EKREMCİĞİM, mahkemede şu tarz bir diyalog murat ediyordu ellaam:
- Adınız, soyadınız?
- Ekrem İmamoğlu Hâkim Bey.
- Doğum yeriniz ve yılınız?
- Trabzon, Akçaabat, 1971.
- Ayakkabı numaranız?
- 42.
- Tuttuğunuz takım?
- Trabzonspor.
- En sevdiğiniz yemek?
- Antrkot. Affedersiniz düzeltiyorum Hâkim Bey, musakka.
- Düzelt kızım. Hobileriniz?
- Kayak, yüzme, gezme, tozma.
- Yaz kızım! Gereği düşünüldü. Sanığın beraatına…
Sorular istediği yerden gelmeyince Ekremciğim şiir okumuştu önceki duruşmada. Sanırım yağmurlu ve gök gürültülü bir gündü.
Şiiri de güzel okuyabilse gam yemeyecektim ama yedim işte! Bir şiir ancak bu kadar berbat okunabilirdi. Murdar etti “cağnım” şiiri. Nazım Hikmet mezarında ters dönmüş olmalı. Şiir okuması da İngilizce konuşması kadar Ekremciğim’in.
Son duruşmada yine çalıştığı yerden çıkmamış sorular, bu sefer de tehdit modunu aktif hâle getirmiş Ekremciğim.
Hâkimin sorduğu soruya yine bir soruyla cevap vermiş(!) İmamoğlu. “19 yaşındaki bir insanın sahteciliği olmaz. Sizce olur mu Hâkim Bey?”
Bak, bak, bak! Hâkim Bey’in “Evet yahu. 19 yaşındaki bir insanın sahteciliği olmaz. TCK’nın falan filan maddesinin feşmekan bendine göre sahtecilik için sanığın yaşının 22 yahut 23 olması gerekiyor. Dava düşmüştür. Beraat!” demesi gerekiyordu sanırım.
Misal, Mattia Ahmet Minguzzi’nin katilleri de 15-16 yaşlarındaydı. 15-16 yaşlarında bir insanın da katilliği olmaz. Salalım gidiversinler.
18 yaşına basan bir vatandaşın ehliyeti oluyor, seçmen numarası oluyor, vergi levhası oluyor, her türlü cezai ehliyeti oluyor lakin “19 yaşındaki bir insanın sahteciliği olmuyor”, he mi?
Kafa bu, mantık bu!
Ekremciğim, beklediği cevabı alamadığı hâkimi “Bir gün siz de yargılanırsınız Hâkim Bey” diye tehdit ediyor, iyi mi?
Silivri’de menüleri kontrol etmek lazım. Duruşma öncesi tutuklu sanıklara yürek filan yedirmemekte fayda var.
Yahu mahkemeler neden var? Cevabı çok basit. Sanıklara iddianamedeki iddialar sorulur, sanıkların da bunlara itiraz etmesi, varsa belgelerini ve şahitlerini ortaya koyarak kendisini savunması beklenir.
Bizimkisine soru beğendiremiyoruz arkadaş. Kaç duruşma geride kaldı, Ekremciğim hâlâ işin goygoyunda. Kendisi bilir. Ne haltlar yediğini bildiği gibi.
Zaten elinde iddiaları çürütecek herhangi bir done, belge, şahit olsaydı daha ilk duruşmada bunları mahkeme heyetine sunar, işten yırtardı. Böylece Türk Şiirleri Antolojisi içinden mesaj kaygılı şiir aramakla vaktini boş yere Silivri’de harcamazdı.
Bu daha başlangıç, “diploma davası” sadece. Büyük balığa sıra gelmedi henüz. Rüşvet, irtikap, görevi kötüye kullanma, kişisel verileri ele geçirme ile ilgili iddianamenin kapağı açılınca bakalım neler yapacak?
Allah’tan Türk edebiyatının ucu bucağı yok. Her duruşmaya okunacak uygun bir şiir illaki bulunur.
Ahmed Arif’ten “Hasretinden Prangalar Eskittim” yahut Sabahattin Ali’den “Aldırma Gönül” iyi gidebilir mesela. Ama şiir okuma konusunda kendisini geliştirmesi lazım Ekremciğim’in. Yoksa bu okuma şekli ile işi çok zor!
Kalınız sağlıcakla efendim…



