DİJİTALLEŞME, artık çevremizi saran bir araç değil, hayatın kendisini ayakta tutan ana sistem olarak çalışıyor. Her yıl yayımlanan onlarca küresel araştırma, dijitalleşmenin yalnızca davranışları değil, yaşam biçimlerini, ilişki kurma yöntemlerini ve ekonomik yapıları da dönüştürdüğünü gösteriyor. Bu dönüşüm, dünyadaki internet kullanım verilerini düzenli ve kapsamlı biçimde analiz eden DataReportal’ın “Digital 2025” raporuna da açık biçimde yansıyor.
Rapor, dijitalleşmenin artık geçici bir dalga değil, küresel yaşamın kalıcı altyapısı hâline geldiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Rapordaki veriler, dünya nüfus artışının yavaşladığını, buna karşılık internet ve sosyal medya kullanıcı sayılarının hızla yükseldiğini gösteriyor. 6 milyarı aşan internet kullanıcısı, 5,6 milyarlık sosyal medya kitlesi, Hindistan ve Çin’deki sıçramalar ve buna rağmen 2,2 milyar insanın hâlâ çevrimdışı kalması, dijital büyümenin hem derinleştiğini hem de eşitsiz ilerlediğini ortaya koyuyor. Önceki yazıda bu noktalara ilişkin raporda yer alan istatistiklere değinmiştik.
Bu yazıda ise aynı raporun ortaya koyduğu veriler üzerinden dijital dönüşümün ikinci katmanına geçiyoruz. Erişim maliyetlerinin yarattığı bariyerler, sosyal medyanın küresel merkez hâline gelişi, yapay zekânın kitleselleşmesi ve reklâm yatırımlarının dijital kanallara kayışı; dijital hayatın yalnızca yaygınlaşmadığını, aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir güç alanına dönüştüğünü gösteriyor. Raporun sunduğu tabloyu bu kez daha yakından ve daha derin bir perspektifle ele alıyoruz.
Maliyet engeli
Rapora göre 2,2 milyar insanın hâlâ çevrimdışı kalmasının nedenlerinin en önemlilerinden olarak maliyet gösteriliyor. Rapora göre Orta Afrika Cumhuriyeti’nde en ucuz mobil internet paketi aylık gelirin yüzde 26,7’sine denk geliyor. Bu yüzden ülkenin internet kullanım oranı sadece yüzde 12. Maliyet, dijital erişimde kritik bir bariyer olarak öne çıkıyor ve yalnızca ekonomik bir sorun olmaktan öteye geçiyor; erişim eşitsizliğini doğrudan belirliyor. Orta Afrika Cumhuriyeti örneğinde, en ucuz mobil internet paketinin aylık gelirin dörtte birinden fazlasına denk gelmesi, dijital yaşamın çoğu kişi için lüks hâline gelmesine neden oluyor. Bu yüksek maliyet, internet kullanım oranını sadece yüzde 12’de sınırlıyor ve dijital büyümenin ekonomik kapasiteyle sıkı şekilde bağlantılı olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla dijitalleşme, altyapı kadar erişim maliyeti ile de şekilleniyor ve düşük gelirli bölgelerde kalıcı bir dışlanma riski yaratıyor.
Sosyal medyanın küresel yükselişi
Sosyal medya tarafında ise tablo bambaşka. Sosyal medya kullanıcı sayısı, geçen yıla göre 4,8 artarak (259 milyon) 5,66 milyar kişiye ulaşmış durumda. Rapora göre, dünya internet kullanıcılarının yüzde 93,8’i sosyal medya kimlikleriyle temsil ediliyor. 16 yaş üstü internet kullanıcılarının yüzde 96,9’u her ay en az bir sosyal platform kullanıyor. Sosyal medya, internetin yalnızca bir iletişim aracı değil, küresel dijital yaşamın merkezi hâline geldiğini gösteriyor. 5,66 milyar kullanıcı kimliği ve yıllık 259 milyonluk artış, platformların kullanıcı tabanını sürekli genişlettiğini ortaya koyuyor. İnternet kullanıcılarının yüzde 93,8’inin sosyal medya kimlikleriyle temsil edilmesi, çevrimiçi kimliğin neredeyse evrensel bir gereklilik hâline geldiğini gösteriyor. Her ay kullanıcıların yüzde 96,9’unun en az bir platformu aktif kullanması, sosyal medyanın artık bilgi edinme, iletişim ve kültürel katılımın vazgeçilmez bir boyutu olduğunu kanıtlıyor.

Arama motorları hâlâ güçlü ama bazı işaretler var. Rapora göre, son bir ayda arama motoru kullandığını söyleyen çevrimiçi yetişkinlerin oranı yüzde 80,3 ile en düşük seviyeye indi. Son 12 ayda yüzde 2,5 düşüş var. Google hâlâ yönlendirmelerin yaklaşık yüzde 90’ını sağlıyor ama bu oran son yılların en düşüğü.
Yapay zekânın yükselişi
Ve yapay zekâ… Rapora göre her ay 1 milyardan fazla insan LLM ve GenAI platformlarını kullanıyor. ChatGPT’nin mobil uygulamasını ise her ay 550 milyondan fazla kişi kullanıyor. Ağustos 2025’te web sitesini 500 milyon benzersiz cihaz ziyaret etti. OpenAI CEO’su Sam Altman’a göre, ChatGPT’nin haftalık kullanıcı sayısı 800 milyon. Bu, aylık yaklaşık 1 milyar kullanıcıya denk geliyor. Ama bu sadece ChatGPT için geçerli. Çin’de Temmuz 2025 verilerine göre 250 milyon “yapay zekâ kullanıcısı” var. Tüm platformlar birlikte düşünüldüğünde her ay 1 milyardan fazla insan bağımsız yapay zekâ platformlarını kullanıyor. Google’ın yapay zekâ destekli arama özetleri ise zaten ayda 2 milyardan fazla kullanıcıya ulaşıyor.
Her ay 1 milyardan fazla kullanıcının LLM ve GenAI platformlarını aktif olarak tercih etmesi, yapay zekânın kitlelerin günlük alışkanlıklarını şekillendirmede ciddi bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. ChatGPT ve Çin’deki diğer platformlar, kullanıcı tabanını hızla büyütürken, Google’ın yapay zekâ destekli arama özetleri, geleneksel bilgiye erişim yöntemlerini dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Bu veriler, yapay zekânın internet kullanıcıları için artık yalnızca araç değil, aynı zamanda bilgi, üretim ve etkileşim ekosisteminin temel bileşeni olduğunu kanıtlıyor.
Reklâmda dijital egemenlik
Reklâm tarafında da dijital kuşatmanın devam ettiğini gösteriyor. Rapora göre 2025’te küresel reklâm harcaması 1,16 trilyon dolar. Bu, 2024’e göre yüzde 6,5 artış demek. Reklamın GSYİH içindeki payı Birleşik Krallık’ta yüzde 1,65, ABD’de yüzde 1,49, Japonya’da yüzde 1,34… Suudi Arabistan, Gana ve Türkiye’de bu oran yüzde 0,25’in altında, Pakistan’da yüzde 0,19 olarak gözüküyor.
Dijitalin reklâm üzerindeki egemenliği, ekonomik ölçekteki etkisini de açıkça ortaya koyuyor. Küresel reklâm harcamasının 2025’te 1,16 trilyon dolara ulaşması ve yıllık yüzde 6,5 artış, dijital platformların marka ve tüketici etkileşiminde vazgeçilmez olduğunu gösteriyor. GSYİH içindeki payın ülkeler arasında dramatik farklılıklar göstermesi, dijital reklâmcılığın gelişmiş ekonomilerde ekonomik faaliyetleri doğrudan desteklerken, düşük gelirli veya gelişmekte olan ülkelerde hâlâ sınırlı kaldığını ortaya koyuyor. Bu durum, dijital reklâmcılığın küresel büyüme ve tüketim kalıplarını şekillendiren stratejik bir araç hâline geldiğini işaret ediyor.
Ülkelere göre reklâm harcaması
Rapora göre ABD kişi başına reklâm harcamasında zirvede yer alıyor. Dijital alandaki reklâm harcamaları ABD’de kişi başı 347 milyon nüfus için kişi başı 1.327 dolar. Birleşik Krallık’ta bu rakam 930 dolar, Avustralya ve İsviçre’de 769 dolar. Pakistan’da ise kişi başına sadece 2,88 dolar. Dünya ortalaması ise 148 dolar olarak görülürken ülkemizde bu rakam yaklaşık 38 dolar olarak raporda yer alıyor.
ABD’nin kişi başına reklâm harcamasında zirvede olması, dijital ekonominin olgunluk ve yoğunluk düzeyini açıkça ortaya koyuyor. Kişi başı 1.327 dolar, ABD’de dijital reklâmın yalnızca pazarlama değil, ekonomik büyüme ve tüketim alışkanlıklarını şekillendiren stratejik bir araç olduğunu gösteriyor. Diğer yandan Pakistan ve Türkiye gibi ülkelerdeki düşük harcama rakamları, dijital reklâmın küresel ölçekte dengesiz dağıldığını ve ekonomik kapasite ile doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Dünya ortalamasının 148 dolar civarında olması, dijital reklâmcılığın hızla büyüyen ama hâlâ eşitsiz bir alan olduğunu, fırsatların büyük ölçüde gelişmiş pazarlara kaydığını gösteriyor.
Reklâmda dijitalin payı
Rapora göre Dijital kanallar, 2025’te reklâm harcamalarının yüzde 74,4’ünü oluşturuyor. 2018’e kadar reklâm harcamalarının yarısından fazlası geleneksel mecralarda yapılırken, COVID-19 sonrası tablo tamamen tersine döndü. Arama reklâmları hâlâ en büyük kalemi temsil ediyor ve 2025’te 352 milyar dolara ulaşarak günde yaklaşık 1 milyar dolarlık harcamaya denk geliyor. Sosyal medya reklâmları ise yüzde 13,6 büyüyerek 277 milyar dolar, yani haftada 5 milyar dolardan fazla bir hacim oluşturuyor. Dijital reklâm harcamalarının yüzde 32,1’ini sosyal medya tek başına karşılıyor. Arama ve sosyal medya reklâmları birlikte, tüm reklâm harcamalarının yüzde 54’ünü kapsıyor.
Rapora göre dijital kanallar, 2025’te reklâm harcamalarının yüzde 74,4’ünü oluşturarak geleneksel mecraların artık açık farkla önüne geçeceğini gösteriyor. COVID-19 sonrası değişen tüketim ve medya alışkanlıkları, reklâm yatırımlarının hızla dijitale kaymasına yol açtı ve bu dönüşüm kalıcı bir trend olarak karşımıza çıkıyor. Arama reklâmlarının 352 milyar dolarlık hacmi, kullanıcıların bilgi arama ve satın alma davranışlarının dijitalde yoğunlaştığını ortaya koyarken, sosyal medyanın 277 milyar dolarlık hacmi ise etkileşim ve topluluk odaklı pazarlamanın gücünü gösteriyor. Arama ve sosyal medyanın birlikte tüm reklâm harcamalarının yüzde 54’ünü oluşturması, markaların stratejik olarak dijital kanallara bağımlılığının arttığını ve reklâmın artık toplumsal davranışlarla doğrudan ilişkili bir araç hâline geldiğini kanıtlıyor.
Arama motorlarında değişim
Arama motorları hâlâ güçlü ama bazı işaretler var. Rapora göre, son bir ayda arama motoru kullandığını söyleyen çevrimiçi yetişkinlerin oranı yüzde 80,3 ile en düşük seviyeye indi. Son 12 ayda yüzde 2,5 düşüş var. Google hâlâ yönlendirmelerin yaklaşık yüzde 90’ını sağlıyor ama bu oran son yılların en düşüğü. Raporda yer alan Similarweb verilerine göre, Google’a gelen toplam trafik son iki yılda yüzde 1–2 azaldı. Küçük gibi görünen bu oran, 352 milyar dolarlık pazarda milyarlarca dolara denk geliyor.
Buna rağmen arama motorları hâlâ marka keşfinin bir numaralı kaynağı. 16 yaş üstü internet kullanıcılarının neredeyse üçte biri yeni ürünleri Google ve Bing gibi platformlardan öğreniyor. (Devam edecek…)



