BİLİM, en azından aklın gözü olması bakımından önemlidir. Bunun yanında insan yetişmesi ve teknolojiye verdiği katkı bakımından da önemli bir noktadadır. Bilim, ilmin de sadakasına yardım eden önemli mihenk taşlarından biridir.
Bilimin sosyal ve fen olarak iki ana grupta toplanmasıyla birlikte insanlığa verdiği olumlu katkıların açık edilmesi bakımından fen üzerinden örneklendirilmesi daha uygundur. Zira fen örneklerden somut deliller sunmak daha kolaydır.
Fen açısından makro ve mikro ölçekte örnekler olumlu bir düzeyde durur. Canlının bütün özelliğini taşıyan en küçük yapıya “hücre”, maddenin bütün özelliklerini taşıyan en küçük yapışa ise “atom” denir. Atom ile hücre karşılaştırıldığında atom daha kolaydır.
Maddenin bütün özelliğini taşıma şartına uyulmadığında, atomu oluşturan parçacıklara bakmak gerekir. Atom kabaca iki ana grupta görülebilir: Bir çekirdek, bir de katman (kabuk) bölgesi...
Katman bölgesinde çok sayıda elektron belli bir kurala göre konuşlanmıştır. Böylece Periyodik Cetvel’deki elementler/maddeler oluşur. Böyle bir sistemde elektron temel bir parçacık olup en azından şu anki bilgiye göre parçalanamaz özelliktedir.
Atomun çekirdeğinde ise proton ve nötronlar vardır. Proton ve nötron da elektron gibi kararlı parçacıklardır. Proton ve nötronların içinde de kuarklar vardır. Bu kuarklar aşağı kuark, yukarı kuark ve gluon şeklinde isimlendirilir. Kuarklar kendi başlarına kararlı değillerdir.
Proton ve nötron gibi baryon ve mezunlara genel olarak hadronlar denir. Fransızca adı ile Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire'in kısaltmasıyla “CERN” (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi) bünyesinde 1954 yılında atom altı dünyaları araştırmak için inşâ edilen bir laboratuvar bulunuyor. Bu laboratuvar İngilizce olarak Large Hadron Collider (LHC, Büyük Hadron Çarpıştırıcısı) adıyla, dünyanın en büyük ve en güçlü parçacık çarpıştırıcısı olarak biliniyor. Yerin 100 metre altında ve 27 kilometre çapında bir halka deney kompleksinden oluşturuluyor.
Burada başlangıçta CMS, ALICE, ATLAS ve LHCb deneyleri bulunuyordu; şimdilerde bunların sayıları dokuz oldu. Bazı durumlarda Türkiye bu deneylere katılır, buradan elde edilen veriler büyük gruplar hâlinde bilimsel çalışmalara dönüştürülür. Bazen 4-5 sayfalık bilimsel makalede 100 civarında farklı üniversite ve 500 civarında kişi ismi bulmak mümkündür.
Buradaki asıl amaç, atom altı dünyaları araştırmak ve evrenin oluşumuna dair bilgiler toplamaktır. Parçacıklar spin değerlerine göre fermiyon ve bozonlar olarak iki ana gruba ayrılır. Bozonlar daha çok tam değerli spinlere sahip olan parçacıklardır. Higgs bozonunu da bu şekilde düşünmek yanlış olmayacaktır.
Büyük Hadron çarpıştırıcısında protonların çok yüksek enerji altında hızlandırılarak çarpıştırılması ve sonuçların bilimsel olarak yorumlanması amaçlamaktadır. Bu tür deneyler yapılırken evrenin oluşumuna dair sorulara cevap aramak için yapılmakta ya da büyük enerjiler elde edilip bunun kullanımına dönük bir pencere olup olmadığına bakılmak istenmektedir. Zira insanlığın kullanacağı enerji kısıtlı düzeydedir ve çare aranmaktadır.
Bunlar yapılırken iki ana yolda deneysel verilerin yorumu saptırılıyor ve üçüncü yol unutuluyor. Bunlardan birincisi, evrenin Büyük Patlama (Big Bang) ile oluşması sırasında “evrim” destekçisiymiş gibi gösterilmesi, diğeri ise tamamen evrim karşıtı gösterilmesidir. Bunlar olurken “bilimsel sonuçların gerçekte ne dediği” ile ilgilenen olmuyor. İlgilenenler bilimsel makale ve Nobel ödülü almanın ötesine geçmiyor. Bilimsel sonuçlara insanın bulaşık eli karışıyor.
İnsanlık evrenin oluşumuna dair CERN’de bir şeyler bulundu ise bunu nasıl yorumlamak gerekir? İnsanların bulaşık eli buradan nasıl temizlenir, görmemiz gerekiyor. Devam edeceğiz...



