TARİH, 6 Şubat 2022. Merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi olan 7,8 ve 7,5 büyüklerindeki depremlerle ona yakın ilimizde, resmî rakamlara göre 50 binin üzerinde vatandaşımızı kaybettik. 100 binin üstünde vatandaşımız yaralandı. Depremin ardından 6,7 büyüklüğüne kadar varan yaklaşık 40 bine yakın artçı sarsıntı gerçekleşti. 5 milyon insanımızın evinden ayrılmasına neden olan bu felâket, yaklaşık 1,5 milyon insanımızın da evsiz kalmasına sebep oldu.
Genel olarak baktığımızda da Lübnan’dan Ürdün’e, Irak’tan Mısır’a kadar 350 bin kilometrelik alanda hissedilen bu büyük deprem, 14 milyon kişiyi etkiledi. Ülkemizde, başta Kahramanmaraş, akabinde ise Hatay, Gaziantep, Adana, Şanlıurfa, Diyarbakır, Osmaniye, Malatya, Elazığ ve Kilis olmak üzere on ilimizde ciddî bir şekilde hissedilen bu deprem, uzmanlara göre 130 atom bombası gücünde bir enerji birikimiyle 30 bin kilometrekare büyüklüğünde bir coğrafî alanı etkiledi. Bu aslında Marmara depreminin etki alanının iki katını göstermekteydi.
Böylesi büyük bir afetin ardından Devletimiz tüm kurum ve kuruluşlarıyla hızlı bir şekilde harekete geçti, sivil toplum kuruluşları ve hayırseverleriyle milletimizin yanında oldu. Depremin hissedildiği tüm illerimizde görevlendirilen bakanlarımızla, valilerimizle, kaymakamlarımız ve yöneticilerimizle olağanüstü bir gayret sarf edilmiş ve bu büyük yaranın hızla sarılması için elden gelen tüm mücadele sahaya yansıtılmıştı. Bu yazımızda, depremin hemen akabinde gerek Ankara Koordinasyon Merkezimizdeki çalışmalarımıza, gerekse de görevlendirme akabinde deprem illerimizden olan Malatya’da yapmış olduğumuz çalışmalarımızdan ve deprem anılarımızdan bahsetme imkânımız olacak.
Derhâl göreve!
İlginçtir, afet gecesinde, deprem içime doğmuşçasına gözlerime uyku girmiyordu. O gece ara ara uyuyor, bazen de uyanıp kalkıp, sonra tekrar yastığıma sarılıp gözlerimi kapatıyordum. Bir ara kalkıp, bir bardak su içip tekrar uyumaya çalışmıştım ki aradan bir saat geçmeden, saatler 04:30’u gösterirken telefonumun sesiyle irkildim ve tekrar uyandım. Telefondaki ses, “Hemen hazırlanıyorsun Gökhan, büyük bir deprem oldu!” dedi. Ruhen gidip geldim. Soru dahi soramadan, “Nerede, nasıl?” diyemeden, büyük bir dalgınlığa düşüp sessizce karşımdakini dinleyerek “Tamam!” deyip kapattım telefonumu.
Akabinde kendime geldim, hemen doğrulup televizyondan ne olup bittiğini anlamaya çalıştım. Gördüğüm tablo olağanüstü bir durumdan yalnızca bir parça gibiydi. Yıkılan binalar, enkaz altından gelen sesler ve yardım çağrıları... Büyük bir hengâmenin yaşandığını gösteriyordu TV kanalları. Hemen valizimi hazırlayıp doğruca kurumumuza doğru hareket ettim. Tecrübesi ve donanımıyla aramızda bulunan ve kurumumuzda Acil Koordinasyon Merkezini koordine eden bu merkezin koordinasyonunu tüm deprem illerimizle sağlayan Başkan Yardımcımızla bir araya geldik.
Yapılan istişareyle, ilk aşamada deprem bölgesindeki illerimize gitmektense yardımların buradan koordinasyonunu sağlayıp adım atmanın daha uygun olacağı değerlendirildi ve on gün boyunca Türkiye’nin her bir ilinden, sivil toplum kuruluşlarından ve hayırseverlerimizden gelen yardımlar özveriyle, ihtiyaçlara binaen bölgeye ulaştırıldı. Böylece ilk günden itibaren hangi ilimizde hangi ihtiyaçlar söz konusuysa listelendi ve sivil toplum kuruluşlarımızdan, yerli ve yabancı topluluklardan adım adım o ihtiyaçlar bölgemize ulaştırıldı. Bu vesileyle defalarca milletimizin necip cömertliğine şahit olduk. Burada Türkiye ile kalbi atan Türkmen kardeşlerimizden Doğu Türkistanlı kardeşlerimize, Ahıska Türklerimizden Afgan dernek ve vakıflarımıza, bunların dışında ülkemizde bulunan Yemenliler, Faslılar, Bangladeşliler, Etiyopyalılar gibi onlarca dernek ve vakıflar da deprem bölgesine yardım ulaştırabilmek için canla başla gayret etti.
Burada bahsettiğimiz üzere, Hatay’daki kardeşlerimizin havlu ihtiyaçlarını Denizli’den bağlantı kurup bir tır (on bin adet) havluyla Hatay’a ulaştıran Faslılardan, Osmaniye’deki yastık ihtiyacını İstanbul’da bağlantı kurup bir tır yastıkla Osmaniye ilimize ulaştıran Bangladeşlilerden, Kahramanmaraş’a ve Hatay’a ulaşan aşçılarıyla oradaki kardeşlerimize üç öğün yemek hizmeti sunan Doğu Türkistanlı kardeşlerimizden, İstanbul’dan çıkardığımız ihtiyaç listelerine binaen onlarca tır çıkaran Yemenlilerden, her aramamızda “Emriniz olur, yanınızdayız” diyen Ahıskalı kardeşlerimizden, bölgedeki su ihtiyacına aniden koşan Kafkas kardeşlerimizden, gıda ihtiyaçlarında tırları yola çıkaran Suriyeli topluluklardan ve Nogay Türklerinden, hepsinden Allah razı olsun!
Bunların dışında, ülkemizin güzide kurumlarından olan Eti ve Sarar Gruplarına da ayrı bir parantez açmak isterim. Hatay ve Kahramanmaraş illerimizde bulunan depremzede çocuklarımızın isteklerini geri çevirmeyerek yola çıkardıkları yardım tırlarıyla bölgedeki kardeşlerimizin yanında oldukları için ayrıca teşekkür ederim.
Görev yeri Malatya
Ankara Koordinasyon Merkezinden yürütülen gayretli çalışmalarla yaklaşık 250 yardım tırı, yerli ve yabancı sivil toplum kuruluşlarıyla ve hayırseverlerimizle bölgeye ulaştırıldı. Depremin üzerinden on dört gün geçmişti ki, bölgede bulunan arkadaşlarımızla görev değişikliği nedeniyle 3-4 hafta sürecek olan görevimiz için Malatya ilimize doğru yola çıktık. Yaklaşık dokuz saatlik bir yolculuğun akabinde Yeşilyurt ilçesindeki Beydağı Geçici Barınma Merkezimize ulaştık.
Burası daha önceden Geri Gönderme Merkezi olarak kullanılmış ve afetin hemen ardından Geçici Barınma Merkezi olarak belirlenmiş; kurulan konteynırlarsa vatandaşlarımızın hizmetine sunulmaya başlanmış.
Bölgeye varıp üç saatlik bir dinlenmenin akabinde hemen koordine şekilde sahadaki çalışmalarımıza başladık. Görevi devraldığımız Denetim ve Rehberlik Başkanımızın unutulmaz çalışmalarına muhakkak ki daha da fazlasını eklemeli, zor durumda olan necip milletimizin yanında olmalıydık. Bu vesileyle bölgeye vardığımızda iki bine yaklaşan depremzede kardeşimizin konteynır kente yerleştirme süreci devam ediyordu. Koordinatör Vali olarak Malatya iline gelen Van, Bayburt ve Kars Valilerimizle yoğun bir mesai veriliyordu. Özellikle konteynır kentin kurulumundan altyapı sistemlerine kadar bini aşkın personeliyle muazzam bir gayret gösteren Van Valimiz Sayın Ozan Balcı ve ekibi hem vatandaşlarımıza hizmette kusur etmiyor, hem de bizlerle ortak adımlar atıyordu. Sayın Valimizden Allah razı olsun ki milletle devleti bütünleştiriyor, ara ara gün içerisinde geldiği konteynır merkezindeki denetimleriyle sürecin hızlı ve doğru adımlarla ilerlemesine vesile oluyordu.
Değerli Dostlar, konteynır merkezimize gelenlerin sayısı günlük ortalama 200-300 kişi olarak değişiyordu. Buraya her gelen vatandaşımızın ayrı bir kaderi, ayrı bir hikâyesi mevcuttu. Bunlardan biri olan depremzede Meryem teyzenin hayatı ayrı bir imtihandı. Eşini yıllar önce kaybeden, bir engelli oğlu Yılmaz’la depreme yakalanan Meryem teyzeyi orada tanıma ve dinleme imkânı bulduk. “250 metrekarelik dört evimiz vardı. Bir ikisi yıkıldı. Diğerlerinde de hasarlar var. Şimdi Yılmaz’ımla 25 metrekarelik bu alandayız. Ölümlü dünya. Allah’a şükür olsun, Devletimiz baki olsun” diyor muhabbet arasında.
Yılmaz alışmış geniş evde dolaşmaya, buraya alışması biraz zaman aldı elbet. Meryem teyze gibi her vatandaşımızı, tanıdığımız andan itibaren her gün ziyaret edip hâl hatır sormaya gayret gösterdik. Onların imtihanları gerçekten çok farklıydı. Verdiğimiz bir selâm bile onlara ayrı bir moral oluyordu. Yılmaz’ın depremin ilk anında annesine sarılması, “Git Yılmaz, kendini kurtar!” demesine rağmen annesini bırakmaması, Meryem teyzenin ana yüreğini oldukça duygulandırmış ki her anlatışında gözleri yaşarıyordu.
Malatya’da görev aldığımız merkezimizde, bahsettiğimiz üzere her bir kurum, gönülden hizmet veriyordu. Konteynır kentte görevimizin ikinci haftasında Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan gelen bir heyetle görüşmüş ve hemen akabinde merkezimizde Gençlik Merkezi kurma kararı almıştık. Antalya’dan gelen gönüllüler ekibiyle birlikte beş gün gibi kısa bir sürede merkezin temizliğinden boyasına, malzemelerinin yerleştirilmesinden personellerinin başlamasına kadar her şey hızla tamamlanmıştı. Bu hızlı çalışmada Bakanlıktan görevli gelen Tuncay Bey’in emekleri de çoktu. Hızlı ve çözüm odaklı kararlar burada da bizlere güzel sonuçlar vermişti ve Malatya’da depremde vefat eden spor uzmanı “Süleyman Bulut” kardeşimiz adına Gençlik Merkezimiz faaliyetlerine başlamıştı.
Bayram vesilesiyle ziyarete geldiğimizde, Gençlik Merkezindeki müzik kursunda bir kardeşimizin saz dersine denk gelmiştik. Depremzede olan Mert kardeşimiz, elindeki sazıyla Neşet Ertaş’ın o unutulmaz türküsünü dile getiriyordu: “Garibim geldik gitmeye/ Muhabbetimiz bitmeye/ Yarinen sohbet etmeye/ Doyulur mu doyulur mu…” (Doyulmaz elbet! Sesine, yüreğine sağlık Mert kardeşim.)
Buradaki çalışmalarımıza devam ederken, bir yandan da diğer deprem bölgesindeki ihtiyaçları takip ediyor, sivil toplum kuruluşları ile oralardaki ihtiyaçların giderilmesi adına adımlar atıyorduk. Üzerinde de durduğumuz gibi, çocuklarımız bizim hassas gruplarımızdı. Evinden barkından, oyuncak dolu odalarından ayrılıp buralardaki konteynırlarda yaşamak zorunda kalmak, en çok da çocuklarımızı etkiliyordu. Bu nedenle bazen küçük bir oyuncak onlarda büyük ve unutulmaz bir duygu oluşturuyordu. Gözlerdeki ışıltılardan bunu anında fark edebiliyorduk. Tevafuk ki, bir akşam bir aile ziyaretimizde, Bursa’da güzel çalışmalarda bulunan Kalbi Selim Derneği’nden bir mesaj aldık. Mesajda, vatandaşlarımız ve Filistinli hayırseverlerle bir kamyon oyuncak topladıklarını, bunları da deprem bölgesindeki çocuklara iletmek istediklerini aktarmışlardı. Mesajı okuduğum gibi hemen geri dönüş yaptım. “Hemen bekliyorum Malatya’ya inşallah” cümleleriyle konuşmamıza son verdik. Mesajı ilettiğim gibi, “Bunu neden Türkiye geneline yaymayalım?” diye düşündüm. Bazen bu fikirleri not alıyordum ama şu an öyle bir fırsatım yoktu, çayı bir kenara bırakıp hemen karar aldık. Üstlerimizle bu fikri paylaşıp onayı da alınca, deprem bölgesindeki tüm illerimize yönelik “Oyuncak Kardeşliği” projesini tüm Türkiye’ye yayma fırsatı bulduk.
Niyet güzel olursa akıbet de güzel olur dostlar, diğer illerimizde de yaptığımız görüşmeler neticesinde valilerimiz, kamu kurumlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız ve hayırseverlerimiz de “Oyuncak Kardeşliği” projesinin yanında oldu ve bu çalışma birçok ilimizden destek gördü, dalgalanarak büyüdü ve neticesinde de 12 oyuncak dolusu tır, deprem bölgesindeki çocuklarımıza ulaştırıldı.
Zor bir süreçti. Derdi çok olan bir süreçti dostlar. Ama devlet-millet bir olup bu zor süreçten adım adım çıkacağız inşallah. Bugüne kadar çok güzel hizmetler yapıldı, çok yara sarıldı. Herkes elini taşın altına koyup binlerce vatandaşımızın yanında oldu.
Malatya’daki depremin akabinde de altı bine yakın vatandaşımızın, altı yüze yakın da Suriyelinin bulunduğu konteynır kentinde her bir günümüz, bize ayrı bir tecrübe oldu. Oradaki bir günümüzün bir aya bedel olduğunu hiç abartmadan ifade edebilirim. Sabah 7-8’de başlayan ve gece 2 sularında biten bir gün, aslında bir saat gibi, önümüzden hızla akıp gidiyordu.
Dördüncü haftamızın içinde Ankara’ya dönüş zamanı gelmişti. Çok güzel insanlar tanıdım. Gönlü güzel onlarca Malatyalı abimiz, amcamız, teyzemiz ve kardeşimiz oldu. Her biriyle muhabbetimiz daim.
Rabbim Devletimize ve milletimize zeval vermesin, bu acıları tekrar bizlere yaşatmasın!



