ÇHC, Tayvan konusunda Ukrayna’yı mazeret edinir mi? (3)

Evvelâ Tayvan, Çin’in eski bir toprağı değildir. Ve Çin Halk Cumhuriyeti, Tayvan adasında var olmamıştır. Çin ile Tayvan, daha önce bir ülke olup da birbirinden ayrılmış iki ülke de değildir. Mısır-Suriye, Nijer-Nijerya yahut Kore gibi bir geçmişleri yoktur. Tayvan, Çin’in özerk yahut olağan bir eyaleti de değildir. Tayvan, Tayvan’dır!

BU dosyayı hazırlarken, Türkiye’de Rusya-Ukrayna Savaşı’na bakarken alınan birtakım siyâsî pozisyonları da görmezden gelemedim. Zira en başında ifade ettiğim gibi, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Rusya’yı desteklediği söyleniyordu ve bu söylem, Türkiye’deki Sol’un bakışı ile Sol’a bakıştan kaynaklanıyordu biraz da…

Türkiye’de Sol, söz konusu savaşta kendisini Rusya tarafında konumlandırmıştı bile. Tabiî bizimkisi bir genelleme. Ufuk Uras ve takipçilerinin böyle bir söylemde bulunmadıklarına ayrıca şahidiz. Ancak ülkemizde yerleşmiş Sol’a bakış dahi öyle kemikleşmiş ki Çin’i ille de Rusya’nın yanında konumlandırıyor.

Sol’un bu plânda milletler nezdinde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Her ne kadar düşünce bazında kendisini milletler üstü bir zemine yerleştirse de Sol’un ideoloji ırkçılığı yahut ideoloji mezhepçiliği denilebilecek bir bakışı var. Hâlbuki Sol’un mücadele verdiği ülkelerdeki halkların hisleri ve dokuları birbirinden çok farklı. Bu farklılığı aynı potada eritmek için Sol’un üniforma, renk ve propaganda ressamlığı ile ilgilendiğini görüyoruz. Ancak dokunamadığı ilk unsur müzik.

Müzik, düşünce matematiğini yansıtır. Bu yüzden ruhun gıdası olduğu ifade edilir. İbni Sina, Kitabü’ş-Şifa’sının matematik kitabına mantık ile başlar, müzik ile devam eder. Türkiye’de Sol’un müziği Çav Bella’dır. Türkiye belki de bu yüzden Sol’unu tamamlayamamıştır. Çünkü Türkiye’de Solcu, devlet imajı bakımından SSCB’ye bakar ancak dinlediği müzik İtalyan ve Fransız menşelidir. Türkçe marşları dahi uyarlamadır. Dediğim gibi, Çav Bella ile cûşa gelinir. Ama İspanyol Solu öyle midir? Ben dahi “Ay Carmela” dinlerken bir başka etkileniyorum. Çav Bella da neymiş?

“El Pueblo Unido” da beni etkileyenlerden. Galiba İspanyol işi seviyorum?

Neyse, sosyalizm tahlili burada kalsın, Çin Halk Cumhuriyeti’nin sosyalizmiyle devam edelim.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin sosyalizm bakımından kültürel bir ihracatı yoktur. Aslında Kültür Devrimi yapmıştır ama kendisi bile bunda bir hata yaptığını beyan etmiştir. “Ay Carmela”da çalan gitarın asaletini Çin menşeli bir Sol marşta erhudan duymayız. Ancak Çin’i bırakalım, aslında sosyalizmin kültür ihracatı gibi bir sorunu yoktur. Onun tek ihracat kolu propagandadır.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin yaptığı propagandalardan biri de “Tayvan'ı geri almak” şeklinde dünyaya ezberletilmiştir. Burada deveye “Neden boynun eğri?” diye sormuşlar, o da “Nerem doğru ki?” demiş. İşte bu söylemin de doğru tek bir tarafı yok!

Evvelâ Tayvan, Çin’in eski bir toprağı değildir.

Ve Çin Halk Cumhuriyeti, Tayvan adasında var olmamıştır.

Çin ile Tayvan, daha önce bir ülke olup da birbirinden ayrılmış iki ülke de değildir. Mısır-Suriye, Nijer-Nijerya yahut Kore gibi bir geçmişleri yoktur.

Tayvan, Çin’in özerk yahut olağan bir eyaleti de değildir.

Tayvan, Tayvan’dır!

Tayvan tek başına ve kendi tarihiyle bir ülkedir.

Yani Çin Halk Cumhuriyeti’nin “Tayvan’ı geri alacağız”, “Tayvan bizimdir” gibi söylemleri içi boş, desteksiz ve anlamsız ifadelerdir. Dünyanın da bunu böyle bilmesi gerekir.

Tayvan, bölgesi Asya Pasifik’te İlk Ada zincirinin merkezindedir ve Japonya ile Endonezya arasında köprüdür. Bu anlamda daha önce ifade ettiğimiz gibi, ÇHC’nin hava ve deniz tacizleri bu nedenle Japonya ve Avustralya’yı dahi rahatsız etmektedir. Ancak Tayvan, bu tür tacizlere alışık bir ülkedir. Elbette tedbiri de elden bırakmamaktadır. Bu noktada belirtmeliyiz ki, medyada yer alan taciz haberlerinin her biri panik oluşturmaya yöneliktir ve propaganda aracıdır. Hatta söylemeliyiz ki, savaş gibi şakası olmayan bir konuda bu kadar kolay panik haberleri yapmak ahlâka sığmaz!

Bahse konu ettiğimiz “ada zinciri”, stratejik anlamda bize tarihî bir hamleyi hatırlatıyor: İstanbul’u muhasara ettiğinde İkinci Mehmed Han, devreye Haliç’ten girecek donanmayı soktuğunda Bizans’ın Haliç’in girişine gerdiği zincirle karşılaşmış ve bu hamlesini tamamlayamamıştı. İşte söz konusu ada zinciri ve merkezindeki Tayvan, Pasifik’e çıkışı Çin’e kısıtlayan bir zincirdir. Bu zincirin Tayvan’a bir saldırı ile kırılması çok büyük felâketlere gebe olabilir. Ancak bunun olmasını başta ABD ve ÇHC göze alamıyor. ABD’nin “Stratejik Belirsizlik” olarak adlandırılan politikası nedeniyle ÇHC, Tayvan’a yapacağı bir saldırının olası karşılığını öngöremiyor.

Bunun yanında Çin Halk Cumhuriyeti’nde ordu, “Çin Halk Kurtuluş Örgütü”… Geldik mi yine sosyalizme?

Batısında Doğu Türkistan ve Tibet’te, kuzeyinde İç Moğolistan’da işgalci olan ÇHC’nin bir de güneybatısında Hindistan ile sınır sorunu var. Hindistan sınırında anlaşmalar nedeniyle silahsız bekletilen askerlerinin yanı sıra yaptığı işgali sürdürmek amacıyla diğer üç bölgede yaptığı yığınaklar söz konusu. Ayrıca nüfusuna oranla askere alma sorunu yaşayan bir ÇHC var. Zira ülkede yıllardır yürütülen nüfus plânlaması askere alımı zorluyor.

Bunlar ÇHC için jeostratejik ve sosyolojik plândaki askerî gerçekler. Bir de ÇHC ile Tayvan arasında, iki ülkenin ticarî ve ekonomik gerçekleri var. Bu konuyu da bir sonraki bölümde işleyelim…