Dua

Dertlendiğimiz zaman, aşırı mutlu olduğumuz zaman yahut sinirlendiğimiz zaman kendimiz yahut yaşadığımız olay hakkında birtakım laflar ederiz. O laflar öylece boşlukta kalmaz. Farkında olarak ya da fark etmeden afaki olarak kullandığımız kelimeler vakti saati geldiğinde dua yerine geçer ve o duanın kabul olduğuna şahitlik ederiz. Dikkat etmemiz gerekir. İnsanın ağzından çıkan her bir kelime dua potansiyeline sahiptir, hayıflanarak söylediğimiz sözler bir zaman sonra imtihanımıza dönüşebilir…

GÜNÜMÜZDE ortaya çıkan manifest etmek, “777 aldım, kabul ettim” gibi Hinduizm, Budizm ve Taoizm benzeri farklı inanışlara ait bazı ritüeller duanın yerine ikame edilerek ya da dua ile harmanlanarak inanç sistemine yerleştirilmeye çalışılıyor. 

Gençlerin bazıları olmasını diledikleri şeyleri manifest ederek, evrenden dileyerek yahut “777 aldım, kabul ettim” gibi ifadeleri kullanarak gerçekleşeceğine dair inanç karmaşası yaşıyorlar. Bununla beraber çeşitli kartlar kullanarak adeta kumarla fal arasında bir yerlerde istedikleri şeyin seçtikleri kart doğrultusunda gerçekleşeceğine inanıyorlar. 

Tüm bunlar gerek sosyal medyayla olsun gerek günlük hayatta olsun öylesine sıklıkla ve normalleştirilerek kullanılıyor ki bunları yaparken inançlarının zedelendiğinin farkına varmıyorlar. Gençler arasında oldukça yaygınlık kazanan bu tip ifadeler dikkat edilmesi gereken önemli hususlar.

Eğer İslâm dinine inanan insanlarsak, evrene mesaj yollamak, evrenden istemek, tezahür etmek, enerji göndermek, enerji almak, çakralarını açarak kötülüklerden arınmak gibi durumlar dinimizde yeri olmayan ifadeler olduğunu idrak etmemiz şart. Unutulmamalıdır ki “Kim bir kavme benzerse o onlardandır” buyrulmuştur. Eğer Müslümansak, Müslümanca ifadeler kullanmalı ve Müslümanca yaşamalıyız. Bizler yönümüzü daima Allah’a döndürmeliyiz. Her ne istersek bunu yapmaya sadece onun kudretinin yettiğini bilerek… Eğer olmasını temenni ettiğimiz bir şey var ise elimizden gelen kadarını yapıp gerisini Allah’a bırakarak yahut elimizde olmayan şeyler için ellerimizi yalnızca Rabbimize açarak dua etmeli, duanın kabul edilmesinin yanında kabul olmayan duaların da hikmetinin farkına vararak… Bazen kabul olmadığını sandığımız duaların aslında bizim lehimizde farklı şekillere evrildiğini bilerek… Eğer Rabbimiz dua etmemize müsaade ediyorsa o dua er ya da geç bizim hayrımıza olacak biçimde kabul olacaktır. Geciktiriyorsa vardır bir hikmeti, derler. Dua, olması mümkün gözükmeyen şeylerin dahi kapısını açan İlâhî bir lütuftur. 

Dua, kelime mânâsı olarak, çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek; küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya edilen talep ve niyazdır. Dua aslında insanın kendi ağzıyla kendi niyetini, durumunu veyahut isteklerini Rabbine bildirmesidir. Elbette Rabbimiz her şeyden haberdardır. 

Ancak bize bakım olarak muhtaç olan bir bebeği yahut hasta bir insanı düşünelim… Herhangi bir ihtiyacını bize ifade ettiğinde biz o ihtiyacı daha kolay ve zamanında giderebiliriz. Bir şeyin gerçekleşmesi için evvela onu talep etmek, arzu etmek, niyet etmek gerekir. 

Unutulmamalıdır ki, insanın kaderini kendinin belirlemesi noktasında dua oldukça önemli bir yere sahiptir. Dua ederken seçtiğimiz kelimeler, ifade biçimimiz oldukça mühimdir. Neyi dilediğimiz kadar nasıl dilediğimiz de mühimdir. İnsanı diğer canlılardan farklı kılan en önemli özelliği kelimelerle kendini ifade etmeleridir. 

Öyleyse söylediğimiz her bir kelimenin mânâsını bilerek ve doğru yerde kullanmak elzem. Kelimeler farkında olarak yahut olmadan duaya dönüşebilir. Dertlendiğimiz zaman, aşırı mutlu olduğumuz zaman yahut sinirlendiğimiz zaman kendimiz yahut yaşadığımız olay hakkında birtakım laflar ederiz. O laflar öylece boşlukta kalmaz. Farkında olarak ya da fark etmeden afaki olarak kullandığımız kelimeler vakti saati geldiğinde dua yerine geçer ve o duanın kabul olduğuna şahitlik ederiz. Dikkat etmemiz gerekir. İnsanın ağzından çıkan her bir kelime dua potansiyeline sahiptir, hayıflanarak söylediğimiz sözler bir zaman sonra imtihanımıza dönüşebilir…