Gazze yanıyor, vicdanlar kanıyor

Gelinen noktada Siyonist İsrail Yahudi devletinin zulümleri o kadar ayyuka çıktı, sâbi bebek ve çocukların feryatları o kadar göklere yükseldi ki artık kanayan vicdanlar susmaz oldu ve insanlıktan nasibini alanlar ile ezilen milletlerin halkları “Yeter artık!” demeye ve İsrail’i protesto etmeye başladılar. Çünkü maşeri vicdana artık gem vurulamaz olmuştur.

Panorama

BÖYLE bir katliam, böyle bir soykırım (Gazze) dünya târihinde herhâlde çok az görülen vak’alardan. Hele de bu devirde!

O kadar dengesiz, o kadar ahlâksız, o kadar acımasız ki, pes doğrusu! Birazcık vicdanı olanların dahi tiksineceği türden…

Öyle ki, başta ABD olmak üzere hemen hemen tüm Avrupa devletlerinin silah, para, istihbarat, propaganda desteğiyle Siyonist İsrail ordusu kadın, çocuk, yaşlı demeden, bununla birlikte hastahâne, ibâdethâne, okul, ambulans ayrımı yapmadan yaklaşık kırk beş gündür sivil insanları, yerleşim birimlerini gece gündüz kesintisiz olarak bombalıyor, Filistinlileri göçe zorlayarak yurtlarından ediyor. Canlarını kurtarmak için perperişan yollara düşen insanları dahi rahat bırakmayarak onları da vuruyor, kuduz köpekler misâli gözü dönmüş bir şekilde saldırdıkça saldırıyor. İşin acı tarafı, bunu dünyanın gözü önünde pervasızca yapıyor; “insan hakları havarisi” kesilen modern devletler sadece seyrediyor (pardon, seyretmiyor, bu kâtil sürülerine her türlü desteği veriyor).

Bu kâtil sürüleri Filistinli Müslümanları zâten insan değil hayvan olarak görüyor, hatta fare yerine koyarak bir kedinin fareyi avladığı gibi avlamak istiyor. Bunu açıkça dillendirmekten de imtinâ etmiyorlar.

Bir anekdot

Yıllar yıllar önceydi. Çekim yapmak için İsrail’e giden Hollanda televizyon ekibinden bir muhabir, işgâl edilmiş Filistin topraklarından Gazze sınırındaki gözetleme kulesinde nöbet tutan Siyonist bir askere şu soruyu sormuştu: “Burada ne yapıyorsunuz?”

Siyonist asker, hiç unutamadığım şu cevabı vermişti: “Biz safarideyiz. Hayvan avlıyoruz.”

Eliyle Gazze tarafında yaşayan insanları göstererek, “Şu gördüklerin hayvan, biz de avcıyız, onları avlıyoruz” diye eklemişti.

Kanım donmuştu. Bu nasıl çarpık bir zihniyetti! Bu nasıl bir kin ve nefretti! Bu nasıl bir beyin yıkama ameliyesi ve mankurtlaştırma operasyonuydu! Şaşmamak ve insanın küçük dilini yutmaması mümkün değil.

İşte Siyonist Yahudi anlayışı bu! Şimdi de aynı şeyi yapıyorlar ve bakış açılarında en ufak bir değişiklik yok maalesef.

Dinci ve ırkçı devlet İsrail

İsrail denilen bu Siyonist Yahudi devleti, dünyanın en dinci, en ırkçı devletidir ne yazık ki. Ancak, ellerindeki geniş parasal imkânlar ve medya gücü sâyesinde kendilerini o kadar sevecen, o kadar demokrat, o kadar insan haklarına saygılı, lâik ve hümanist bir devlet olarak takdim ediyorlar ki işi bilmeyen, uzman olmayan herkes bunların yalanlarına rahatlıkla inanabiliyor.

Yıllardır dünya kamuoyunu iletişimsel ve algısal operasyonlarla öyle aldattılar ki insanların bilinçaltına kendilerini mazlum ve mağdur olarak göstermeyi başardılar maalesef. Hâlbuki târih sahnesindeki yaşam serüvenlerine bakılırsa, aslında kendileri dünyanın en zâlim, en despot, en güvenilmez, en kalleş ve verdikleri sözlere (ahitlere) ihânet eden insanlar topluluğu olarak görülür.

Ayrıca insanlar üzerinde öyle baskı kurdular ki 1917 yılından beri Filistin topraklarında, son yıllar dâhil olmak üzere günümüzde de Gazze halkı üzerinde sürekli olarak katliam yapmalarına rağmen yine de kimsenin sesi çıkmıyor, vicdanlar kanasa da “Başıma bir hâl gelmesin” diye insanlar sessiz ve pasif kalmayı tercih ediyorlar.

Garaudy’nin başına gelenler

Bu öyle bir baskıydı ki, ünlü mütefekkir, akademisyen, yazar ve bir dönemin siyâset ve aksiyon adamı eski Fransa Komünist Partisi Genel Sekreteri Prof. Dr. Roger Garaudy (önceden ateist ve Marksist olduğu hâlde sonradan Müslüman oldu), Almanya’da ölen Yahudilerin abartıldığı kadar çok olmadığına dair eleştirel bir kitap yazınca (“İsrail, Mitler ve Terör”) Fransa kendisini cezalandırıyor, para cezası veriyor, Fransa dışına çıkma yasağı koyuyor ve yazdığı kitap toplattırılıyordu (güya insan hakları, düşünce hürriyeti ve medeniyetin beşiği özgür Fransa’da).

Gelinen nokta

Ancak gelinen noktada Siyonist İsrail Yahudi devletinin zulümleri o kadar ayyuka çıktı, sâbi bebek ve çocukların feryatları o kadar göklere yükseldi ki artık kanayan vicdanlar susmaz oldu ve insanlıktan nasibini alanlar ile ezilen milletlerin halkları “Yeter artık!” demeye ve İsrail’i protesto etmeye başladılar. Çünkü maşeri vicdana artık gem vurulamaz olmuştur.

Artık protestolar dalga dalga yükseliyor ve tüm dünyada Siyonist Yahudiler lânetleniyor. Bu, vicdan nokta-i nazarından ontolojik ve fıtrî olarak kaçınılmaz bir durum. Çünkü Allah’ın lâneti de bunlar üzerine.