjisini/mayınını hiçbir zaman “politik joker” olarak kullanmadı. Ancak bir gerçeği görmeli: Suriyeliler mülteci olmaktan hızla çıkıyor ve Türklerin Almanya’daki süreci gibi “azınlık” ve/veya “gurbetteki Suriyeliler” kıvamına kavuşuyor.

Bu nedenle AB’nin “göç dalgası” endişesinde olduğunu sanmıyorum. Yani Suriye İç Savaşı’nda Türkiye’nin elinde, bir “politik joker” işlevinde Suriyeli göçmen yok!

Binlerce Suriyelinin Avrupa içine yönelmesi, tabiî ki AB açısından oldukça can sıkıcı ve Türkiye’nin bunu örgütlüyor olmasının politik sonuçları olacaktır. Ancak artık Suriyeliler AB açısından Türkiye’nin ima ettiği kadar tehlike olmaktan çıkmıştır. Çünkü Suriyeliler çoktan entegre olmuşlardır.

Kuşkusuz istikrara kavuşmuş bir Suriye’ye dönecek Suriyeli de çoktur. Ancak ezici çoğunluk, Almanya’daki vatandaşlarımız gibi “çifte vatandaş” kategorisinde kalacaktır.

İdlib bölgesindeki Suriyeliler konusuna gelince…

Bu bölgedeki insanlar, “göçmen potansiyeli” olan bölgeden çok, “savaş virajı” hükmünde askerî konuşlanış özelliği taşımaktadır. Yani iç savaştaki Esad karşıtı milislerin sivil cephesidir. Dolayısıyla burada yaşanacak bir trajedi, tahminin çok üstünde sivil kayıpla, devletlerarası ilişkilerde domino etkisi yapacak karakterdedir.

Dolayısıyla bu viraja hızlı girenin yoldan çıkma ihtimâli var.

Nitekim Türkiye, şehit edilen askerlerin cevabını misli ile vermiş, ancak bu viraja hızlı girmemek için de gerekli hızı ve kontrolü iyi sağlamıştır.

Aynı kontrol Rusya’da da var. Çünkü Rusya, Türkiye’ye, “Esad’ı bazen kontrol edemiyorum; çünkü siz de bizim terörist ilân ettiğimiz bazı milisleri sizin kontrolünüzdeki sahada kontrol edemiyorsunuz” taktiğini sinsice/haince kullanıyor. Kullanmaya da devam edecektir…

Türkiye, milyonlarca Suriyeli için göçmen kapısı olmuştur; ancak bu kapının içe mi, yoksa dışa mı açıldığını görmemiz açısından bir “kapı yönünün” henüz tayin edilmiş olduğu görülmüyor.

Hem içe, hem de dışa açılan kapı olması durumunda ise, bir gerçeği Türkiye kabullenmiş demektir: Esad’sız Suriye demek, Erdoğan’sız Türkiye demek…

İşte bu ilişkidir Rusya’nın jokeri!

Tekrarlarsa, Rusya, Erdoğan’a, “Esad’sız Suriye demek, Erdoğan’sız Türkiye demek!” şeklindeki şantajını yapmayı sürdürüyor demektir.

Bu şantajı hiçbir askerî hamle bitiremez.

Geriye tek yol kalıyor: Erdoğan seçimle geldi ise, Esad da seçimle gidecek!

Peki, bu ne zaman olacak?

Sadece NATO yahut BM gücü Rusya’yı buna zorlarsa mümkün olacaktır bu. Mümkün mü? Bu güç, bu jesti Erdoğan’a yapmaz. Çünkü bu güç, bu jesti CHP için “politik dondurucu”da tutuyor.

Erdoğan’ın bir sürpriz hamlesi var mı?

Bence var!

Bir sonraki yazı da buna dair olacak...