Ekrem’den Mansur’a “Özgür” Filistin!

Şimdi CHP kanadının bambaşka bir meşguliyeti var: Cumhurbaşkanı adayını belirlemek! Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş hatta Kemal Kılıçdaroğlu ellerinde birbirlerine doğru tuttukları hançerleri ile bir Meksika açmazı içerisindeler. Şişenin masadan düşmesi bekleniyor. Bakalım o şişenin içinden nasıl bir cin çıkacak?

ÇİÇEĞİ burnunda ABD Başkanı Trump’ın son dönemdeki zırvalarını dinleyince eskilerden bir fıkra geldi aklıma… Hitler, tüm esirleri meydana toplamış ve onlara seslenmiş: “Esirler! Size güzel bir haberim var. Yarınızı İtalya’ya, yarınızı da Fransa’ya göndereceğim!” Esirler sevinmiş haliyle: “Oleeeeyyy!” Hitler devam etmiş: “Alt yarınızı İtalya’ya, üst yarınızı Fransa’ya!”


Demek bir zamanlar bu fırkalara gülermişiz. Ne kadar safmış dünya ve ne kadar naifmiş fıkra anlayışımız. Son dönemde dinlediğim hiçbir fıkrayı sanırım yazamam burada.


Bizim deli oğlan Gazzelilerin yarısını Mısır’a, yarısını da Ürdün’e gönderecekmiş. Gazzelilerin hangi yarısı Mısır’a, hangi diğer yarısı Ürdün’e gidecek, orasını bilmiyoruz. Zaten Gazzeliler de “Bizi bi’ yerlere gönderseler de, gitsek” diyorlardı.


Modern dünyanın(!) ve Beyaz Adamın, bölge insanını ve toplum sosyolojisini anlayamamak gibi ciddi bir problemi mevcut.


Trump’ın kargo eşyası gibi gördüğü o Gazze halkı, tepelerine Hiroşima’ya atılanın onlarca katı kadar bomba atılırken bile vatanlarını terk etmeyi düşünmediler.


Ateşkes sonrası, güneye yığılmış kalmış olan Gazzelilerin, kuzeye, çoktan yerle bir olduğundan emin oldukları “evlerine” giderken kameralara yansıyan görüntüleri, sanırım sadece biz “Doğuluların” tüylerini diken diken etmişti.


Çoluk çocuk, beli bükülmüş ihtiyar dedeler, nineler, kalp yönlerine Akdeniz’i alarak harabeye dönmüş ve muhtemelen içinde yaşamalarına ihtimal olmayan evlerine, mahallelerine kavuşmak için kavimler göçü misali yollara koyuldular. On binlerce Gazzeli…


Sırf bu manzara bile Gazzelilerin ruh hâlini anlatmaya fazlasıyla kafidir. Lakin kafa ne kadar “Siyonist” ise o kadar kalınlaşıyor muhtemelen.


Böyle bir “tehcirin” ne uluslararası hukukta ve insan hakları açısından ve ne de coğrafyanın dinamikleri noktasında bir gram uygulanabilirliği ve moda tabirle “sürdürülebilirliği” yok. Burası net!


Gazzeliler, bila kaydu şart topraklarına, evine, geçmişine ve hatıralarına sahip çıkıyor. Hepsi de yerle yeksan edilmiş olsa dahi.

***


Netanyahu, Trump’a diyesiymiş ki “Gazze’yi sana vereceğim”. Kimin malını kime veriyorsun birader? Hayırdır! Panama, Kanada ve Grönland tamam da sıra Gazze’ye mi geldi?


Ben de Mokoko Demokratik Halk Cumhuriyeti’ni Trump’a vereyim oldu olacak. Tropik bir iklim ve bol bol muz ağaçları var Mokoko’da. Maymunlar da ikramımız olsun. Maksat ayakları alışsın.


Peki durup dururken nereden çıktı bu sivri fikir? Çok mu düşünmüşler acaba?


Malumunuz, Trump ile Netanyahu Beyaz Saray’da bir araya geldiler. Gerçi hiç ayrılmamışlardı ya! Ne konuşsalardı bu saçma şeyleri konuşmak yerine, dünya kamuoyuna ne mesaj verselerdi? ABD’nin ve Batı’nın kayıtsız şartsız tüm maddî, manevî ve silah desteğine rağmen bir avuç Hamas ile baş edemeyen İsrail’in rezilliğini, kepazeliğini mi?


Ne deseydi Trump, katil Netanyahu’ya? “Netan, o kadar bomba verdik, para verdik, destek verdik, süre verdik, neredeyse sapanla karşı koyan Hamas’ı bitiremedin, bir tek esir kurtaramadan. Puh senin yüzüne beceriksiz herif! Yıkıl karşımdan!” mı deseydi? Ki böyle deseydi de haksız sayılmazdı hani!


Netanyahu da Trump’a “İsrail’in zaferi ABD’nin zaferi olacak” demiş, ajansların haberine göre. Demek ki, ortada henüz zafer mafer de yok. Bunu kendileri de bal gibi biliyor.


O Siyonist kafalar baş başa verdiler ve dünyanın kucağına boştan yere konuşup duracakları bir oyuncak malzeme koydular. Biz de günlerdir bu saçma sapan düşünce üzerinde tepinip duruyoruz. Hepsi bu!


Bakıyorum da, kaç gündür tartışma programlarında bu planın nasıl işletileceğini tartışıyor, video wall’ların önünde, ellerinde sopalar olan koca koca “uzmanlar”…


Sanırsınız iş olmuş, bitmiş, Gazzeliler ve Hamas teslim olmuş, Netanyahu’nun tüm şartlarını kabul etmiş, kendilerine haritadan yer bakıyorlar. Bu telaş niyedir, hayırdır? Az biraz soluklanın “uzman” arkadaşlar!

***


Gazze yerle bir olmuş, temizlenmesi ve ihya edilmesi on beş yıl sürermiş Trump’a göre. Gölge etmeyin, başka bir şey istemeyiz Bay Trump. Gazze’nin on katı büyüklüğünde bir alanda şehirlerimiz yerle bir oldu 6 Şubat depreminde. Türkiye burayı iki yılda ayağa kaldırdı. Gazze’yi de kaldırır. Siz eksik olun yeter ki.


Burada Ekrem’ciğime bir parantez açmazsam bu yazı eksik kalacak sanki.


Seçim öncesi Babala TV’de çanak soruları cevaplarken, “İstanbul’un deprem sorununu kaç yılda çözersiniz?” sorusu sonrasında, muhatabına parmaklarını açıp avuç içini göstererek ve kendinden gayet emin bir şekilde “Beş yıl” diye cevap vermişti Ekrem’ciğim.


Beş yılın sonunda da ortaya sadece üç beş tane ev çıkınca, bu sefer de arkasına İBB’nin itfaiye erlerini toplayarak “On binlerce konutu beş yılda tek başımıza nasıl yapalım? Bakanlıklar bile yapamaz…” diye ellerini yıkayıp, işin içinden sıyrılıverdi.


Oysa Bakanlık, bölgede iki yılda 250 bin konutu tamamladı, sahiplerine teslim etti. Bu yıl sonuna kadar da bu rakamın 450 bine çıkarılacağını açıkladı.


İşte bu kafa, orta ölçekli bir depremde bile yerle bir olacak 750 bin riskli binanın bulunduğu İstanbul’u yönetiyor. “Yönetiyor” dememe bakmayınız, önceki cümleyi bir yüklemle bitirmem gerekiyordu. İstanbul Allah’a emanet aslında.


Allah muhafaza, bir İstanbul depremi olursa Kent Lokantaları’na sığınırız ve üst geçitlerdeki İBB’nin reklâm afişlerini kullanarak çadır yaparız kendimize. Bir de İBB konserine gidersek, gam kasavet de kalmaz ayrıca.

***


Ekrem’ciğim çalışmadığı, yan gelip yattığı ve İstanbul’un problemlerinden çok kendi ajandasının peşinden koştuğu için Erdoğan’ın kendisine çıkışmasından incinmiş! Erdoğan’ın kendisine gösterdiği sertliğin benzerini Trump’a da göstermesini dilemiş.


Ön teker nereye giderse arka teker de oraya gidermiş, araba geri viteste gitmiyorsa elbette. Bu açıklamanın üzerine Özgür Özel de ünlemiş. Erdoğan’ı, Trump’ın Gazze’yi devralma planlarına karşı sessiz kalmakla suçlamış.


Bizde bir söz vardır: Dinime söven bari Müselman olsa!


Bu zevatın eleştirme cüretinde bulundukları Erdoğan, sanırım yıl 2009 idi, dünyanın gözü önünde, Perez’in gözünün içine baka baka “Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz” diye “van minut” çeken adamdır.


O tarihî günün ertesinde, daha sabahtan “Kaşındılar kaşıdım/ Perez değil yaşıdım/ Nerde hava taşıdım/ Daha gelmem Davos’a… Kahraman’ım çok mutlu/ Gelecekten umutlu/ Bugün hava bulutlu/ Ben de gitmem Davos’a…” dizelerini içeren keyifli ve uzunca bir şiir yazmıştım.


Şiir kısa sürede viral olmuş, başka bir arkadaşım tarafından akşama doğru bana gönderilmişti. Arkadaşımı, şiiri benim yazdığıma inandırmam zaman almıştı. Şiire hâlâ Google araması ile ulaşılabiliyor.


O günden bugüne bilmem kaç kez o Erdoğan, BM kürsüsünden küresel vampirlerin gözünün içine baka baka, “Katilsiniz, hırsızsınız, katliamcısınız, soykırımcısınız” diye anladıkları dilden haykırdı.


Bizim muhalifler haricinde dünyada kime “Filistin’e ve Gazze’ye en çok sahip çıkan lider kimdir?” diye sorsanız, iki popüler cevap alırsınız: “Erdoğan” ya da “Erdogan”…


Erdoğan’a çemkiren bu komedi dans ikilisinin her iki üyesi de “Hamas terör örgütüdür”cümlesinde birleşmiş, Hamas’ın İsrail’e düzenlediği terör saldırısı (!) nedeniyle Hamas’ı kınamış ve İsrail için üzüntülerini dile getirmiş isimlerdir haddizatında.


Haklarını da yemeyelim şimdi. CHP İstanbul İl Başkanlığı 9 Şubat günü Eminönü’nde “Gazze’ye Destek” mitingi düzenlemiş. Gerçi mitingde kullanılan tek Filistin bayrağı da yanlış seçilmiş ama o kadar kusur kadı kızında da olur. Orada Kanada bayrağı filan da olabilirdi. Buna da şükür. Gidiş yoluna puan verelim şimdilik.


İlgili mitingde yer gök “Nehirden denize laik Filistin”, “Mahmut Abbas’ın askerleriyiz” ve “Filistin laiktir, laik kalacak” sloganları ile inlemiş. Eminönü’nden Tel Aviv’e güçlü bir mesaj verilmiş. Ayrıca Arapça’ya tercüme edilmiş 100 bin adet Nutuk da törenle Gazze’ye gönderilmiş.


“Hamas terör örgütüdür” noktasından ve konfor alanından çıkıp böyle bir miting düzenlemeyi akıl etmek ve “Gazze’ye selam olsun” pankartları açmak (bayrak yanlış olsa da) filan da yeterince önemli bir aydınlanmadır CHP için. Keşke bunu İsrail yenilip, ateşkes ilan edildikten sonra değil de Gazze’nin üzerine bombalar yağarken yapsalardı daha anlamlı olurdu.


Malûm, o zamanlar, kendileri “Gazze’ye Destek Mitingi” düzenleyenleri tahkir etmekle, ilgili mitinglerden dağılanları tartaklamakla, “Gazze’yi çok düşünüyorsanız, gidin Gazze’de savaşın” diye bizlere akıl vermekle, sosyal medyalarda “Gazze benim meselem değil” diye “heşteg” açmakla ve hayasızca “Onlar da topraklarını satmasalardı” yalanlarını yaymakla meşgullerdi.


Benzer duruma Suriye safahatında da şahit olmadık mı? Suriye ve Suriyeliler için yapmadıkları tezvirat kalmayan güruh, Esad rejimi devrelince selden kütük kapma telaşına düşüvermişlerdi. Sanırsınız 13 yıl boyunca Suriye meselesi üzerinde tepinenler kendileri değildi!


Şimdi CHP kanadının bambaşka bir meşguliyeti var: Cumhurbaşkanı adayını belirlemek! Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş hatta Kemal Kılıçdaroğlu ellerinde birbirlerine doğru tuttukları hançerleri ile bir Meksika açmazı içerisindeler. Şişenin masadan düşmesi bekleniyor. Bakalım o şişenin içinden nasıl bir cin çıkacak?


Şu aralar “Mansur’dan Ekrem’e Özgür Filistin” gibi sloganlar duyarsanız şaşırmayın dostlar. Zira kafalar karışık, sahne dağınık ve zaman kötü.


Hakkımızda hayırlısı inşallah…