Erdoğan’ın NATO hanlarına toy verdiği boyu beyan eder

Dedem Korkut koptu geldi, otağın ortasında diz vurdu, koca dünyaya nazar eyledi, aydur: Gördüm ki batının hanları adaleti unutup parayı put eylemiş, doğunun hanları da gaflet uykusuna dalmış, cihanın terazisi bozulmuştur. Bu toy, sadece bir ziyafet değil; mülkü esir alan kibir ehline töreyi hatırlatma, mülkü sahibine iade etme toyudur! Onun içindir ki Oğuz nesli çağlar boyunca otağını doğruluk üzerine kurar, toyunu cömertlikle donatır, dosta güven, düşmana korku verir…

HANIM hey! İşidin, dinleyin, ibret alın! Bu boy, Erdoğan’ın NATO hanlarına toy verdiği boydur!


Hak Teâlâ kut verdiği ili aziz, töre verdiği beyi ulu kılar; kut ile devlet kurulur, töre ile il yürür, adalet ile cihan dirlik bulur. Kut eksilirse otağın direği kırılır, töre bozulursa il dağılır, adalet dünyadan kalkarsa kılıçlar çekilir, merhamet azalır.


Dedem Korkut koptu geldi, otağın ortasında diz vurdu, koca dünyaya nazar eyledi, aydur:Gördüm ki batının hanları adaleti unutup parayı put eylemiş, doğunun hanları da gaflet uykusuna dalmış, cihanın terazisi bozulmuştur. Bu toy, sadece bir ziyafet değil; mülkü esir alan kibir ehline töreyi hatırlatma, mülkü sahibine iade etme toyudur! Onun içindir ki Oğuz nesli çağlar boyunca otağını doğruluk üzerine kurar, toyunu cömertlikle donatır, dosta güven, düşmana korku verir.


Günlerden bir gün Hanlar Hanı Oğuz Kağan’ın alaca otağı yeniden kuruldu. Dokuz tuğlu ak sancak göğe yükseldi; sağ yanında Resûl-i Ekrem’in kutlu sancağı dalgalandı, sol yanında al bayrak gök kubbeye yaslandı. Altın direkler göğe uzandı, sırma işlemeli perdeler rüzgârla söyleşti. Kazanlar kaynadı, tepe gibi et yığıldı, göl gibi kımız sağıldı. Aksakallılar arı sudan abdest alıp daim duran Cebbar Tanrı’ya ve adı görklü Muhammed’e dua etti. Alperenler, yeniçeriler ve mehterân-ı hümâyun otağın kapısında nöbete durdu. Dünyanın dört bucağına ulaklar çıkarıldı, yedi iklime haberler salındı: “Ey yeryüzünün yükünü omzunda taşıyan ulular! Ey milletlerinin bahtını elinde tutan beyler! Oğuz Han’ın otağında ulu bir toy kuruldu; söyleyecek sözü olan gelsin, sulhu selameti arayan gelsin, ahdine sadık olan gelsin, yalıncak yoksulları doyuran gelsin, üryan çıplakları giydiren gelsin, cihanın yükünü çekecek, dünyanın umurunu paylaşacak olan gelsin.”


Hanım hey! Görelim, bu kutlu otağın ev sahibi kimdir?


Altay’ın doruklarından doğan, Ötüken’in kutuyla yoğrulan, Ergenekon’un demir dağlarını eritip cihana yeniden yol bulan, Mete Han’ın ordu nizamını devlet aklına temel kılan, Bilge Kağan’ın töresini taşlardan gönüllere nakşeden, Tanrı dağlarının yelini Ceyhun’un suyuna, Ceyhun’un bereketini Horasan’ın toprağına, Horasan’ın irfanını Anadolu’nun bağrına taşıyan; Satuk Buğra Han ile İslâm’ın nurunu bozkıra yayan, Yusuf Has Hâcib’in hikmetini, Kaşgarlı Mahmud’un Türkçesini milletine emanet eden; Alparslan olup Malazgirt’te Anadolu’nun kapısını açan, Kılıçarslan olup Haçlı sellerini durduran; Konya’yı hikmet ocağına, Sivas’ı ilim durağına, Söğüt’ü devlet beşiğine, Bursa’yı payitahta, Edirne’yi Rumeli kapısına, İstanbul’u cihan tacına çeviren; çift başlı Selçuklu kartalını Turan göklerinde kanatlandıran, Osman Gazi’nin ülküsünü Fatih Sultan Mehmed’in cihan ufkuna bağlayan, Yavuz Hazret-i Sultan Selim’in mukaddes emanetleriyle Kanûnî Hazret-i Sultan Süleyman’ın adalet terazisini aynı devlet nefesinde bugüne ulaştıran… 


Yûnus Emre olup “Beri gel barışalım, yad isen bilişelim” diye gönülleri çağıran, Mevlânâ olup “Kim olursan ol yine gel” nidâsıyla umut kapısını açık tutan, Hacı Bektaş Velî olup incineni incitmemeyi töre bilen; Akşemseddin’in irfanî fetihlerini, Mimar Sinan’ın çil çil kubbelerini, Itrî’nin lâhûtî nağmelerini, Fuzûlî’nin Leylâ vü Mecnûn’unu, Bâkî’nin  Kânûnîmersiyesini, Mehmet Âkif'in Çanakkale Şehitleri’ni, Yahya Kemal’in Azîz İstanbul’unu aynı medeniyet ırmağında buluşturan; Çanakkale’de yedi düveli durduran, Sakarya’da talihi değiştiren, Dumlupınar’da istiklâli yeniden ayağa kaldıran, Karadeniz’i Akdeniz’e, Asya’yı Avrupa’ya demir köprülerle perçinleyen, boğazların anahtarını elinde tutan, al bayrağını göklerden indirmeyen Türklerin Hanı Recep Tayyip Erdoğan, Oğuz Han’ın alaca otağında yerini aldı.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump


Ulu denizlerin ötesinde iki büyük ummanı birbirine bağlayan, Mayflower yelkenlerini engin sulara salıp yeni bir yurt kuran, George Washington ile istiklâlin meşalesini yakan, Thomas Jefferson’un kalemiyle hürriyet beyannâmesini cihana duyuran, Abraham Lincoln ile birliği kan pahasına koruyan, iç savaşın ateşinden geçip yeniden doğrulan, Mississippi’nin bereketiyle Rocky dağlarının heybetini aynı vatanda buluşturan, Edison’un ışığını gecelere yayan, Ford’un tekerini dünyaya döndüren, Wright Kardeşler’in kanadını göklere kaldıran, Ay’a varan demir kuşlarını yıldızlarla buluşturan, Silikon Vadisi’nin aklını, Harvard’ın ilmini, Hollywood’un hayalini ve elli yıldızı tek sancakta toplayan; lâkin Oğuz’un toprağı namus bilip kanla suladığı yerde, her karışa bir fiyat biçen, hudutları tel örgüyle değil senetle çizen; kartalın gölgesini yeryüzünden büyük gören, pazarlık sofrasını harp meydanı kadar mühim sayan, sözü sert söyledikçe kuvvetinin arttığını sanan, bir dediği bir dediğini tutmayan, dostunu da hasmını da aynı terazide tartan, petrol kuyularının başında biten, para için iki cihanı satan Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump geldi.

 

Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer


Sisler içinden yükselen Albion adasını yurt tutan, Stonehenge’in sessiz taşlarını çağlardan bugüne taşıyan, Kral Arthur’un yiğitliğini, Magna Carta’nın hukukunu, Shakespeare’in sözünü, Newton’un aklını, Nelson’un deniz kudretini, Churchill’in dirayetini aynı devlet hafızasında yaşatan, Atlas’ın dalgalarını yelkenleriyle yaran, nice kıtaya hükmeden donanmalarını denizlere süren; lâkin güneş batmayan imparatorluğun gölgesini akşam ufuklarında arayan, eski ihtişamı yeni dünyanın diliyle anlatmaya çalışan, karda yürüyüp izini belli etmeyen, at ile arpayı dövüştürme ilmini icat eden, geçtiği yerde ot bitmeyen, sömürdüğünü kendine âşık eden, yüzüne güldüğünün kuyusunu kazan Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron


Galya’nın meşe ormanlarını Frank atlarının nal sesleriyle titreten, Merovenjlerin otağını Karolenjlerin tacıyla buluşturan, Şarlman olup Batı’nın dağınık illerini tek devlet altında toplayan, Seine’in sularını Paris’in ilmiyle, Loire’ın bereketini Burgonya’nın bağlarıyla yoğuran; Bastille’in taşlarını hürriyet uğruna yıkan, Napolyon olup Avrupa’nın haritasını yeniden çizen, Victor Hugo’nun kalemini, Voltaire’in fikrini, Montesquieu’nun adaletini, Pasteur’ün ilmini, Monet’nin fırçasını, Rodin’in mermerini, Eyfel’in demirini aynı medeniyet kandilinde buluşturan, Akdeniz’in mavisini Atlas’ın dalgalarıyla konuşturan; lâkin gücü yetmediği hâlde Avrupa’nın yükünü tek omzunda taşımaya heves eden, Paris’teki sesini bütün kıtanın sesi sanan, kafasında kırk tilki dolaştırıp kuyruklarını birbirlerine değdirmeyen, muhatabını zarif cümlelerle soyan, dikkat çekmek için kırk takla atan, hırsı kifayetinden büyük olan, yapay Napolyon Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Almanya Şansölyesi Friedrich Merz


Ren’in coşkun suyunu, Tuna’nın bereketini, Karaorman’ın derin gölgesini aynı yurt toprağında buluşturan, Germen obalarının cesaretini çağlara taşıyan, Şarlman’ın mirasını, Kutsal Roma İmparatorluğu’nun devlet nizamını, Kaiserlerin vakarını hafızasında yaşatan, Gutenberg’in harflerini cihana yayan, Luther’in sesini kilise duvarlarının ötesine ulaştıran, Goethe’nin sözünü, Schiller’in hayalini, Bach’ın ilâhî nağmesini, Beethoven’in gür sesini aynı millet ruhunda yaşatan, Bismarck’ın devlet aklını demir iradeyle birleştiren, ilmini çalışkanlığıyla, sanayisini disipliniyle yoğuran; lâkin hesap cetvelini gönül terazisine tercih eden, her düğümü rakamlarla çözmeye çalışan, ihtiyatı aceleden üstün gören, gücü eline geçirince zulmü sanat hâline getiren, parayı cebine doldurunca cimriliğin kitabını yazan, burnuyla bulut çizen, kibriyle cihanı kendine güldüren Almanya Şansölyesi Friedrich Merz geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? İtalya Başbakanı Giorgia Meloni


Roma’nın yedi tepesi üzerine cihan kuran, Romulus’un efsanesini, Sezar’ın kudretini, Augustus’un nizamını, Konstantin’in mirasını aynı tarihin içinde yaşatan, Akdeniz’i mare nostrum diye çağıran, Vezüv’ün ateşini, Po ovasının bereketini, Alplerin heybetini aynı vatanda buluşturan; Dante’nin kelâmını, Petrarca’nın şiirini, Leonardo’nun aklını, Michelangelo’nun sanatını, Raffaello’nun zarafetini, Marco Polo’nun ufkunu aynı Rönesans güneşinde bir araya getiren; lâkin Roma’nın ihtişamlı mazisini bugünün meydanlarında yeniden diriltmeyi düşleyen, Akdeniz’in rüzgârını siyaset meydanlarına taşımaktan hoşlanan, rüzgâra göre yön değiştiren İtalya Başbakanı Giorgia Meloni geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? İspanya Başbakanı Pedro Sánchez


Kastilya’nın sert kayalarını, Aragon’un vakarını, Leon’un kudretini aynı taç altında birleştiren, Kurtuba’nın kandillerini, İşbîliye’nin bahçelerini, Gırnata’nın hüznünü bağrında taşıyan, Endülüs’ün ilmini asırlara emanet eden, El Cid’in kılıcını, Kristof Kolomb’un yelkenlerini, Cervantes’in kalemini, Velázquez’in fırçasını, Goya’nın renklerini aynı millet hafızasında yaşatan İspanya Başbakanı Pedro Sánchez geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Kanada Başbakanı Mark Carney


Akçaağaç yaprağını kuzey rüzgârına emanet eden, Hudson Körfezi’nin serinliğini, Büyük Göller’in enginliğini, Saint Lawrence ırmağının bereketini aynı vatanda buluşturan, Fransız ile İngiliz mirasını aynı devlet çatısı altında yaşatan, kutup gecelerinin sabrını, uçsuz bucaksız ormanlarının zenginliğini, hür insanının vakarını milletine töre bilen; lâkin iki büyük komşunun arasında denge kurmayı devlet aklının en büyük sanatı sayan, yüksek sesle konuşmaktan ziyade sessizce yol almayı tercih eden, bir yanağına vurulsa öbür yanağını dönen Kanada Başbakanı Mark Carney geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda


Leh ovalarını beyaz kartalın gölgesiyle örten, Vistül’ün suyunu Karpatlar’ın heybetiyle buluşturan, Mieszko’nun devletini, Kazimierz’in adaletini, Jagiellonların kudretini aynı tarihin içinde yaşatan, Viyana önlerinde Osmanlı ordusuyla cenk eden Jan Sobieski’yi, Kopernik’in göklere çevrilen nazarını, Marie Curie’nin ilmini, Chopin’in hüzünlü nağmesini aynı millet hafızasında saklayan, nice defa haritadan silinip nice defa yeniden dirilen; lâkin tarihinin acılarını hafızasından hiç çıkarmayan, komşularının gölgesini daima göz ucuyla tartan Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda geldi.



Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Hollanda Başbakanı Dick Schoof


Kuzey Denizi’nin dalgalarını bentlerle dize getiren, rüzgârı yel değirmenlerinin kanadına koşan, lale bahçelerini baharın nakşı eyleyen, Amsterdam’ın kanallarını denizle buluşturan, Oranj Hanedanı’nın vakarını, Rembrandt’ın ışığını, Vermeer’in zarafetini, Erasmus’un hikmetini, deniz aşırı ticaretin kudretini aynı devlet aklında yoğuran; lâkin denizden kazandığını hesapla koruyan, pazarlığın inceliğini sanat kadar kıymetli bilen Hollanda Başbakanı Dick Schoof geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Belçika Başbakanı Bart De Wever


Flandra’nın bereketini, Valonya’nın dirayetini aynı taç altında toplayan, Brugge’ün taş sokaklarını, Gent’in kulelerini, Anvers’in limanlarını, Brüksel’in meydanlarını Avrupa yollarının kavşağı eyleyen, dantelini sanat, emeğini şeref, ticaretini devlet kuvveti bilen; lâkin nice kavşağın ortasında kaldığı için her sözü dikkatle tartan, uzlaşmayı bazen zaferden daha kıymetli gören Belçika Başbakanı Bart De Wever geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre


Fiyortlarını göğe yükselen dağların koynuna gizleyen, kuzey ışıklarını gecelerinin kandili eyleyen, Vikinglerin ejder başlı gemilerini okyanusların köpüğüne salan, Leif Erikson’un cesaretini kutup rüzgârlarına emanet eden, Grieg’in nağmesini, Amundsen’in kutupları aşan iradesini aynı millet ruhunda yaşatan; lâkin kendi huzur döşeğinde uyurken dünyanın da kendisi kadar huzurlu olduğunu sanan Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen


Jutland yarımadasını Baltık’ın serin sularına uzatan, Viking baltasını kuzey rüzgârlarında bileyen, uzun gemilerini okyanuslara süren, Grönland yollarını açan, Hans Christian Andersen’in masallarını çocukların gönlüne bırakan, denizciliği töre, çalışkanlığı devlet direği bilen; lâkin eski denizci cesaretini bugünün diplomasi diliyle tartmayı seven, fırtınayı uzaktan seyredip limanı sağlam tutmayı marifet bilen, demeç vererek Grönland’ı savundum sanan Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? İsveç Başbakanı Ulf Kristersson


Baltık’ın mavi sularını, binlerce gölün berraklığını, kuzey ormanlarının sessizliğini aynı vatanda buluşturan, Viking cesaretini ilimle yoğuran, Gustav Adolf’un kudretini, Alfred Nobel’in ilmini, Selma Lagerlöf’ün kalemini, Bergman’ın hayalini milletinin hafızasında yaşatan; lâkin her meseleyi aklın soğuk terazisinde tartarken gönlün sesini hep geride bırakan İsveç Başbakanı Ulf Kristersson geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Portekiz Başbakanı Luís Montenegro


Atlas Okyanusu’nun köpüğünü Lizbon kıyılarında karşılayan, Henrique’nin hayalini, Bartolomeu Dias’ın cesaretini, Vasco da Gama’nın yelkenlerini Hint denizlerine uğurlayan, denizi kader, gemiyi devlet, ufku baht bilen, Fernando Pessoa’nın sözünü ve Fado’nun hüznünü milletinin gönlüne nakşeden Portekiz Başbakanı Luís Montenegro geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis


Akropolis’in mermer sütunlarını Ege’nin mavi sularına baktıran, Homeros’un destanlarını çağlardan çağlara ulaştıran, Sokrates’in hikmetini, Eflâtun’un fikrini, Aristo’nun aklını insanlığın ortak hazinesi kılan, Leonidas’ın Termopylai’deki direncini, İskender’in Asya’ya uzanan seferlerini, Bizans’ın kubbelerini ve Aynoroz’un çanlarını aynı tarihin içinde yaşatan, zeytin ağacını barışın, defne dalını zaferin nişanesi bilen; lâkin taşıyamayacağı hâlde atalarının heykellerini zayıf omuzlarına yükleyen, ekmediği yerden biçmeye çalışan, sahte gülüş itiyadından dolayı yüzünün mimikleri değişen, savaşta kaybedip masada kazanan, arkasına güç almadıkça efelenmeyen, blöf sanatının timsali Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Romanya Cumhurbaşkanı Nicușor Dan


Karpat Dağları’nı yurduna siper eden, Tuna’nın bereketini Dobruca ovalarına ulaştıran, Dakların cesaretini Roma’nın nizamını aynı millet kökünde buluşturan, Eflâk ile Boğdan’ın sancağını asırlarca ayakta tutan, Stefan cel Mare’nin iradesini, Mihai Viteazul’un ülküsünü milletinin hafızasında yaşatan, Karadeniz’in dalgasını, Transilvanya’nın sisini aynı vatanda buluşturan Romanya Cumhurbaşkanı Nicușor Dan geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Çek Cumhuriyeti Başbakanı Petr Fiala


Bohemya’nın bağlarını, Moravya’nın bereketini, Elbe ile Vltava’nın sularını aynı yurt toprağında buluşturan, Prag’ın kulelerini göğe yükselten, Jan Hus’un inancını, Jan Žižka’nın cesaretini, IV. Karl’ın devlet aklını, Kafka’nın kalemini, Dvořák’ın ezgisini çağların içinden bugüne taşıyan Çek Cumhuriyeti Başbakanı Petr Fiala geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Macaristan Başbakanı Péter Magyar


Tuna’nın kıvrımlarını yurt bilen, Puszta’nın uçsuz bucaksız bozkırlarını atlarına otağ eden, Hunların hatırasını gönlünde yaşatan, Árpád’ın devlet meşalesini asırlar boyunca söndürmeyen, Aziz István’ın tacını milletinin şerefi bilen, Buda ile Peşte’yi Tuna’nın iki yakasında kardeş eyleyen, Ferenc Liszt’in nağmesini, Sándor Petőfi’nin hürriyet ateşini aynı millet ruhunda yaşatan; eski düzenin gölgesinden yeni bir söz çıkarmaya çalışan, değişim vaadini omzuna alıp hesap defterinin ağırlığını da önünde bulan Macaristan Başbakanı Péter Magyar geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb


Bin gölün berraklığını, kuzey ormanlarının sessizliğini, kutup gecelerinin sükûnetini yurduna yoldaş eden, Kalevala destanını dilden dile söyleten, Sisu dedikleri metaneti milletine töre bilen, Sibelius’un ezgisini göllerin sularına katan, ayazı sabırla, çalışmayı vakar ile karşılayan Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Estonya Başbakanı Kristen Michal


Kehribar kıyılarını Baltık’ın dalgalarına emanet eden, ormanlarını hürriyetin sığınağı bilen, Haçlı kılıçlarıyla, Çarlık zincirleriyle, Sovyet gölgesiyle imtihan olup her defasında yeniden ayağa kalkan, ezgisini, dilini ve bayrağını kaybetmeyen Estonya Başbakanı Kristen Michal geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Letonya Başbakanı Evika Siliņa


Daugava ırmağının bereketini Baltık’ın tuzuyla buluşturan, Riga’nın kulelerini göğe yükselten, nice işgal görüp hürriyet sevdasından vazgeçmeyen, şarkısını milletine, umudunu yarınlara emanet eden Letonya Başbakanı Evika Siliņa geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nausėda


Niemen’in suyunu Baltık’ın mavisine ulaştıran, Vilnius’un kubbelerini çağlara miras bırakan, büyük düklerinin devlet aklını, halkının hür yaşama iradesini asırlardan bugüne taşıyan, haçıyla, diliyle ve toprağıyla var olmayı bilen Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nausėda geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Slovenya Başbakanı Robert Golob


Julian Alplerinin ak doruklarını Adriyatik’in mavi sularına indiren, Karst yaylalarının sertliğini, Ljubljana’nın zarafetini aynı yurt toprağında buluşturan, Slav obalarının metanetini, ilmini ve çalışkanlığını devlet direği bilen, Triglav’ın gölgesini milletinin bahtına siper eden Slovenya Başbakanı Robert Golob geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Bulgaristan Başbakanı Rosen Jelyazkov


Balkan dağlarını yurduna siper eden, Trak krallarının hatırasını, Bulgar hanlarının devlet kudretini, Kiril ile Metodius’un ilmini aynı millet hafızasında yaşatan, Tuna’nın bereketini Karadeniz’in dalgalarıyla buluşturan, gül bahçelerinin kokusunu Balkan yellerine salan Bulgaristan Başbakanı Rosen Jelyazkov geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Slovakya Başbakanı Robert Fico


Tatra dağlarının heybetini, Tuna’nın bereketini aynı vatanda buluşturan, Büyük Moravya’nın hatırasını yaşatan, Bratislava’nın kulelerini göğe yükselten, dağ köylüsünün sabrını, demircisinin emeğini, hür insanının vakarını devletinin temeline koyan Slovakya Başbakanı Robert Fico geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Karadağ Başbakanı Milojko Spajić


Adriyatik’in köpüğünü Lovćen dağının kayalarına vurduran, Karadağ’ın kartalını göklerde dolaştıran, Petrović hanedanının hatırasını milletinin gönlünde yaşatan, küçük yurdunu büyük bir vakar ile koruyan Karadağ Başbakanı Milojko Spajić geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Arnavutluk Başbakanı Edi Rama


Kartalını sarp dağların doruğunda uçuran, İskender Bey’in kılıcını milletinin şerefi bilen, Adriyatik’in tuzunu, İşkodra gölünün serinliğini, Arnavut Alplerinin heybetini aynı vatanda buluşturan, hürriyet uğruna nice fırtınalara göğüs geren Arnavutluk Başbakanı Edi Rama geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Kuzey Makedonya Başbakanı Hristijan Mickoski


Vardar’ın suyunu Balkan ovalarına ulaştıran, Ohrid gölünün duruluğunu, Şar dağlarının vakarını aynı yurt toprağında buluşturan, eski kavimlerin izini, yeni devletinin umudunu birlikte taşıyan, Balkan yollarının kavşağında milletini ayakta tutan Kuzey Makedonya Başbakanı Hristijan Mickoski geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski


Dinyeper’in suyunu Karadeniz’in dalgasına ulaştıran, Kiev’in altın kubbelerini bozkır rüzgârına karşı dimdik tutan, Kazak atlılarının hürriyet sevdasını, Hetmanların kılıcını, Taras Şevçenko’nun sözünü, Çernobil’in acısını, Meydan’ın ateşini aynı millet hafızasında taşıyan; nice şehirleri harap, nice ocakları sönmüş iken yine de kapısını umuda kapatmayan, demir kuşların gölgesinde sözünü diri tutmaya çalışan Volodimir Zelenski geldi.


Hanım hey! Görelim hanım, kim geldi? Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara


Şam’ın kadim kapılarını, Emevî minarelerinin gölgesini, Halep çarşılarının uğultusunu, Fırat’ın doğuya akan sesini, Humus’un yarasını, Hama’nın sükûtunu, Tedmür taşlarının çöl güneşinde yanan hatırasını aynı coğrafyanın bağrında taşıyan; yıkılan minarelerin dumanından şeref devşiren, zulmün kuruttuğu dalları yeniden tomurcuğa duran, acının imbiğinden süzülüp küllerinden yeniden doğan; eski rejimlerin gölgesiyle yeni düzenlerin vaadi arasında ince bir ip üstünde yürüyen Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara geldi.


Hanım hey, devletimiz ulu, dirliğimiz daim olsun


Hanım hey! Doğudan gelen geldi. Batıdan gelen geldi. Kuzeyin buzunu aşan geldi. Güneyin sıcak denizlerini geçen geldi. Kartal sancaklı geldi. Aslan sancaklı geldi. Zambaklı geldi. Haçlı geldi. Ay yıldızlı geldi. Cümle hanlar yerini aldı. Alaca otağın direkleri göğe yükseldi. Kazanlar kaynamaya devam etti. Dedem Korkut koptu geldi, yeniden kopuz çaldı, bu boyu söyledi, soyunu soyladı:


“Hanım hey! Devletli oğul kopsa ocağın sönmeye, adaleti tutan hanın tahtı sarsılmaya. Aksakallı babaların, akpürçekli anaların yeri cennet ola. Yere basan ulu ilimiz dağılmasın, gök kubbeden al sancağımız inmesin. Geçimsiz, düzenbaz hanların hırsı kendi kuyularını kazsın; mazlumun ahı yerde kalmasın, cihan adaletle dirlik bulsun. Hanım hey, devletimiz ulu, dirliğimiz daim olsun!