Dönme dolaplar içinde dönen dünya

Bu büyük organizasyonun arkasındakiler, kimine özgürlük, zenginlik ve refah sunarken ötekinin elinden özgürlüğünü de alıyor, konforla buluşmasını engelliyor, huzurunu bozuyor. Sonuç olarak, dönme dolaplar içinde dönen dünyayı izlemekten büyük bir keyif alıyor.

AJANDA Yayın Grubu’na bağlı kardeş dergilerin ağabeyi pozisyonundaki Haber Ajanda, Temmuz ayı itibarıyla 200’üncü sayısıyla ikinci dalyasını gerçekleştirmenin gururunu yaşadı. Emeği olan yazar arkadaşlarımız ile bu başarının mimarı Yavuz Selim Ağabeyi kutlayarak başlıyoruz yazımıza…

Haber Ajanda dergisi ile yayın grubunun lokomotifi olan Haber Ajanda Net’in Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Serhat Bıçak, 201'inci sayı için kolların sıvazlandığını duyurduğu ve hemen akabinde son sayı için yazı talebinde bulunduğu e-postası ise bu haftaki yazımın itici gücü oldu.

Bütün dönemlerin en güzel çocukluk hatırasını barındıran dönme dolaplar, eski debdebeli günlerinden uzak olsa da hâlen çocukların ilgi odağı olmaya devam ediyor.

Evet, dönme dolapların döngüsüne benzer bir döngü yaşıyor dünya. Hem nasıl yaşamasın ki? Son birkaç yılda sunî sorunlarla tansiyonun yükseldiği Kosova’dan Ukrayna’yı işgal etme hayâlini canlı tutan Putin’in Rusya’sında paralı askerleri istihdam eden Wagner’in yaptığı cılız darbeye, Arefe günü 17 yaşındaki Nael M. isimli gencin polis kurşunuyla hayatını kaybetmesiyle başlayan protestolarda yangın yerine dönen Fransa’dan Kur’ân’a saldıranların merkez üssü olmaya aday ve aynı zamanda NATO’ya girme talebinde bulunan İsveç ve Danimarka’ya, Suriye’den sonra Mısır ve Ermenistan ile olan bağlarını kuvvetlendirme gayretinde olan Türkiye’den son yıllarda tırmanan gerginliğin ardından 7 yıl sonra diplomatik ilişkileri tekrar başlatan ve büyükelçiliklerini karşılıklı olarak yeniden açan İran ve Suudi Arabistan’a, son olarak yaşadıkları Cenin’den 70 yıl sonra sürülen Filistin’e uzanan geniş coğrafyada cereyan eden ve bitip tükenmek nedir bilmeyen hâdiselere…

Hatta öyle ki, dünya jandarmalığına soyunan ve üzerine çektiği üniformanın birkaç beden büyük gelmeye başladığı Amerika’da eski Başkan Trump’a yönelik açılan yolsuzluk dosyasını da ekleyecek olursak, neredeyse bu gezegende adım attığımız her ülkede gerek iç, gerek dış etkenlerle ateşlenen ve yönetilen dönme dolaplara rastlıyoruz.

Kabul etmek gerekir ki, dünya siyaseti “en güçlü” konumun gizemli konseyi üyelerince farklı bir metot ile yönetiliyor. Ayakta kalmayı başarmanın bir hayli zorlaştığı dönemde dönme dolaplara bindirilen ülkeler, liderler ve o liderlerin genel başkanlığını üstlendiği partiler ve en önemlisi de mukimleri etkileniyor bu kargaşadan.

Kargaşa derinleşip genişledikçe tesiri de aynı ölçekte o ülkenin hemen yanı başındaki ülke ve ülkelere sıçrıyor yahut sıçratılıyor. Sadece yakınlıkla bitmiyor bu risk, aynı zamanda dil, din ve ekonomi bağlamında bağı olan ülkelerin birbiriyle olan ilişkilerini de etkiliyor. Bu büyük organizasyonun arkasındakiler, kimine özgürlük, zenginlik ve refah sunarken ötekinin elinden özgürlüğünü de alıyor, konforla buluşmasını engelliyor, huzurunu bozuyor. Sonuç olarak, dönme dolaplar içinde dönen dünyayı izlemekten büyük bir keyif alıyor.

Bu dönem savaşmadan işgallerin yaşandığı, dönme dolaba binmeden de barışın ve huzurun egemen olmadığı bir dönem. Her nerede olursa olsun, yaşanan her hâdisenin arka plânını optik bir okuyucu rikkatiyle okuyacak basiret ve ferasete sahip olanlar ayakta kalacaktır. Çünkü yaşanan her hâdise, aynı zamanda gerçeklikten yoksun olma ihtimâlini de taşıyor.