HAYATIN her aşamasından geçen, bilgi ve donanımıyla çınar misâli herkesi sarıp sarmalayan güzel insanlar vardır bu hayatta. Doğan Cüceloğlu da bunlardan birisi.
Adana Silifke’de on bir çocuklu bir ailenin, on birinci çocuğu olarak dünyaya gelen ve yaşadığı hayatı çok güzel özetleyip gençlere yönelik bu altın nasihatlerini “Var Mısın?” adlı kitabında bir araya getiren bu güzel insanın eseriyle bir arada olacağız bu yazımızda.
Kaleme aldığı bu nadide eseri anlatırken “Bu kitabı anne babaların, öğretmenlerin, üniversite gençlerinin elinde hayâl edince tâ derinlerde bir heyecan duyuyorum” diyerek heyecanını bizlerle paylaşır yazar. Kitapta yazdığı on dört bölümle insanın kendini nasıl geliştireceğinden nasıl meslek seçmesi gerektiğine, kimlere akıl danışıp nasıl eş seçimi yapması gerektiğine kadar birçok önemli konuya yer veriyor Cüceloğlu.
Kitabın ilk bölümünde hayatın anlamına yer verip, “Seksen iki yaşıma geldim ve şunu anladım: Birey, yaşamının anlamını ancak bir ekip içinde sorumluluk alarak bulur!”diyerek sorumluluk almanın insanlar için ne kadar ehemmiyetiyle olduğuyla başlıyor. Tabii ki “biz duygusu” içerisinde atılacak her bir adımın değeri, anlamlı ve kıymetlidir. Bu vesileyle sorumluluk alıp biz duygusu içerinde hareket edip herkesin hayrına olacak adımlar atmak, yazarın da bahsettiği gibi en önemli gayemiz olmalıdır. Rüzgâra kapılıp uçuşan bir yaprak parçası olmaktansa, rotasını belirlemiş bir gemi olarak yol almamız, bu sorumluluğun olmazsa olmazıdır.
İkinci bölümde insanın kendini nasıl geliştirmesi gerektiğine yer verirken yaşamında kendi olarak var olabilen ve “Sana nasıl yardımcı olabilirim?” gayreti içinde bulunanların, barışı da mutluluğu da er ya da geç yakalayacağının altını çizer. Ayrıca kitabın ilk sayfalarından itibaren üzerinde durduğu korku kültürü ve sevgi kültüründen yola çıkarsak bireysel durumdan toplumsal gelişimlere kadar her bir şeyin sevgi kültürüyle birlikte inanılmaz bir dönüşüme uğrayacağını da ifade eder Üstat.
Karamsar olmadan umutla yarınlara adımlar atmalıyız. Yeni neslin karamsarlığa kapılmasına neden olan “umutsuzluk” kelamına ayrı bir pencere açıyor diğer bölümde Doğan Hocamız. Burada büyük bir ekibin parçası olup, elinden geldiğini yaptığını ifade eden ve bunu gösteren herkesin umutsuzluğun üstesinden gelebileceğinin altını çizer. Zihin dilinin yanında biz duygusunu gerçekten hissettiren bir gönül dilinin herkeste olması ve hayata olumlu bir bakışla yaklaşılması üzerine de ayrıca önem verir. Maalesef gençlerimizin kaçırdığı en önemli meselelerden biri bu umutsuzluk meselesidir. Biz duygusu içerisinde bir ekibin parçası olabilen ve gönül diliyle hareket edebilen herkes günün sonunda aydınlığa elbet ulaşır.
Değerli okuyucular, her insanın kendine özel bir yanı vardır. Bunu güzel bir tanımla “otantik bir taraf” diye niteler ve dördüncü bölümde de içimizdeki özü nasıl bulacağımızı anlatır Hocamız. Her insanın özünde iyilikleri olabileceği gibi kötülüklerinin de olabileceğini, “O da insanmış, onun da eksikleri varmış” demenin insanı mütevazılaştıran ayrı bir güzelliğinin olduğunun altını çiziyor Doğan Hoca. Ardından gelen bölümde de çevremizde olan her şeyin bizleri nasıl etkilediğini aktarıyor. Bu bölümde ilkokuldaki iki öğretmenini karşılaştırıp insana insan gibi yaklaşmanın farkını kılıyor Üstat. Unutmamalıyız ki insanoğlunun karşısına çıkanlar bazen ceza, bazen de mükâfat olabiliyor.
Altıncı bölümde belki de genç kardeşlerimiz için en önemli alana değiniyor ve “Kime Akıl Danışılır?” diyerek bu süreçte “Mentör İnsan” faktörünün insanlar için ne derece önemli olduğunu aktarıyor. Baktığımızda her insanın ihtiyacıdır bazı dönemlerde böyle çınarlara denk gelebilmek. Akıl danışabildiğimiz, bilgisine ve deneyimine güvendiğimiz akıl hocalarına özellikle gençlik çağında rast gelmek hayattaki en önemli şanslardan biridir. Toplumun geleceği için gençleri dinlemek ve onlarla sohbet edebilmek büyük bir kazanımdır. Bu vesileyle “Kendilerini tanıma yolunda gençlerin gönlüne dokunacak, onlara katkı sağlayacak insanlarla onları ne kadar etkileşim içine sokarsak, toplum olarak o kadar kazançlı çıkarız…” sözü oldukça anlamlıdır.
Gelelim özgüven ve cesaret konusuna… Ömür sermayesinde özgüvenli ve cesaretli olmak gerçekten de insanları bir adım önde taşır. Yazarın dediği gibi bazı insanlar sahada kan ter içinde kalan futbolcu gibidirler. Onların önünde fırtınalı yağmurlar, çamurlu ve dikenli yollar olsa da onlar “Ben buradayım, ait olduğum yerdeyim!” deme heyecanını ayrı yaşarlar. Bu bölümde üzerinde durulan bir konu da insanların etki alanlarının farkında olabilmeleri konusudur. Yaşamın elbet bir gün, uzun vadede merak edenleri, iletişim kurup ilişkiler geliştirenleri, yardımlaşmayı el üstünde tutup işbirliğini uygulayanları, biz değerleri içerisinde toplum ve gelecek adına verimli olanları ödüllendirdiğini de aktarır bize.
Kitabın sekizinci bölümünde ise hayatın kırılma noktalarından “Nasıl eş seçilir?” sorusuna çok anlamlı cevaplar verilmektedir. Bu hayat yolunda çiftlerin tüccar değil yoldaş olduğu, yaşam dansı için beraber oldukları, ilişkilerinde çözüm odaklı iletişimle adım atmaları gerektiğini aktarır bizlere.
Bir sonraki bölümde hayatta yaptığımız en önemli hatalardan birine yer veriyor Üstat. Her insan mükemmel olma yolundadır ama baktığımızda bunun yerine olabileceğinin en iyisi olmaya çalışmanın daha doğru ve yerinde olacağının altını çizer Doğan Hoca. Planlı ve programlı bir hayat yaşamanın, yapabileceğinin en iyisini yapmanın, sabırlı olmanın hakikatinden bahseder ve “Çin kamışı” örneği ile de bunu özetler Üstat. Çin kamışı oldukça farklı bir ağaçtır ve bize hayattan çok anlamlı bir ders verir. Bilindiği gibi Çin kamışı ancak yedinci yılın sonunda bitip sekizinci yıla girdiğinde sanki zamanı telafi edercesine bir yıl içerisinde on beş metre kadar boy atar, serpilir ve kırk metreye kadar da uzanır. Sonunda muhteşem bir ağaç olur. Sabrın çok anlamlı bir hikâyesidir bu Çin kamışları ağaçları. Bu bölüm içerisinde gençlere öğütlerine devam eder ve gençlerin kök salmasını istediği beş maddeyi özetler Üstat ve şunları paylaşır bizlerle:
1-Geleceğinle ilgili bir fikrin olsun. Nasıl bir gelecek hayâl ediyorsun? 2-Ufkunu açacak, geleceğini güçlendirecek bir yabancı dili okuyup yazabilir, konuşabilir hâle gel! 3-Kariyerinle ilgili alanda takdir ettiğin, örnek aldığın insanlarla ilişki kurmaya, onları takip etmeye göster. 4-Zaman yönetimini öğrenin. Günlük, haftalık, aylık, yıllık, beş yıllık ve on yıllık planlamalar yapın. 5-Tasarruf etmeyi ve bilinçli harcamayı bütçe yapmayı öğrenin.
Onuncu bölüm ise bence kitabın en önemli bölümüdür. Burada yazar “Nasıl meslek seçilir?” sorusuna cevap bulmaya çalışıyor. Bu bölümde emek ve gayretin, ortaya koyulan ideallerin ve hayâllerin üzerine çok güzel örnekler yer veriyor Üstat. Belirlenen alanda iyi olabilmek için seçilen ilgili alana on bin saatin verilmesi, azimle ve kararla bu sürecin de takip edilmesi gerektiğini aktarıyor bize. Meslekî olarak neyi hedefliyorsak onun uzmanıyla ve bir bileniyle mutlaka bir hasbihal edip onları dinlememiz gerektiğini aktarıyor bizlere. Bu arada bu bölümde para hesabını koordine etmenin öneminden bahsedip “Para yönetmek, yaşamı yönetmektir” diyor ve bizleri bu önemli konuda uyarıyor yazar.
Bir sonraki bölümde “biz” olmanın öneminden bahsederek aile ve eğitim ortamının insanın geleceğinde kilit rol oynadığını ifade eder. Bu iki ortamın biz kültürüne kattığı değer tabii ki eşsizdir. Ayrıca ilgili bölümde konfor alanının dışına çıkıp bazen cesur adımlar atmanın gerekliliği ve nehirle beslenen denizler gibi bireyin gelişmesine faydası olabilecek alanlardan faydalanılması gerektiği savunulur. Akabindeki bölümde de toplumun ben kültüründen biz kültürüne nasıl adım atacağı aktarılır. Bu süreçte herkesin üzerine bir rol düştüğü ve her bir gencin her bir ferdin bilgiden çok ilgiyle, muhabbetle ve sohbetle kucaklanması ve sahip çıkılması gerektiği aktarılır.
On üçüncü bölümde “Nasıl okumalı, gezmeli ve ne dinlemeliyiz?” derken sunduğu kitap ve sinema önerileriyle ayrı bir serüvene çıkarır bizi Doğan Hoca. Son bölümde de “Neleri okumalı, dinlemeli ve seyretmeliyiz?” sorusuna vermiş olduğu önerilerle birçok güzel noktaya değinir.
Ömür sermayesinin en güzel çağı olan gençliğe yönelik bu altın öğütler, umarım genç kardeşlerimiz için yol gösterici olacaktır…



