Deyim olarak: İktidar

İktidar, insanın bir özelliğidir. İktidar, ona sahip olan biri olduğu zaman vardır. İktidara ulaşma arzusu her insanda bulunur. Evrensel bir insan deneyimi olduğu için hayatlarının herhangi bir döneminde küçük çaplı da olsa elinde iktidar bulundurmayan ve onu kullanmayan hiç kimse yoktur. Bir annenin çocukları üzerinde, bir babanın ailesi üzerinde, yaşlı bir insanın kendinden genç olanlar üzerinde belli bir iktidarından söz edilebilir.

HAYAT döngüsü içinde güç, güce sahip olmak beklentisi, iktidar ve iktidarsız olma hâli insanı yorar. Muktedir olabilmektir, iktidar. Yani bir şeyi yapıp edebilme güç ve salahiyetine sahip olma hâli… 

Sahip olma, denetim altında tutma, yönlendirme, hizaya getirme, kontrol edebilme, bir şeyi yapabilme kapasitesi ya da gücü anlamlarına gelen iktidar, toplumsal yaşamın temel ve kaçınılmaz bir boyutudur da... 

Bir iradenin, sosyal ilişkiler çerçevesi içerisinde ona karşı gelinmesi durumunda bile uygulanabilmesi ihtimali olan iktidar, yalnızca kuramsal olarak düşünülüp değerlendirilebilecek bir sorun olmayıp aynı zamanda insanların deneyimlerinin de bir parçasıdır. Kendi iradesiyle, diğer insanların davranışlarını belirleme yetisi olarak da tanımlanan iktidar sayesinde bazı insanlar, başka insanlara kendi iradelerini ve amaçlarını empoze etmeye çalışırlar. Bu şekilde bir irade dayatma ve onun belirlediği hedefe ulaşma kapasitesi ne denli büyük olursa iktidar da o denli büyük olur. Temeli, insanın tutma ve koruma güdülerine kadar geri götürülebilecek olan iktidara yalnızca devletin sahip olduğunu söylemek doğru değildir. İktidara her birey ve herhangi bir biçimde birlik olarak örgütlenmiş her grup sahiptir. 

Aslında iktidara sahip olma arzusunun insanın doğasında olduğu söylenebilir. Zira insanın sonsuz arzuları arasında en güçlü olanlar, iktidar ve ihtişamdır. Bu iki arzu birbiriyle yakın gibi görünse de aynı şey değillerdir. Ancak ihtişam ve şöhret sahibi olmanın da çoğunlukla iktidar sahibi olmaya bağlı olduğu söylenebilir. Diğer taraftan ihtişam ve şöhret sahibi olan insanların her zaman olmasa da çoğunlukla iktidarı ellerine alabilecek bir güçlerinin olduğu da göz ardı edilmemelidir.

Taraflar arasındaki ilişkilere göndermede bulunan iktidar ilişkileri, rızaya veya şiddete dayalı ilişkilerden farklıdır ve kendi başına bir durum olarak alınmayıp bir ilişki şeklinde değerlendirilmelidir. Çünkü o bir işleyiş hâlinde ortaya çıkmaktadır. Ancak iktidarın işleyişi bireysel ya da kolektif yalnızca taraflar arasındaki bir ilişki değildir; iktidarın işleyişi bazılarının başkaları üzerindeki eylemidir. Bu demektir ki yalnızca birilerinin başkalarına uyguladığı iktidar vardır. Yani iktidar bir etkinlikte bir eylemde ortaya çıkmaktadır. 

Bir başka ifadeyle iktidar, başkalarının eylemlerinin değiştirilmesi ve manipüle edilmesine yönelik bir iradedir. İktidar sahibi olan kişi ya da kişiler ya başkaları için belirledikleri bir eylem biçimini onlara dayatmakta veya başkalarının eylem olanakları arasından kendi iktidarları için uygun düşecek olan bir eylem olanağına onları yönlendirmeye çalışmakta ya da onların söz konusu eylem olanağını tercih etmelerine zemin hazırlamaya uğraşmaktadırlar. İktidar ilişkisinde başkalarının eylemlerinin değiştirilmesi amaçlansa da bir iktidar ilişkisini tanımlayan, doğrudan ve aracısız olarak başkaları üzerinde değil, başkalarının eylemleri üzerinde eylemde bulunmasıdır.

İktidar tam anlamıyla gerçekte şeyler üzerinde bir güç sorunu olarak değil, başkaları üzerinde, başkalarının eylemleri üzerinde bir egemenlik sorunu olarak ortaya çıkar. 

İktidar fiziksel şiddet biçiminde bedenlerimize değil eylemlerimize etkide bulunur ve yalnızca özgür öznelere özgür oldukları sürece uygulanır. Başkalarının eylemlerini etkileyebilme, kontrol edebilme olanağı olması dolayısıyla iktidar ilişkisinde her zaman ötekinin bir tür tahakküm altına alınması söz konusudur. Tahakkümde ise yapmalısın/ yapmamalısın şeklinde dile getirilebilecek olan emretme/ yasaklama durumu söz konusudur. Ancak bu ilişki hükmeden-hükmedilen hâlini aldığı zaman kurallı bir ilişki bile olsa her iki tarafta bulunanların doğal hâllerinden uzaklaşma ihtimali vardır. Doğal olan durum ve ortamdan uzaklaşmak ise yozlaşmaya bir başlangıç oluşturmaktadır. İktidara sahip olanlarda ve ona maruz kalanlarda meydana gelecek olan yozlaşma, iktidarın ortaya çıkmasına neden olan kaynaklar ve iktidarın uygulanmasında müracaat edilen araçlardan bağımsız olarak ele alınamaz. İktidar kendi başına bir şey olarak düşünülemeyeceği için onun ortaya çıkmasına neden olan kaynaklar ve ona uygulanma olanağı veren araçların zaman içerisinde geçirmiş olduğu değişim ve dönüşümler iktidar ilişkilerinin de değişim ve dönüşümüne neden olur. Başkalarının eylemlerinin yönlendirilmesi ve değiştirilmesine yönelik olan iktidar ilişkisinin işleyişini sağlayacak araçlar ve iktidar ilişkilerini uygulayanlara uygulama yetkisini veren kaynaklar iktidarın ontolojik ve epistemolojik temellerini oluşturmaktadır. Bu nedenle epistemolojik anlamda iktidarla bilgiyi birbirinden ayırma olanağı yoktur. İktidar ilişkisi, bilgi alanının karşılıklı bağlantılı yapısına dayanır. Bilen özne ve bilinen bütün nesneler, birbiriyle içiçelik arz eden bilgi ve iktidarın temel alanlarının, tarihsel dönüşümlerinin etkisi olarak düşünülmelidir.

Yunan mitolojisinde Zeus’un Titanlarla yaptığı savaş tamamen iktidar olmayla ilgilidir. Zeus, iyilik ve kötülükleriyle iktidarı kişiliğinde somut hâle getirmiştir. İktidarı olup bitenlerin ve bundan böyle düzenin bir ölçüde tahmin ve kontrolü uğrunda kullandığından, kendisini yüce bir konuma yerleştirmiştir. Zeus, kaosu dizginleyip kontrol altında tutabilmiş ama onu bütünüyle yok edemediği için tekrar başkaldırmasını da önleyememiştir. Günümüzde olduğu gibi o dönemde de kaba ve dehşetli bir şekilde ortaya çıkmış olsa da iktidar, kaosa tercih edilmiştir. İktidarın kaosa tercih edilmesinde düşünce ve akıl en önemli görevi üstlenmesine rağmen iktidara meydan okuma işlevini de yerine getiriyordu. Çünkü düşünce ve aklı bütünüyle kontrol altına alıp yok etmek mümkün değildir. İktidarın, düşünce, akıl ve bilgi olmaksızın varlığını devam ettirmesi imkânsızdır. Düşünce, akıl ve bilginin ürünlerini kendisi için araçlar olarak kullanan iktidar, onların her an kendisine karşı koymak isteyeceklerini de göz önünde bulundurmak zorundadır.

Onu elinde bulunduranların uyguladığı şekli ile iktidarın yazılı tarih ile başlayan bir gerçek olduğu söylenebilir. Hayvanlar arasında bile örgütlenmiş bir güç kullanımından söz edenler, iktidarın insanlardan önce var olduğunu dile getirmektedirler. Mağara hayatı yaşayan insanların tarihi üzerine yapılan çalışmalardan hareketle, mağaraların içerisindeki resimlerde, avcıların, güçlü ve çevik hayvanları, aralarından birinin onu öldüreceği ana kadar yordukları görülmektedir. Bu tür bir örgütlenme, bir plan hazırlayabilecek, emirler verebilecek, bu emirlerin yerine getirilmesini sağlayabilecek ve muhtemelen, öldürülen hayvanı grup arasında bölüştürecek bir lideri gerektirir. Bir liderin, kabile reisinin veya kralın elindeki iktidarın örneklerine en eski arkeolojik kazılarda da rastlanmaktadır. Bir din adamının, şamanın ve toplum içerisinde bilgece hareket eden bir kişinin temsil ettiği düşünce sisteminin de iktidarı elinde tutanlarla birlikte var olduğu ve varlığını devam ettirdiği tarihsel olgular arasındadır. İktidar bu anlamda her zaman dinî özellik taşıyan otorite veya güçlerle bağlantı içerisinde olmuştur. Hatta insanî veya değil toplumsal ve siyasal hiçbir iktidar yapısı güçlü bir odağa gönderme yapmadan varlığını sürdüremez. 

İktidar, insanın bir özelliğidir. İktidar, ona sahip olan biri olduğu zaman vardır. İktidara ulaşma arzusu her insanda bulunur. Evrensel bir insan deneyimi olduğu için hayatlarının herhangi bir döneminde küçük çaplı da olsa elinde iktidar bulundurmayan ve onu kullanmayan hiç kimse yoktur. Bir annenin çocukları üzerinde, bir babanın ailesi üzerinde, yaşlı bir insanın kendinden genç olanlar üzerinde belli bir iktidarından söz edilebilir. Hepimiz, çok sayıda iktidar yapılarıyla karşı karşıya bulunmaktayız. Bu iktidar yapılarının birçoğu günlük hayatın normal yönleridir. Kalabalık bir kavşaktaki polis memuru, bir mükellefin vergisi üzerinde duran maliye görevlisi, bir şehir planlama müdürü, bir şirketin ya da içerisinde yer aldığımız herhangi bir kurumun yöneticisi vb. Örgütlenmiş bir toplulukta yaşayan her insan, hayatını bir dizi iktidar yapısı arasında geçirir. İktidar aslında insan hayatının her aşamasında bulunmaktadır. İnsanların bir arada yaşadıkları her yerde iktidar vardır ve iktidar, insanlar arasındaki ilişkilere bağlı olarak kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.