KÂİNATTAKİ mutlak birlik (tevhid) ve Allah’ın birliğinin (vahdaniyet) aklî, mantıkî ve zarurî delillerle ispat ettiği hakikat şudur: Şirk imkânsızdır, tevhid zarurîdir.
Kâinatta mükemmel bir düzen, birlik ve uyum var. Bu düzen ya tek bir Zât’ın eseri ya dasayısız ilâhların ortak işi olacak.
Birlik (tevhid) kolay ve akla uygun. Çokluk (şirk) imkânsız ve çelişkili.
Kâinatta görülen sanat, hikmet ve düzen, tek bir irade ve tek bir kudretin işi olduğunu gösterir. Çünkü her şey birbirine bağlı. Parça bütünden kopuk değil. Demek ki “Her şeyi yapan, her şeyi birlikte yapar”.
Eğer ilâhlar birden fazla olsaydı, düzen bozulurdu, çatışma olurdu. Bu, Kur’ân’daki şu mânâya dayanır: “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, düzen bozulurdu.” (Bknz Kur’ân, Enbiya Suresi, 22’nci ayet-i kerime)
Çok başlılık, kaos doğurur. En küçük bir varlık bile, bütün kâinatla ilişkilidir. Meselâ bir hücre bütün vücutla bağlı. Bir meyve bütün ağaçla bağlı. Öyleyse o küçük şeyi yapan, bütün sistemi de yapandır.
Kâinatta intizam (düzen), mizan (ölçü) ve hikmet (gaye gözetmek) var. Bu üçü şunu gösterir: Bir tek yönetici var. Çünkü birden fazla irade olsa ölçü bozulur.
Kâinat bir bütün sistemdir. Parçalar bağımsız değil. Meselâ güneş, su, toprak birlikte çalışır.Bu koordinasyon, tek bir merkezden yönetimi gösterir.
Her varlıkta birlik damgası var. Meselâ aynı tarz yaratılış, aynı kanunlar… Öyleyse sanatçı birdir, çünkü üslup bir.
Kâinatta yardımlaşma, dayanışma ve uyum var. Meselâ bulut bitkiye yardım eder, güneş hayata hizmet eder. Bu kadar uyum, tek bir iradenin organizasyonunu gösterir.
Her şey aynı anda, aynı kolaylıkla yaratılıyor. Bu çok mühim bir hakikat; büyük-küçük fark etmiyor, zor-kolay fark etmiyor. Bu sonsuz kudrete sahip tek bir Zât’ı gösterir…
Kâinat, bir kitap gibi, bir fabrika gibi, bir ordu gibi… Bu kadar düzen, tek bir Sultan’ın eseridir.
İnsan aklı bazen sebepleri ilâh gibi görür, tabiatı muktedir bir güç zanneder. Ama gerçek şudur: Sebepler sadece perdedir, asıl tesir sahibi Allah’tır.
Kâinattaki kusursuz birlik, düzen ve bağlantı, Allah’ın birliğini zaruri kılar, şirki ise aklen imkânsız hâle getirir.
Günlük hayattan misaller…
Şehir yönetimi misali: (Şirk neden olmaz?) Düşün: Ankara’da trafik, su, elektrik, çöp, ulaşım… Hepsi tek merkezden yönetiliyor. Şimdi diyelim ki, trafiği ayrı bir başkan yönetiyor, elektriği başka biri, suyu başka biri… Ne olur? Sistem çöker, kavga çıkar, düzen kalmaz. Kâinat da bir şehir gibi. Bu kadar düzen varsa tek yönetici var.
Telefon uygulaması misali: Telefonundaki bir uygulamayı düşün: Tasarımı uyumlu. Butonlar düzenli. Her şey birbiriyle bağlantılı. Şimdi desek ki ana ekranı başka biri yaptı, menüleri başka biri, kodları başkası. Bu uygulama çalışmazdı. Bir sistem parça parça farklı iradelerle olmaz. Tek yazılımcı mantığı gerekir.
Fabrika misali: (Her şey birbirine bağlı…) Bir araba fabrikası düşün: Motor ayrı yerde üretiliyor, kaporta ayrı, elektronik sistem ayrı ama sonunda hepsi uyum içinde birleşiyor. Şimdi sor: Motoru yapan başka ilâh, elektroniği yapan başka ilâh olsa… Bu uyum nasıl olacak? Parçaları yapan, bütünü de yapmak zorunda.
İnsan vücudu misali: (Küçük-Büyük bağlantısı…) Kendi vücuduna bak: Göz beyne bağlı. Kalp bütün vücuda bağlı. Hücre bütün sistemi etkiliyor. Şimdi diyelim: Gözü yapan başka ilâh, kalbi yapan başka ilâh. Birbirleriyle nasıl anlaşacaklar? Bir hücreyi yapan bütün vücudu bilmek zorundadır. Bu da tek yaratıcıyı zaruri kılar.
Ordu misali: (Tek komutan…) Bir ordu düşün: Binlerce asker, yüzlerce birlik ama tek komuta merkezi var. Eğer her birlik kendi kafasına göre hareket etse savaş kaybedilir. Bu kadar disiplin tek komutanı gösterir.
Yemek tarifi misali: (Hikmet ve ölçü…) Bir yemek yapıyorsun: Tuz ölçülü, baharat dengeli, pişirme süresi ayarlı. Şimdi: Tuzu ayrı biri koysa, baharatı başkası, ateşi başkası ayarlasa. Yemek mahvolur. Öyleyse mizan (ölçü) varsa tek irade var.
Güneş, yağmur, toprak işbirliği… Bir meyveye bak: Güneş ışık veriyor. Bulut su getiriyor. Toprak besliyor. Ama hepsi: Aynı hedefe çalışıyor (meyve). Şimdi sor: Bunlar ayrı ilâhların işi olsa bu kadar koordinasyon nasıl olur? Bu işbirliği tek merkezi gösterir.
Aynı üslup misali: (İmza meselesi…) Etrafına bak: Ağaçlar, hayvanlar, insanlar. Hepsinde benzer sanat tarzı var. Tıpkı bir ressamın tabloları gibi. Üslup bir, öyleyse sanatçı bir.
Kolaylık meselesi (sühulet): Şimdi en çarpıcı delile bakalım: Bir çiçek yaratmakla bir orman yaratmak, Allah için tamamen aynı kolaylıktadır. Bir atomu var etmekle bir galaksiyi var etmek arasında hiçbir fark yoktur. Bir tek hücreyi hayata geçirmekle bütün canlılar âlemini aynı anda yönetmek O’nun için aynı sühulette gerçekleşir. Neden? Çünkü kudreti sınırsızdır. Sayı, büyüklük, ağırlık, karmaşıklık O’nu yormaz, geciktirmez, zorlamaz. O, “Ol!” dediği anda her şey olur.
Peki ya çok ilâh olsaydı? İş bölünürdü. Bir ilâh “çiçekleri ben yapayım” der, diğeri “ormanları ben yöneteyim” derdi. Biri “küçükleri ben yaratayım” der, diğeri “büyükleri ben” derdi. Koordinasyon kavgası başlardı. Birinin işi gecikse öbürü “Neden yavaşladın?” diye hesap sorardı. Sonuç: Kaos, gecikme, uyumsuzluk, eksiklik… Kâinat dediğimiz muhteşem sistem bir anda darmadağın olurdu.
Ama gerçekte gördüğümüz nedir? Kâinat tek bir nefeste, tek bir iradeyle, en ufak bir zorluk belirtisi göstermeden işliyor. Bir bahar geldiğinde milyonlarca çiçek aynı anda açıyor. Bir anda milyarlarca yıldız, gezegen, canlı ve cansız varlık mükemmel bir uyum içinde dönüyor. Hiçbir yerde “bekleme”, “karışıklık” veya “eksiklik” yok.
İşte bu sınırsız kolaylık (sühulet), tek bir kudretin varlığını bağırarak ilan ediyor.
Çok ilâh fikri bu kolaylığı imkânsız kılar. Tek İrade ise her şeyi hem ayrı ayrı hem de bir arada, en mükemmel şekilde yapar.
Kısacası: Her şeyi yapan, her şeyi birlikte yapmalıdır. Ve O, bunu en kolay şekildeyapıyorsa… İşte o zaman anlıyoruz ki kâinat, Ehad olanın eseridir.
Bütün bu misaller şunu bağırıyor: Kâinat bir sistemdir. Sistem tek merkezle çalışır. O merkez de Allah’tır. “Her şeyi yapan, her şeyi birlikte yapmalıdır.”
Kâinat tesadüf değil, tek merkezden yönetiliyor. Bir şehir tek başkanla yürür, kâinat da tek İrade ile. Bir uygulama tek yazılımcıyla çalışır, hayat da tek kudretle. Bir ordu tek komutanla kazanır, varlık da tek Sultana bakar.
Parçalar ayrı değil, her şey birbirine bağlıdır. Bir hücre bütün vücutla bağlantılı. Bir meyve bütün ağaçla ilişkili. Bir insan bütün kâinatla alakalı. O hâlde: Bir şeyi yapan, her şeyi yapandır.
Ölçü varsa, tesadüf yoktur. Tuz fazla olsa yemek bozulur. Güneş fazla yaklaşsa hayat biter. Bir denge var, bu denge bilinç ister. Demek ki: Bu düzen, başıboş değil.
Kâinatta müthiş bir iş birliği var. Güneş ısıtır. Bulut sulandırır. Toprak besler. Hepsi aynı hedefe çalışır. Ayrı ayrı ilahlar olsaydı bu uyum olmazdı.
Üslup birse, sanatçı da birdir. Tabiat aynı tarzda, canlılar aynı sistemde, kanunlar aynı şekilde, imza aynı. Demek ki Sahip bir. Çokluk karmaşayı, birlik ise düzeni gösterir.
Kâinatı baştan sona incelediğimizde gördüğümüz şey şudur: Her şey o kadar mükemmel bir düzen, o kadar muhteşem bir uyum ve o kadar sınırsız bir kolaylık içinde işliyor ki, bunu birden fazla iradenin, birden fazla gücün başarması imkânsızdır.
Şehirden insan vücuduna, fabrikadan orduya, bir çiçekten bütün bir bahara kadar her örnek bize aynı gerçeği haykırıyor: Her şeyi yapan, her şeyi birlikte yapmalıdır. Ve bunu en mükemmel, en kolay ve en uyumlu şekilde yapan, ancak tek bir irade olabilir.
İşte bu tek irade, Ehad olan Allah’tır. Kâinat, O’nun birliğinin en büyük ve en açık delilidir.



