ELLERİNE Türk bayrağını almışlar.
Kimileri de pankart taşıyorlar halka hâlinde dönerken: “Mustafa Kemal’in askerleriyiz”yazıyor o pankartta da.
Peşinden bir pankart daha geliyor: “Türkiye laiktir laik kalacak.” Kalsın madem, dokunmayalım.
Ve başka pankartlar geçiyor peşi sıra:
“Madenler sizinse ormanlar bizimdir.”
“Kadına ve çocuğa dokunma.”
Erkeğe dokunmak serbest yani. Pekâlâ.
Geride Onuncu Yıl Marşı çalıyor: “Çıktık açık alınla, on yılda her savaştan…” Ve bir anons yükseliyor hoparlörlerden: “Sol taraf alkışlar!”
Demek ki sol taraftan gelen alkış miktarı tatmin edici seviyede değil.
Cadılar Bayramı’nı kutluyor “on yılda her yaştan yaratılan on beş milyon genç”. Atatürk bunları görse gurur duyar, “İşte Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa edecek Türk Gençliği!” derdi. Muhtemelen…
Yüzlerde işportadan alınmış sakil, çirkin, bayağı maskeler var. Tepesine şeytan boynuzu takanı mı ararsınız yoksa kendisine kartondan orta okul işi saçma sapan kostüm üretenleri mi?!
Laik laik dönüyorlar ortada. Cadılar Bayramınız kutlu olsun pampa. Yunan’ı denize döker gibi çek!
Ne kadar da Atatürkçü gençlersiniz siz, kıyamam…
Öyle bir ciddiyetle icra ediyorlar ki bu ritüellerini, sanırsınız o anda uzaya maymun gönderiyorlar yahut atomu parçalamak üzereler. Sadece Atatürk değil, kendileri de gurur duyuyor kendileriyle.
Bir başka görüntüde, bira kasalarından imal ettiği kocaman bir haçın yanında sarsılmaz bir özgüvenle poz vermiş bir başka “hortlak” görmüşlüğüm de var.
Sanırsınız bira kasalarından imal edilmiş o haç ile dünya dışı uygarlıklarla haberleşebiliyor yahut hızla dünyaya doğru gelmekte olan büyük bir meteoru etkisiz hâle getirecek ve dinozorları kurtaracak.
“On yılda her savaştan açık alınla çıkan” bu “Türk gençlerinin” hiçbirinin alnı açık değil lakin. Her birinin alnını dahilî ve haricî bedhahların özenti ve eğreti maskeleri kapatmış.
Bu utanılası maskelerle ve tepeden tırnağa özentiye bulanmış ruhlarıyla istiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlarımızın, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olduklarını bas bas bağırıyorlar.
Bütün kaleleri zapt etmeleri, bütün tersanelere girmeleri, bütün orduları dağıtmaları ve memleketin her köşesini bilfiil işgal etmeleri için cebre ve hileye ihtiyaçları bile kalmamış düşmanlarımızın. Gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içindeki bu şuursuz “Türk gençliği” yeter de artar bile onlara.
Zira müstevlilerimiz bile siyâsî emellerinin, bu zavallıların şahsî menfaatleriyle böylesine tevhit etmiş olmasına kendileri bile ziyadesiyle şaşırıyorlardır.
Türk istiklâl ve Cumhuriyetini bu gençlik mi kurtaracak!? Ört ki ölem!
Damarlarınızdaki asil kanı ne zaman şeytanların, hortlakların, cadıların kanıyla değiştirdiniz birader?
Yalnız -uyanmanıza yardımcı olur mu bilmiyorum ama- suratınıza acı bir gerçeği tokat misali çarpmam gerekiyor. Dost acı söyler…
O kendilerine öykündüğünüz, özendiğiniz, imrendiğiniz ve benzemeye çalıştığınız “tek dişi kalmış” Batılı efendileriniz var ya…
İşte o efendilerinizin karşısına bu hâlinizle sizleri ve diğer tarafa da gümbür gümbür gelen “Teknofest gençliğini” koysak ve “Bunlardan istediğin grubu al götür sizin olsun” desek sizce kimi seçerlerdi?
O yüzden diyorum ki, “Keşke Türkiye bir şeytan, bir hortlak, bir cadı, bir zombi kaybetse de, Norveç bir kaldırım taşı, İsveç bir bulaşıkçı, Hollanda bir yol dubası ve Amerika da bir pompacı kazansa”…
Bilet paralarınız da benden olsun üstelik. O matine-suare küfrettiğiniz Erdoğan’ın yaptığı İstanbul Havaalanı’ndan pasaportunuzla birlikte birer selfi paylaşmanız. Olmaz mı tatlım?
Kalınız sağlıcakla efendim…



