Dünyaya yeni bir güç doğdu: Türkiye ile Azerbaycan

Anlaşmadaki olumsuzluklara rağmen, sonuçta Azerbaycan ve Türkiye bu işten çok büyük kazançlarla ve güçlenerek çıkmışlardır. Azerbaycanlı kardeşlerimiz şımarık ve ahlâksız Ermeniler karşısında ruhlarını daraltan sıkıntıdan kurtulmuş, onlara karşı kesin bir moral üstünlük kazanmışlardır. Bu moralle Azerbaycan, önümüzdeki yıllarda inşallah her alanda Türkiye ile beraber büyük atılımlar yapacaktır.

AZERBAYCAN Ordusu büyük bir zafer kazandı. Azeri kardeşlerimiz Ermenilerden iyi bir intikam aldılar, yılların ezikliğini üzerlerinden attılar, büyük bir özgüven kazandılar.

Ancak ne Azerbaycan Ordusu zaferini kemâle erdirip hakkıyla meyvesini, ne de soydaşlarımız Ermeni katillerden intikamlarını hakkıyla alabildiler.

Ordu; işin zor kısmını bitirmiş, tam düşmanı bütünüyle imha edecek ya da teslim alıp masaya oturtup şartlarını dikte edecekti ki ânî bir ateşkes anlaşmasıyla durduruldu. Bu ateşkes Ermenistan’ı ve Karabağ Ermenilerini kurtarmak için yapıldı, öyle de oldu. Nitekim Ermenistan Başbakanı Paşinyan, “Şayet bu anlaşma olmasaydı, 20 bin askerimiz Azerbaycan tarafından kuşatılacaktı” derken, Karadağ Ermenilerinin sözde devlet başkanı da “Savaş devam etseydi, iki üç günden fazla dayanamazdık” demek sûretiyle bu keyfiyeti teyit etmişlerdir.

Bu yapılan sadece bir ateşkes ya da bir teslim anlaşması değil, Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını iade eden, bununla beraber kendi toprağı olan Karabağ üzerindeki egemenlik hakkının bir kısmını Ermenilere bırakan ve Ermeni ordusunun serbestçe çekilmesine izin vermek sûretiyle Ermenistan üzerinde baskı aracı olacak en önemli kozunu elinden alan bir barış anlaşması olmuştur.

Azerbaycan’ın Ermenistan’ı teslim almasına izin verilmemiştir. Dolayısıyla Ermenistan’ın otuz yıldan bu yana yapmış olduğu katliam ve zulümleri, Azerbaycan’a vermiş olduğu ekonomik ve mânevî zararlar, savaşı başlatma ve işlediği savaş suçları, savaşta şehit ettiği Azeri askerlerin ve sivillerin sorumluluğu yanına kâr kalmıştır.

Hâlbuki olması gereken, bütün bunların faturasının Ermenistan’ın önüne konulması ve tazminat olarak ödetilmesiydi. Bazı kişiler bunların daha sonra kurulacak masada ele alınıp bir karara bağlanacağını sanmaktadırlar. Böyle bir masa falan olamaz artık. Ateşkesle birlikte masa kurulmuş, temel konularda anlaşma sağlanmış ve imza altına alınmıştır. Zaten Ermenistan’a karşı baskı aracı olarak Azerbaycan’ın elinde artık hiçbir kozu kalmamıştır. Bundan sonra elbette Türkiye, Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan arasında birtakım görüşmeler yapılacaktır ama bunlar, imzalanan anlaşma maddelerinin uygulanmasıyla ilgili detay görüşmeler olacaktır.

Bu anlaşmanın, işgal altındaki Azerbaycan topraklarının geri kalan kısmının hiç kan akıtılmadan teslim alınacak olması sebebiyle, Azerbaycan’ın da lehine olduğu ileri sürülüyor. Bu şüphesiz Azerbaycan için önemli bir kazanım ama unutulmamalıdır ki, bugün yapılan anlaşma Azerbaycan’ın gelecek on yıllarını ve belki de yüzyıllarını etkileyecek niteliktedir.

Bu itibarla, ülkelerinin bekâsı için milletler, gerektiği zaman şehit vermekten kaçınmamak zorundadırlar.   

Tabiatıyla göz önüne almak zorunda olduğumuz önemli ve bizce bilinmeyen bazı hususlar vardır.

Ateşkesin ve anlaşmanın esas müessiri Rusya’dır. Rusya’nın Azerbaycan’ı nasıl ikna ettiğini, Azerbaycan’ın ısrarlı beyanlarına rağmen Türkiye’nin anlaşmada taraf olmasını neden sağlayamadığını, Türkiye’nin bu anlaşmayı onaylayıp onaylamadığını bilmiyoruz.  

Birçok kişinin ağzındaki bir söylentiye göre, Azerbaycan ile Nahcivan Özerk Bölgesi’nin irtibatını sağlayacak Ermeni toprağından bir koridor açılacakmış!

Şayet bu doğru ise ve gerçekleşirse, Azerbaycan’ın aleyhine olduğunu saydığımız bütün hususları bir kalemde önemsiz saymamıza değecek ölçüde, Azerbaycan, Türkiye ve diğer Türk devletleri için paha biçilmez değerde bir kazanım olacak demektir. Bu, Türk milletinin büyük rüyasıdır. Ancak bunu ben ihtiyatla karşılıyorum. Çünkü anlaşmanın metninde böyle bir madde bulunmuyor.

Ayrıca Türkiye’yi Orta Asya Türklerine bağlayacak bir geçişe Rusya’nın râzı olabileceğini de düşünemiyorum. Böyle bir geçiş sağlansa bile buna ciddî kısıtlamalar getirileceğini düşünürüm. 

Ayrıca bu yolun güvenliğinin kim tarafından sağlanacağından hiç söz edilmiyor. Bu konularda yetkililerin ağzından şu âna kadar bir beyan duymadık.  

Bir diğer müphem konu da, Ermeni koridoruna yerleştirilen Rus güçlerinin yanına Türk askerlerinin yerleştirilmesi meselesidir. Anlaşma metninde olmayan bu konuda Türk ve Rus yetkililer arasında şifahî görüşmeler yapılıyor. Azerbaycan topraklarına Türk askerinin yerleştirilmesini Türkiye’nin Azerbaycan’la değil de Rusya’yla müzakere ediyor olması oldukça can sıkıyor.

Sonuç

Anlaşmadaki olumsuzluklara rağmen, sonuçta Azerbaycan ve Türkiye bu işten çok büyük kazançlarla ve güçlenerek çıkmışlardır. Azerbaycanlı kardeşlerimiz şımarık ve ahlâksız Ermeniler karşısında ruhlarını daraltan sıkıntıdan kurtulmuş, onlara karşı kesin bir moral üstünlük kazanmışlardır. Bu moralle Azerbaycan, önümüzdeki yıllarda inşallah her alanda Türkiye ile beraber büyük atılımlar yapacaktır. Bundan böyle bölgede bütün dünyanın idrak ettiği askerî, ekonomik ve siyâsî bakımdan güçlü, saygın bir Azerbaycan gerçeği vardır.

Bu meselede Türkiye’nin Azerbaycan’ın yanında net, cesur, kararlı bir biçimde durmuş olması, Türk kurmaylığının ve Türk SİHA’larının gücünü bütün dünyaya bir kere daha göstermiş olması, dostlara güven vermiş, düşmanların yüreğine korku salmış, devletimizin dünyadaki itibarına itibar katmıştır.

Türkiye bu vesîleyle Fransa’ya da bir Osmanlı şamarı daha atmıştır.

Bütün dünyanın şâhit olduğu başka bir şey de, “Türkiye+Azerbaycan” formunda yepyeni bir gücün ortaya çıkmış olmasıdır.  

Bütün bu kazanımların olumlu etkilerini her iki kardeş devlet de bundan sonra üçüncü ülkelerle olan her türlü ilişkilerinde belirgin bir şekilde görecektir. Bu durumun diğer Türk devletlerine de cesaret vermesi ve birlik olma yönünde onlara teşvik edici bir tesiri olması beklenebilir.