Erdoğan’ın gençlik harekâtı

Görünen o ki, Erdoğan, gençlik buluşmalarından oldukça memnun ve bundan da büyük bir keyif alıyor. Buluşmaların devam edeceğini ise şu sözlerinden anlıyoruz: “Meselâ Gaziantep’i bir kenara koyamayız, bir de Gaziantep var. Şimdi şu büyükşehirleri arka arkaya götürelim, ondan sonra diğer şehirlerimize de geçeriz. Ben her zaman hazırım, sizler yeter ki hazır olun. Bu süreci de bu şekilde devam ettirelim…”

SEZER dönemi sona ermiş, yeni cumhurbaşkanını seçme takvimi başlamıştı. Göstergeler, bunu hak eden ismi göstermekteydi ama hedeflenen programa 367 çubuk sokulmuş, koltuğa da “Kardeşim” taltifiyle Abdullah Gül oturmuştu…

Ortaya çıkan bu sonuçtan, o gün Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın üzülüp üzülmediğini bilmemekle beraber, Türk halkının ekser kısmı, Erdoğan’ın “ustalık” diye tabir edilen döneminde ülkeye hizmet etmesinden yana olduğu için sevindiğini söyleyebiliriz.

Sistemin -Ahmet Necdet Sezer’e göre kendi içinden çıkardığı bir dinamikle- daha iyi işleyeceğine dair yorumlar yapılıyordu.

“Burası Cumhurbaşkanlığı olacak!”

2011 yılıydı, şu anki Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinin bulunduğu arazi, Atatürk Orman Çiftliği sınırlarındaki “1’inci Derece Doğal ve Tarihî Sit Alanı” içinde bulunan bir yerdi ve de Çevre ve Orman Bakanlığı’na aitti. Her sabah o güzergâhtan iş yerine gider gelirdim…

Basına düşen ilk haber, Millî Arşivler ve Millî Kütüphane’nin burada inşâ edileceğine dairdi. Servis güzergâhımdaki bu araziden geçerken, “ilk” kazmanın vurulduğu âna ve iş makinelerinin saha açma çalışmalarına da şahit olmuştum.

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile “tarihî sit alanı” statüsü kaldırılan arazinin, Bakanlar Kurulunca belirlenecek kamu hizmetlerinde kullanılmasının veya Hazine’ye devredilebilmesinin önü açılmıştı.

Aradan günler geçti… Atılan temel kaidelerinin üzerinde yükselen kaba inşaat iskeleleri, bana, “Burası Cumhurbaşkanlığı olacak!” tahmininde bulunma sebebiyeti vermişti. Bunu yanımda oturan arkadaşlarımla da paylaştım ki o zaman Cumhurbaşkanlığı koltuğunda Abdullah Gül oturmaktaydı ve “başkanlık sisteminin” esamesi dahi okunmuyordu…

Elbette kâhin değildik ama bu tahminin arkasında, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyâsî zekâsına ve yol haritasına uygunluğundan doğan bir beklenti ya da yakıştırma da olabilirdi.

Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde, Bakanlar Kurulu kararıyla, Gazi Yerleşkesi arazisi “Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı” ilân edildi ve 2012 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, TOKİ, Orman Bakanlığı ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun işbirliğiyle, “Başbakanlık Hizmet Binası” yapımına başlanmış oldu.

Açılan dâvâlar sonucunda proje hakkında iki kez durdurma kararı verilse de çıkarılan zorluklar aşıldı ve proje devam etti.

2012 yılında inşâsına başlanan külliye, 24 saat vardiya sistemiyle geceli gündüzlü çalışma ile tamamlanarak, 29 Ekim 2014 tarihinde hizmete açıldı. Maliyeti 1 milyar 370 milyon TL tutan yerleşkede Başbakanlık binası olacakken, 10 Ağustos 2014 tarihinde yapılan seçimle Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı’na tahsis edildi.

Yerleşkenin ilk ev sahibi

İçinde Ergenekon, 27 Nisan E-Bildirisi, Şanlıurfa-Suruç, Hatay-Reyhanlı, Ankara Gar, Ankara Merasim Sokak, İstanbul Atatürk Havalimanı saldırıları, 17-25 Operasyonları, MİT Tırları Dâvâsı, Tandoğan ve Anıtkabir’de yapılan Cumhuriyet Mitingleri, Hrant Dink Suikastı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca AK Parti’ye kapatılma dâvâsı açılması, Güngören Saldırısı, Bilge Köyü Katliamı, Davos Zirvesi, Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasında şehit olması, Mavi Marmara gemisine saldırı düzenlenmesi, Van Depremi ve Suriye İç Savaşı’nın da olduğu o karanlık dönemi kapsayan 7 yıl gelip geçti.

Müştemilâtında Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Millet Câmiî ve 15 Temmuz Şehitler Abidesi’nin yanı sıra Devlet Denetleme Kurumu, Kongre Merkezleri ve Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nin yer aldığı yerleşkenin ev sahipliğini, Türkiye Cumhuriyeti’nin 12’nci Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yapmaya başladı.

“Gençlik Söyleşileri”

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne milletçe gösterilen rağbet, önceki hafta açılan 15 Temmuz Demokrasi Müzesi’nin dâhil edilmesiyle birlikte artarak devam edeceğe benziyor.

Tüm buraya kadar yazılanlar, aslında bir hafıza yenilemesinden ibaretti. Yazımızın ikinci kısmında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işte bu alanda inşâ edilen Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde başlattığı “Gençlik Söyleşileri” konusunu işleyeceğiz.

İlki 14 Nisan 2021 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde gerçekleşen “Kütüphane Söyleşileri”nin 19 Mayıs 2021 tarihinde yapılan ikinci programına katılan Diyarbakırlı Yusuf Özkılıç isimli gencin daveti üzerine, Türkiye’nin 7 bölgesinden seçilen gençler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Diyarbakır’da buluşmuştu.

Erdoğan, Özkılıç’ın kendilerini “güzel bir ketenpere”ye getirmek suretiyle Diyarbakır programının gerçekleştiğini ifade ettiği buluşmada, bu sefer Hümeyra isimli genç bir kızımız davette bulunarak, kendilerini Kahramanmaraş’a beklediklerini ifade etmişti.

Cumhurbaşkanı, bu davete karşılık “Niye olmasın?” diyerek rıza göstermiş ve şairler kenti Kahramanmaraş’ın Büyükşehir Belediye Başkanı Hayrettin Güngör’e talimat vermişti.

Programa dâhil olan gençlerin bir sonraki Gençlik Buluşması’nın adresini sordukları Cumhurbaşkanı Erdoğan, üçüncü buluşmanın Samsun’da olabileceğinin sinyalini vermişti.

Görünen o ki, Erdoğan, gençlik buluşmalarından oldukça memnun ve bundan da büyük bir keyif alıyor. Buluşmaların devam edeceğini ise şu sözlerinden anlıyoruz: “Meselâ Gaziantep’i bir kenara koyamayız, bir de Gaziantep var. Şimdi şu büyükşehirleri arka arkaya götürelim, ondan sonra diğer şehirlerimize de geçeriz. Ben her zaman hazırım, sizler yeter ki hazır olun. Bu süreci de bu şekilde devam ettirelim…”

2023’e hazırlanan Türkiye’nin son yirmi yılına damga vuran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, gençlik iksirinden yararlanmak ve bunu rüzgâra çevirmek istediği aşikâr. Tıpkı Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nde olduğu gibi… Millî Lairimiz Mehmet Âkif Ersoy’un “Asım’ın nesli” hayâlinde olduğu gibi... Üstad Necip Fazıl’ın “Bir gençlik istiyorum” konferanslarında olduğu gibi…

Yeri gelmişken, küçük bir eleştiride bulanmak istiyorum…

Geçen bu yirmi yıllık sürede, Erdoğan’ın kendi alternatifini yani kendisinden sonra AK Parti’yi taşıyacak lideri yetiştirememiş olması düşündürücüdür.

Var olanların bir kısmının kökleri başka partilerde iken, umut beslenenler ise, bugün rakip partilerin liderliğine soyunmuş durumdalar.

2023’e yetişmese dahi sonraki süreçte ülkeyi hedeflenen çıtayla buluşturacak olan liderler, gençlik buluşmalarına katılan ya da o söyleşilere ilgi gösterenlerin arasından çıkacaktır. Bunu bir kenara not edelim.

“Gençlik Buluşmaları” demişken, yola çıktığı ilk günden beri “kalbi ve kalemi genç kalemler” betimlemesini kullanan, aklen ve kalben bu ülkeye, al bayrağa ve ona sevdalı hizmet edenlere bağlılığını ifade eden Ajanda Yayınlar Grubu yazarlarıyla “Gençlik Söyleşileri”ne imza atmayı hayâlden öte arzu etmekteyim!

Evet, kıdemli yazarlarımızın yanı sıra, kalbi ve kalemi genç kalemlerden oluşan AYG yazarlarıyla “yedi tepeli” İstanbul’da ya da başkent Ankara’da, Millet Kütüphanesi’nde buluşmak ümidiyle…