BARIŞ Manço “Sözüm meclisten dışarı” diyerek söze başladığı eserinde, mantık yürüterek şöyle sorar: “Çivi çiviyi söker derler, soğuktan donanı buzla ovarlar/ Ben zaten yanmışım dostlar, peki beni fırına mı koysalar?” Usta şaka yapmış sanılmasın. Tamam, biraz mizah var ama asıl mevzu ağır ve derin.
Gelen büyük yangının önünü kesmek için, kontrol altında yangın başlatıp bir süre sonra söndürmeye çalışan itfaiye ekiplerine hışımla saldıran köylüler haberi ajanslara ulaşınca, psikolojik bir ikilem içinde kaldık. Gülsek mi ağlasak mı? Kızsak mı sevinsek mi? Ruh hâlimiz bozuldu. Ne diyeceğimizi şaşırdık. Ne yapacağımızı bilemedik.
- Siz nasıl itfaiyecisiniz? Yangını söndürmeniz gerekirken daha yakında başka bir yangın çıkarıyorsunuz!
- Siz itfaiyeci olamazsınız!
- Vatan hainisiniz!
- Yoksa ilerideki büyük yangını da mı siz başlattınız?
- Alçak bunlar! Ormanı yakıyorlar! Hem de herkesin gözü önünde!
- Vurun yumruğu, sallayın tekmeyi! Acımayın, hücum!
Komedi desek değil, dram desek değil. Bu ne cehalettir? Bir orman köylüsü yahut ormana yakın evi bulunan birileri, yangına karşı tedbir mahiyetinde kontrol altında küçük çaplı bir yangın çıkarmanın bütün dünyada uygulanan bir taktik olduğunu nasıl bilmez? Haydi diyelim o güne kadar bilmiyordu; o anda biraz kafayı çalıştırıp kendi çapında bir değerlendirme de mi yapamaz? Canla başla yangına karşı koymaya çalışan fedakâr itfaiyecilerin yaptığının bir mantığı olsa gerek diye düşünmez mi? İtfaiyecileri zor kurtarmışlar saldıranların elinden.
Yıllar önce küçük bir çocuk, babasının verdiği iki liranın bir lirasını düşürmüş. Aramasına rağmen bulamayınca, diğer bir lirayı da usulca yere atmış. Ne yaptığını sormuşlar. “Para parayı çeker derler” diye açıklama getirmiş. Esasen cebinden düşen ilk paranın nereye yuvarlanabileceğini ölçmekmiş niyeti. Peki buldu mu bulmadı mı? Orası çok mühim değil. Esas olan yürütülen mantık.
*
Otobüste dolmuşta, çeşme başında kapı önü oturmasında, kız istemede, söz kesmede kısaca her mecliste bütün tartışmaları sonlandıran bir cümlemiz vardır: “Eğitim şart!” Tartışılan konu en çetrefilli yere gelince, biri çıkıp bunu söylediğinde, kimse itiraz edemez. Konu yangın da olsa, deprem veya trafik de olsa hüküm değişmiyor. “Eğitim şart!”
O hâlde gereğini yerine getirelim. Bu vesile ile bir teklif sunalım: Okullar eğitimi bırakmalı. Bütün öğretmen ve öğrenciler fidan dikmeye koşmalı.
Yeşil vatan yanarken iki kere ikinin kaç ettiği mühim değildir. Mi’leri mı’ları, de’leri da’ları ve ki’leri ayrı mı bitişik mi yazacağımızı sonraya bırakalım. Yanan orman alanının on katı, otuz katı fidan dikelim.
Bununla yetinmeyelim. Yangına sebep olan davranışları ortadan nasıl kaldırırız, başlamasını nasıl önleriz, çıkan yangına karşı ne yapmak gerekir, nasıl organize olunur, kim ne yapar hepsini tek tek işleyelim ve bütün vatandaşlar bu konuda ustalaşana kadar faaliyete devam edelim.
Orman yakınlarında, yol kenarlarında, piknik alanlarında bulunan şişelerin ve sair çöplerin toplanması, yenilerinin atılmaması, ormanda piknik yapılmaması, ateş yakılmaması da önemli.
Boş bir pet şişe bile güneş ışığını odaklayıp kuru otları tutuşturabilir. Cam olması şart değil. Atılanları toplamak için seferber olmak ve atılmasını önlemek için de mücadele, eğitim, ceza ne gerekiyorsa yerine getirilmeli.
İzmarit atmak alışkanlığını da kökünden yok etmek gerekir. Değil sıcak yaz günlerinde, kışın diz boyunca kar varken yahut yağmur yağarken bile kimse yere izmarit atmasın. Ve hiç kimse “Ne yapayım ki?” diye cevap yetiştirmeye kalkmasın. Cebine soksun, yutsun veya münasip bir yer bulsun. Çöp kutusu gibi…
Televizyonlarımız kimin kiminle oynaştığını konu edineceğine, bu bilinci geliştirmek için gönüllü olarak programlar yayınlamalı. Vatanı sevmenin lâfla olmayacağını herkesin kafasına sokmalı.
Pikniksizlikten, mangalsızlıktan kimse ölmemiştir bugüne kadar. Bundan sonra da ölmez. Ama ormanlarımız korunur. Ayrıca ormanlar için geniş kadrolar oluşturulmalı, bütün görevi ormanı korumak olan kişiler görevlendirilmeli. Kimse ormanlara yaklaşmasın.
Otoyol kenarındaki ormanlar da hem kameralarla hem korucularla korunmalı. Kasıtlı orman yakanlar için en ağır cezalar uygulanmalı. Müebbet hafif geliyorsa idamın getirilmesi gerekir.
Dev gibi alevleri gören, yalımı yüzüne vuran ve büyük bir çaresizlik yaşayanların ortak görüşü, orman yakanlar için idam cezasının uygulanması. AB’ye girme hatırına kaldırılan idam cezası, o haysiyetsiz vatan hainleri için ilaç gibi gelecektir.
*
Geçen hafta Bursa ve Karabük yangınları önde göründüyse de ülke çapında 50 civarında yangın çıktı.
Bir ay önce ise (25 Haziran) İzmir Aliağa civarında 8 yerde büyük yangın çıkmıştı. O yangın sırasında konunun uzmanı bir profesör, helikopter ve uçaktan atılan suların büyük alevler karşısında yetersiz kaldığını, atılan suyun aşırı sıcak sebebiyle buharlaştığını söyledi. Hattâ mübalağa hakkını kullanarak, “Bütün Ege denizini o yangının üstüne boşaltsak söndüremez” açıklamasını yaptı.
Belki bir defada boşaltılsa sönebilir ama o kadar büyük hazneli uçak ve helikopter yok yeryüzünde.
Bu hususu bütün dünyanın bildiğini söylemek mümkün. Havadan müdahale, yangın ilk başladığı sırada işe yarıyor. Büyümesini önleyebiliyor. Bir de yangın bittikten sonra soğutma çalışmalarında netice alınabiliyor. Onun dışında buharlaşma kaçınılmaz. Esas mücadele karadan yapılan...
Bu bilgiye rağmen, “Neden yeterince uçağımız ve helikopterimiz yok” diye tepinenler var. Dahası, bir uçak ve birkaç tane helikopter bulunduğunu iddia edenler çıkabiliyor.
Ülkenin yüzölçümü ve orman alanlarıyla mukayese edildiğinde Türkiye, havadan müdahale araçlarına sahip olmada dünya lideri. Fakat anlamak istemeyen dik kafalara bunu da anlatmak mümkün değildir.
Yeni Şafak’ta 29 Temmuz günü “Havadan atılan su buharlaşıyorsa, toprak ve kum atılmalı” diye bir teklifte bulunmuştuk. Orada görmeyen, burada görsün. Belki ciddiye alan bir yetkili çıkar.
Uzunca yazdık fakat Bursa’da benzin döküp yangın çıkaran FETÖ’cü eski astsubaydan ve işaret fişeğini ihanet fişeği gibi kullananlardan bahsetmedik. Dikkat eden farkına varmıştır, bu yazıda sadece insan eliyle çıkan yangınlar üzerinde durduk. Hayvanları konu etmedik…



