Dijital teknolojiler, kişilik-kimlik algısı ve mücadele ruhu

Dijital dünyada kişilik ve benlik algıları şekillenen çocuklar ve gençler, gerçek yaşamda karşılaştıkları problemleri çözmekte zorlanabiliyorlar. Hatta zorlanmanın da ötesinde, olması gereken mücadele ruhunu edinemiyorlar.

DİJİTAL iletişim teknolojileri, yaşamın merkezine giderek daha fazla yerleşiyor. Alışverişten bürokratik işlemlere, eğitimden kültür-sanat faaliyetlerine kadar her alanda dijital iletişim teknolojileri yaşamın akışını daha derinden yön veriyor. Hâliyle yaşama, dolayısıyla da insana dair hemen hemen her şeye dijital teknolojiler yön veriyor.

En temel insanî duygu ve refleksler silikleşiyor

Çocukların ve gençlerin kişilik, kimlik, benlik ve kendilik oluşumu ve gelişimine dijital teknolojiler yön veriyor. Hatta duygusal gelişim ve duygusal öğrenme bile artık dijital teknolojiler aracılığıyla oluyor. Öyle ki, çocuklar artık sokaklarda ya da gerçek ve doğal oyun alanlarında oynamıyor, dijital dünyanın içerisinde geliştirilen oyunlar ile oynuyor.

Gerçek ve doğal oyun mekânlarından mahrum olan çocuklar, en temel insanî duygular olan şefkat, merhamet ve yardımlaşma gibi duyguları derinlemesine öğrenemiyor. Dijital dünyada çok fazla zaman geçiren, şiddet ve kumar temelli oyunları çok fazla oynayan çocuklar bir süre sonra bunları kanıksıyor ve meşru görmeye başlıyor. Hatta şiddeti o kadar kanıksayanlar var ki normal bir insanın gördüğünde veya duyduğunda ürperdiği, irkildiği olaylara karşı tepkisiz kalabiliyorlar.

Aslında bu gibi durumlar, dijital dünyanın en temel insanî refleksleri bile silikleştirdiğinin en büyük kanıtı.

Şefkat, merhamet, yardımlaşma, arkadaşlık ve dostluk gibi en temel insanî duyguları çok sığ bir şekilde deneyimleyen, dijital dünyada oynadığı oyunlardan dolayı şiddeti kanıksayan ve buna bağlı olarak en temel insanî refleksleri silikleşen çocukların toplumsallık duyguları da çok zayıf olabiliyor. Bu da toplumsal temellerin zayıflaması sonucunu doğuruyor.

Gerçek ve doğal yaşam alanları ile gerçek ve doğal yaşam deneyimleri artırılmalı

Çocuklar ve gençler gerçek ve doğal yaşam alanlarından ziyade dijital dünyada vakit geçiriyorlar. Çocukların kişilik oluşumlarının başında, gençler ise gelişim safhasında olduğundan, kişilik ve benlik algıları dijital mekânlarda şekilleniyor. Dijital iletişim alanları gerçek ve doğal bir yaşam alanı ve dolayısıyla deneyimi sunmadığından, çocuklarda zayıf benlik ve zayıf kişilik algısı ortaya çıkıyor.

Dijital dünyada kişilik ve benlik algıları şekillenen çocuklar ve gençler, gerçek yaşamda karşılaştıkları problemleri çözmekte zorlanabiliyorlar. Hatta zorlanmanın da ötesinde, olması gereken mücadele ruhunu edinemiyorlar. Bu şekilde kişilik, kimlik, benlik ve kendilik duyguları ve algıları şekillenen gençler, gerçek yaşamda kaotik bir durumla karşılaştıklarında krizleri yönetemiyorlar. Yeterli mücadele ruhu edinemediklerinden dolayı da problemleri çözmekte zorlanıyorlar.

Bunun önüne geçebilmek için çocukların ve gençlerin gerçek ve doğal yaşam deneyimleri edinebilecekleri doğal gerçek ve doğal yaşam alanlarında vakit geçirmeleri sağlanmalıdır. En azından dijital dünyada daha fazla gerçek ve doğal yaşam alanlarında vakit geçirmeleri sağlanmalıdır.