AZERBAYCAN Ordusu büyük bir
zafer kazandı. Azeri kardeşlerimiz Ermenilerden iyi bir intikam aldılar,
yılların ezikliğini üzerlerinden attılar, büyük bir özgüven kazandılar.
Ancak
ne Azerbaycan Ordusu zaferini kemâle erdirip hakkıyla meyvesini, ne de soydaşlarımız
Ermeni katillerden intikamlarını hakkıyla alabildiler.
Ordu;
işin zor kısmını bitirmiş, tam düşmanı bütünüyle imha edecek ya da teslim alıp
masaya oturtup şartlarını dikte edecekti ki ânî bir ateşkes anlaşmasıyla
durduruldu. Bu ateşkes Ermenistan’ı ve Karabağ Ermenilerini kurtarmak için
yapıldı, öyle de oldu. Nitekim Ermenistan Başbakanı Paşinyan, “Şayet bu anlaşma
olmasaydı, 20 bin askerimiz Azerbaycan tarafından kuşatılacaktı” derken,
Karadağ Ermenilerinin sözde devlet başkanı da “Savaş devam etseydi, iki üç günden
fazla dayanamazdık” demek sûretiyle bu keyfiyeti teyit etmişlerdir.
Bu
yapılan sadece bir ateşkes ya da bir teslim anlaşması değil, Azerbaycan’ın işgal
altındaki topraklarını iade eden, bununla beraber kendi toprağı olan Karabağ üzerindeki
egemenlik hakkının bir kısmını Ermenilere bırakan ve Ermeni ordusunun serbestçe
çekilmesine izin vermek sûretiyle Ermenistan üzerinde baskı aracı olacak en
önemli kozunu elinden alan bir barış anlaşması olmuştur.
Azerbaycan’ın
Ermenistan’ı teslim almasına izin verilmemiştir. Dolayısıyla Ermenistan’ın otuz
yıldan bu yana yapmış olduğu katliam ve zulümleri, Azerbaycan’a vermiş olduğu
ekonomik ve mânevî zararlar, savaşı başlatma ve işlediği savaş suçları, savaşta
şehit ettiği Azeri askerlerin ve sivillerin sorumluluğu yanına kâr kalmıştır.
Hâlbuki
olması gereken, bütün bunların faturasının Ermenistan’ın önüne konulması ve
tazminat olarak ödetilmesiydi. Bazı kişiler bunların daha sonra kurulacak
masada ele alınıp bir karara bağlanacağını sanmaktadırlar. Böyle bir masa falan
olamaz artık. Ateşkesle birlikte masa kurulmuş, temel konularda anlaşma sağlanmış
ve imza altına alınmıştır. Zaten Ermenistan’a karşı baskı aracı olarak
Azerbaycan’ın elinde artık hiçbir kozu kalmamıştır. Bundan sonra elbette Türkiye,
Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan arasında birtakım görüşmeler yapılacaktır ama
bunlar, imzalanan anlaşma maddelerinin uygulanmasıyla ilgili detay görüşmeler
olacaktır.
Bu
anlaşmanın, işgal altındaki Azerbaycan topraklarının geri kalan kısmının hiç
kan akıtılmadan teslim alınacak olması sebebiyle, Azerbaycan’ın da lehine
olduğu ileri sürülüyor. Bu şüphesiz Azerbaycan için önemli bir kazanım ama
unutulmamalıdır ki, bugün yapılan anlaşma Azerbaycan’ın gelecek on yıllarını ve
belki de yüzyıllarını etkileyecek niteliktedir.
Bu
itibarla, ülkelerinin bekâsı için milletler, gerektiği zaman şehit vermekten
kaçınmamak zorundadırlar.
Tabiatıyla
göz önüne almak zorunda olduğumuz önemli ve bizce bilinmeyen bazı hususlar
vardır.
Ateşkesin
ve anlaşmanın esas müessiri Rusya’dır. Rusya’nın Azerbaycan’ı nasıl ikna
ettiğini, Azerbaycan’ın ısrarlı beyanlarına rağmen Türkiye’nin anlaşmada taraf
olmasını neden sağlayamadığını, Türkiye’nin bu anlaşmayı onaylayıp onaylamadığını
bilmiyoruz.
Birçok
kişinin ağzındaki bir söylentiye göre, Azerbaycan ile Nahcivan Özerk Bölgesi’nin
irtibatını sağlayacak Ermeni toprağından bir koridor açılacakmış!
Şayet
bu doğru ise ve gerçekleşirse, Azerbaycan’ın aleyhine olduğunu saydığımız bütün
hususları bir kalemde önemsiz saymamıza değecek ölçüde, Azerbaycan, Türkiye ve
diğer Türk devletleri için paha biçilmez değerde bir kazanım olacak demektir. Bu,
Türk milletinin büyük rüyasıdır. Ancak bunu ben ihtiyatla karşılıyorum. Çünkü
anlaşmanın metninde böyle bir madde bulunmuyor.
Ayrıca
Türkiye’yi Orta Asya Türklerine bağlayacak bir geçişe Rusya’nın râzı
olabileceğini de düşünemiyorum. Böyle bir geçiş sağlansa bile buna ciddî
kısıtlamalar getirileceğini düşünürüm.
Ayrıca
bu yolun güvenliğinin kim tarafından sağlanacağından hiç söz edilmiyor. Bu konularda
yetkililerin ağzından şu âna kadar bir beyan duymadık.
Bir
diğer müphem konu da, Ermeni koridoruna yerleştirilen Rus güçlerinin yanına
Türk askerlerinin yerleştirilmesi meselesidir. Anlaşma metninde olmayan bu
konuda Türk ve Rus yetkililer arasında şifahî görüşmeler yapılıyor. Azerbaycan
topraklarına Türk askerinin yerleştirilmesini Türkiye’nin Azerbaycan’la değil
de Rusya’yla müzakere ediyor olması oldukça can sıkıyor.
Sonuç
Anlaşmadaki
olumsuzluklara rağmen, sonuçta Azerbaycan ve Türkiye bu işten çok büyük
kazançlarla ve güçlenerek çıkmışlardır. Azerbaycanlı kardeşlerimiz şımarık ve
ahlâksız Ermeniler karşısında ruhlarını daraltan sıkıntıdan kurtulmuş, onlara
karşı kesin bir moral üstünlük kazanmışlardır. Bu moralle Azerbaycan,
önümüzdeki yıllarda inşallah her alanda Türkiye ile beraber büyük atılımlar
yapacaktır. Bundan böyle bölgede bütün dünyanın idrak ettiği askerî, ekonomik
ve siyâsî bakımdan güçlü, saygın bir Azerbaycan gerçeği vardır.
Bu
meselede Türkiye’nin Azerbaycan’ın yanında net, cesur, kararlı bir biçimde durmuş
olması, Türk kurmaylığının ve Türk SİHA’larının gücünü bütün dünyaya bir kere
daha göstermiş olması, dostlara güven vermiş, düşmanların yüreğine korku salmış,
devletimizin dünyadaki itibarına itibar katmıştır.
Türkiye
bu vesîleyle Fransa’ya da bir Osmanlı şamarı daha atmıştır.
Bütün
dünyanın şâhit olduğu başka bir şey de, “Türkiye+Azerbaycan” formunda yepyeni
bir gücün ortaya çıkmış olmasıdır.
Bütün
bu kazanımların olumlu etkilerini her iki kardeş devlet de bundan sonra üçüncü
ülkelerle olan her türlü ilişkilerinde belirgin bir şekilde görecektir. Bu
durumun diğer Türk devletlerine de cesaret vermesi ve birlik olma yönünde
onlara teşvik edici bir tesiri olması beklenebilir.



