ŞÖYLE söyledi Filistinli can dostum T. “Mevcut Arap liderleri ülkeleri için değil, kendi çıkarları için çalışıyor. Bu yüzden başarılı olamıyor. Yahudi (sözde) liderleri ise bugüne kadar ülkeleri için çalıştı (zulmederken de, can alırken de…) ama Netanyahu (namıdiğer Gazze Kasabı) kendi çıkarları için uğraşıyor, işte bu yüzden İsrail’in sonunu Netanyahu getirecek.”
Muazzam bir tespit. Mevcut Arap liderlerinin, başta da Abbas olmak üzere, kendi çıkarlarına ve hatta daha fazlasıyla Siyonist refahına dönük yüzleri, ülkeleri adına hep kıyım, zulüm ve yokluk olarak aksetti. Düşman ise daima birlik içinde Müslümanı yok etmek, topraklarını işgal etmek üzere koordine oldu. Şimdi bu koltuk sevdalısı Netanyahu, savaşı (aslında soykırımı) nihayete erdirdiği noktada kendini bitirecek hamleyi de başlatmış olacak. Siyâsî anlamda batık bir figür olan Gazze Kasabı’nın bu uçurum düşüşü sadece küf kokulu hayat çizgisinde siyaset segmentini etkilemekle kalmayacak. Hukukî bağlamda da şiddetli bir nevralji atağı geçirmesi muhtemel olan bebek katilinin, Gazze’de yaşadığı hezimete rağmen kana doymamasında, şahsî kariyer hesaplarının ve deyim yerindeyse kuyruğu kurtarma gayretinin etki değeri daha yüksek görünüyor.
Gelin şu kasap hakkındaki suç isnatlarına bir göz atalım!
Dava 1000 olarak adlandırılan rüşvet ve dolandırıcılık davası… Bu davada, zengin iş adamlarına lüks hediyeler vermekle ve onlardan ahlak ve hukuk dışı menfaat sağlamakla suçlanıyor. Hediyelerin maliyetinin ise 198.000 dolar olduğu söyleniyor. Kasaba göre bu hediyeler birer dostluk gösterisiymiş! Hani çoluk çocuk öldürürken “savunma” diyebilen bu çürük zihniyetin, rüşvete dostluk hediyesi demesi de pek şaşırtmadı doğrusu. Neyse, devam edelim... Dava 2000’de de yine dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma başlıkları var. Şahsı adına olumlu haber yapması karşılığında İsrail’de çok satan bir gazete ile rakip gazetenin satışlarının düşürülmesi yönünde anlaştığı söyleniyor. Özetle anlaştığı gazetede boy boy resimleri, sıra sıra methiyeler, siyâsî başarı öyküleri büyük puntolarla dizayn edilecek, Netanyahu da rakip gazeteye siyâsî erkini kullanarak kısıtlamalar getirip yoluna tümsekler koyacak ve satışlarını çekebildiği raddede dibe çekecek. Dava 4000’de telekomünikasyon operasyonu dikkat çekiyor. İsrail’in en büyük telekomünikasyon şirketine avantaj sağlayarak haberlere müdahale ettiği ve tüm bu dava konusu suçları defaatle ve süreklilik arz edecek bir şekilde icra ettiği belirtiliyor. Ve tüm bu utanç tablosuna Gazze Kasabı’nın savunması da “cadı avı”…
Pek tabii 18 bin çocuk öldürüp kendi ülkesini müdafaa ettiğini ve sivil öldürmediğini öne sürebilen bu suç makinesinin rüşvet, dolandırıcılık, görevi ve güveni kötüye kullanma suç başlıklarına “cadı avı” diyerek kendini ibra etme çabası -ne kadar pespaye olsa da- kimliğiyle son derece mutabık görünüyor.
Kasım 2024’te de UCM tarafından Netanyahu’nun “savaş suçu” işlediği gerekçesiyle hakkında tutuklama kararı bulunduğunu da hatırlatmak gerek.
İsrail içinde hükûmete yönelik yükselen hilaf seslerin altında yatan en büyük iki nedenden biri, Gazze Kasabı’nın katliam ve soykırım konusunda gözü dönmüş bir firavun gibi saldırmasının altında yatan paçayı kurtarma hedefi. Hatta bazen bebek katiline en yakın isimlerden dahi aykırı sloganlar duyulmasında, bu şahsi gelecek tesisinin çıplak gözle görülür olması en büyük etken. Milyar dolarlar harcayarak bebek öldüren bu histerik kukla, Gazze’de hedeflediğini iddia ettiği hiçbir somut kazanımı elde edemediği gibi sahte ülkesinin refah seviyesini de her geçen gün dibe çekiyor. Milyar dolarlık tankların, füzelerin, bombaların maliyeti Gazze Kasabı’nın sırtında öyle ağır bir yük ki, kadrajları kirleten sevimsiz suratına protez bir mutluluk ifadesi kondurmak için ne büyük bir efor sarf ettiğini kestirmek çok da güç değil. Gazze’de kaybettiği sözde askerler (teröristler) bir yana, bebek katletmek için harcadığı dolarlar bir yana, Gazze’de bıraktığı tank ve askerî teçhizat mezarlığı bir yana…
Gazze Kasabı’nın başarısızlık konusundaki bu üstün başarısı sadece mahalli başlıkları ihtiva eden bir dizelge ile ifade edilemez. 2023’ten beri süregelen katliamlar ve insanlık dışı uygulamalarla uykucu vicdanları öyle bir uyanışa çağırdı ki, Siyonizm bataklığında boğulmak üzere olan küresel toplumları fikrî bir rönesansa âdeta zorla itekledi. Şimdi İsrail ve hâmileri ne yaparsa yapsın, dünya insanının kalbinde yeşerttiği Yahudi nefretini ve daha ziyade Siyonizmin prangalarını kırmaya duyulan yoğun içtepkiyi sekteye uğratabilecek hiçbir politika dizayn edemez. Dünyada formel ve niteliksel bir transformasyon çağını istemeden başlatan bu akılsız uşak, soykırım yazılımına “dönüşümü” geri alacak hiçbir komut işlenmemiş olduğundan yalın ayak ortada kaldı. Dönüşüm başladı ve nihayete erip sistem fazlalıklarını eleyene kadar da durdurulamayacak. İsrail’in ahlaken, hukuken ve vicdanen var olmadığı gerçeğini büyük puntolarla bağıran da yine İsrail’in ta kendisi oldu.
Öyle görünüyor ki dünya İsrail’i durdurmazsa İsrail bunu kendi yapacak. Menfaatperest bebek katili şimdilerde boğulmamak için çırpınan ve çırpınırken tutunduğu ne varsa kendisiyle birlikte dibe çeken bir paradoks içinde.
Gazze’de büyük acılar yaşandı, yaşanıyor. Filistin 77 yıldır işgal ve abluka altında… İnsanlar aç, susuz, yorgun ve yaralı. Fakat tüm bu acılar, İsrail’in sonunun yaklaştığı hakikatine mugayır bir vaziyet değil. İsrail’in sonunu getirmeye gayret eden Kasap Netanyahu’ya bu hususta başarılar diliyoruz. İnşallah bir can daha yakamadan bitiş çizgisine varmayı en kısa sürede başarır.



