Çocuk gelişiminde annenin rolü

Çocuğunuz öğrenmenin verdiği coşkunlukla biten etkinliğin ardından ciddî üzüntü dahi duyabilir. Böyle durumlarda sevdiği etkinlikleri sık sık yaptırabilirsiniz. Zaten bir çocuk için yapılan iş, ne kadar tekrar edilirse o kadar heyecan verici olur ve iyi bir öğrenme gerçekleşecektir.

BİR çocuğun anne ile bağı daha karnındayken başlar. Göbek bağı ile başlayan bu bağ, bebeğin dünyaya gelmesiyle devam eder.

Sevgili anneler, bebeğinizin dünyayla tanışmasını sağlayan ilk kişi olduğunuzu biliyor muydunuz? Yani çocuklar, dış dünyayı sizinle öğrenmeye başlıyor. Bu açıdan çocuğunuz için ilksiniz!

Bebek, dünyaya geldikten henüz iki üç gün sonra doğuştan gelen emme hareketiyle annesi ile olan bağlarını güçlendirir. Bebeğin emme sırasındaki heyecanı anneyi en az onun kadar heyecanlandırır. Peki, sevgili anneler, sizdeki bu heyecanın sizi süt vermeye hazırladığını hiç hissettiniz mi? Evet, “Hissettiniz mi?” diyorum; çünkü sizdeki annelik hissi çok kuvvetli. İşte beslenme ile kuvvetlenen ilişkinize bebeğinizin banyosu ve altını değiştirme gibi ilgileriniz, bakmaya kıyamadığınız bebeğinizin size sımsıkı bağlanmasını sağlıyor!

Bebeğinizle kurduğunuz fiziksel temas, yavrunuzun üç yaşına kadar olan dönemi için çok önemli. Sizi bir gül gibi koklaması, sıcaklığınızla ısınması, hattâ onu kucaklama şeklinizden tutun da sevgi dolu bakışlarınıza kadar yaptığınız her güzel eylem, onu bir filiz gibi yeşertmeye devam edecektir.

Her şey çok güzel gidiyor, öyle değil mi? Çalışan bir annesiniz ve çocuğunuzu bir bakıcıya bırakmaya karar verdiniz. Şimdi ne olacak?

Çocuğunuz sizinle sağlıklı iletişim kuramazsa ilişkileriniz olumsuz yönde ilerleyecektir. Bu durum, çocuğunuzun ilerleyen yaşlarında size davranış bozuklukları olarak dönecektir. Annenin yokluğundan kaynaklanan eksiklikler, duygusal, zihinsel ve sosyal gelişimin aksamasına sebep olacaktır.

Çocuğum etkinlik yapıyor

Çocuğunuzla yeterince ilgilendiğinizi düşünüyorsunuz ve her geçen gün büyüyen çocuğunuzun eğitimi için var gücünüzle çalışıyorsunuz. Beraber nasıl vakit geçirmeniz hakkında hiç kafa yordunuz mu? Okul öncesi çağındaki çocukları göz önünde bulundurarak ve anneleriyle daha sık vakit geçirdikleri gerçeğini düşünerek bu öğrencilerimizin eğitimi ile ilgili önemli ipuçları vereceğim.

İşe çocuğunuzun yaparak ve yaşayarak öğreneceği gerçeği ile başlayalım. Minik kuzumuz öğreneceği bilgileri elbette yetişkinlerde olduğu gibi okuyarak, izleyerek öğrenemez. Dokunarak ve yaparak öğrenir çocuklarımız. Bunu yaparken “Hadi, çabuk ol yavrum!” demeyin sakın! Yoksa çocuğunuz içinden, “Acaba annem bir yere mi yetişecek?” diye düşünecektir. Onların biz yetişkinler gibi aceleleri yok. Onlar tam aksine bir işi yaparken zevk alırlar. Yani sonuca odaklanmazlar; onlar için önemli olan, o andır.

Siz burada ne yapabilirsiniz? Öncelikle çocuğunuzun sevdiği aktiviteleri seçmeniz gerekir. Sonra da işini yaptığı andaki aldığı mutluluğu hatırlayarak o işi elinizden geldiğince daha zevkli hâle getirin. Elbette iş sonunda gelen başarı çocuğunuzu mutlu edecektir; ama dediğim gibi, o işi yaparken daha mutlu olacaktır. Hele yaptığı aktivitenin ardından öğrendiği bir şeyler varsa, değmeyin keyfine!  

Çocuğunuz öğrenmenin verdiği coşkunlukla biten etkinliğin ardından ciddî üzüntü dahi duyabilir. Böyle durumlarda sevdiği etkinlikleri sık sık yaptırabilirsiniz. Zaten bir çocuk için yapılan iş, ne kadar tekrar edilirse o kadar heyecan verici olur ve iyi bir öğrenme gerçekleşecektir. Tabiî unutulmaması gereken en önemli durumlardan biri de çocuğunuzun seviyesine uygun ve en önemlisi de yapabileceği etkinlikler bulmaktır. Aksi takdirde çocuğunuz daha öğrenmeyi gerçekleştirmeden başarısızlıkla tanışacaktır. Bu da özgüven eksikliği gibi yeni sorunları beraberinde getirecektir.