
ÇOCUKLAR ve gençler milletin ümididir. Yarınları kendine
emanet edeceğimiz bu zinde güç ne kadar iyi yetiştirilir, ne kadar dinine,
vatanına, geleneklerine bağlı kılınırsa, istikbalden o derece emin olunabilir.
Bir ölçüde bütün milletlerin ortak problemi olan bu
konu, yalnız resmî kurum ve kuruluşların değil, aile ve millet olarak hepimizi
ilgilendirecek kadar önemlidir.
Belli dönemlerde çocuğunu, gencini manevî ve millî
değerleri istikametinde terbiye etmeyen (eğitimden geçirmeyen) bir millet,
bunun doğuracağı problemleri çözmekte birçok sıkıntıya katlanmak zorunda
kalacaktır.
Gençliğin hem bedenen, hem de ruhen eğitilmeye ve her
türlü zararlı alışkanlıktan korunmaya ihtiyacı vardır. Aile ve eğitim kurumları
başta olmak üzere, medya kuruluşları ve toplum, bir hammadde durumunda olan
gençliğin şekillenmesinde ve kişilik kazanmasında üzerlerine düşeni zamanında
yapmalıdırlar.
Gençlik, insan hayatının en önemli, en görkemli ve en
verimli zamanıdır.
Gençlik, sapmaların en yoğun olduğu, kaymaların en çok
yaşandığı zaman dilimidir.
Gençliğin ne olduğu ve gençlere karşı nasıl
davranılması konusunda müracaat edeceğimiz merci, Kur’ân’ın ahkâmı ve risalet-i
Resûlullah’ın izinden gidilecek sırat-i müstakîmden geçen yol ve yordam
olacaktır.
Allah-u Teâlâ gençliğe büyük önem vermiş ve Hazreti
İbrahim, Hz. İsmail, Hazreti Yusuf ve Hazreti İsa gibi büyük peygamberlere genç
yaşta risalet görevi yüklemiştir.
Kur’ân’da Hazreti Yusuf, gençliğini Allah yolunda
harcamış, genç yaşta takva libasını giymiş, iffetini korumuş örnek bir şahsiyet
olarak bildirilir. Hazreti İbrahim, genç yaşta şirk düzenine karşı çıkan,
putları kıran, inancı uğruna ateşe atılan biridir. Hazreti İsmail, Allah yolunda
canından olmayı kabullenmiş bir kişiliktir. Hazreti Musa, Firavun ve de düzenine
başkaldıran, terk-i diyar eden, zulmü kabullenmeyen bir genç olarak
aktarılmaktadır.
Hazreti Meryem’in iffeti, gençliği ve sabrı, Allah’a
kurban sunan Habil, zalim yönetimden kaçıp mağaraya sığınan Ashab-ı Kehf de yine
Kur’ân’da anlatılan gençlerdir. Kur’ân’da sadece iyi genç örnekleri değil, kötü
genç örnekleri de anlatılmaktadır.
Gençliğin önemini kavrayarak, Hazreti Peygamber’in
(asm) yukarıda zikredilen misaller ışığında gençlere verdiği önemi ve yaklaşım
metodunu da dikkate almak suretiyle, gençliğin sahip olduğu enerji ve dinamizm iyi
bir eğitimle yönlendirilmeli, gençlere nuranî ufukların yanı sıra ruh-i mücerret
kavramlarla Hak yolunu göstermeliyiz.
Bu yüzden takip edilecek yol ve yordamın ne olduğuna beşeriyetin
hidayet rehberi Kur’ân’dan bakalım.
İnsanoğlunun hayat safhalarından biri olan gençlik,
Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadîs-i şeriflerde önemle vurgulanmış ve gençlerin ne
şekilde yetiştirilmesi, nasıl bir hâl üzere olmaları gerektiği açıkça beyan
edilmiştir.
Gençken yapılan amellerin ve gösterilen hassasiyetin
yaşlı kimselerin amel ve hassasiyetleriyle bir olmayacağı ve gençliğinde bu
hassasiyetlere sahip olanlara ihtiyarlıklarında da aynı ikramda bulunulacağı
müjdelenmiştir. Bu hakikat, Kur’ân-ı Kerîm’de Hazreti Yusuf örnekliğinde şöyle
beyan olunmuştur: “O (Yûsuf -as-) kuvvetlenme çağının sonuna ulaştığında, Biz
ona büyük bir hikmet ve önemli bir ilim verdik. İşte Biz (özellikle de gençken
ibadetlerine dikkat eden) o muhsinleri (yaşlılıklarında) böyle
mükâfatlandırırız!” (Yusuf, 22)
Gençlikle alâkalı bu husus, bir başka âyet-i kerîmede,
durumu kötülenen insan sınıfı mevzubahis edildikten sonra, istisna tutulan
kimselerin faziletiyle beraber şöyle beyan edilmiştir: “Lâkin o kimseler ki,
(genç ve sıhhatli oldukları dönemlerde) iman etmişlerdir ve salih ameller
işlemişlerdir. İşte onlar için kesilmeyen pek büyük bir mükâfat vardır.”
Mevlâ Teâlâ, cihad emri ve diğer konularda hitabını gençleri de içine alacak şekilde yöneltmiştir. Gençlik, toplumun dinamosudur. Hayatın en faal devresidir. (Devam edecek…)