“Can’t help myself”

Bu kadar ayette insanın “kendi kendine yetemeyeceği” gerçeği ile “kimseden yardım olamayacağı günün geleceğinden” bahsedilirken, “Allah’a karşı olanların ve zulmedenlerin asla yardımcı bulamayacağı” anlatıldı da anlatıldı. Peki, insan kendine nasıl yardım eder?

“KENDİME yardım edemiyorum!

İnsan kendine nasıl yardım eder? Etmesi mi gerekir?  Kendine yardım edemeyenin başkasına faydası olur mu? Olması mı gerekir? Yaratılana yakışan bir ahlâktır edepli, edep ile sormak. Niçin sormalıyız? Anlamak için sormak icap eder. Neden anlamalıyız? Çünkü biz anlamlıyız. Anlamın kendisi biziz de ondan…

Sistemler içinde bulundukları canlıları birçok kez kapana sıkıştırabilir. Bundan en çok etkilenen de pek tabiî insandır. İnsan bu hâl ile ya madden yorulur, ya ruhen. Bireyselleşmenin ahlâk edildiği toplumlarda ise insan, en çok da kendine yetemez. Kendine yetişemez. Barınak, meslek, eğitim ve gıda ihtiyaçları arasında tıpkı bir örümcek edasıyla örer ağlarını. Oradan buraya, buradan şuraya, şuradan yine oraya döner durur dünyasında.

Daha da açalım mevzuyu? Çoğumuzun bildiği, tam sosyal medya duvarına yapıştırmalık bir anekdottur hani, ünlü bilge Eflatun’a insanoğlunun şaşırtan davranışlarını sormuşlar, o da şöyle yanıtlamış: “İnsan, para kazanmak için sağlığını harcıyor. Sonra sağlığını kazanmak için geri harcıyor. Gelecek için o kadar endişeli ki anı yaşayamıyor. Sonuç olarak ne şimdide yaşıyor, ne de gelecekte. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyor ve aslında hiç yaşamadan ölüyor.”

Tam bir paradoks!

İnsan kendine hiç yet(iş)emiyor. Peki, size daha da ilginç bir şey söyleyeyim mi? Yaratılmış insan, onun tarafından yapılmış bir sanat eseri ile aynı derdi taşıyorsa ne olurdu? Birçok kişinin durum güncellemesine ekleyecek bir çıkarımı ya da birçok muhabbete geyiklerin davet edilmesini kastetmiyorum tabiî. Kaldı ki bu, iki cinsin tabiat ve hikmetine aykırı olurdu. Yaratılmışın derdini az çok biliyoruz; çok da uzun bir mevzu hani. Fakat bu aynı derdin yolcusu, yapılmış, gayet interaktif eserden biraz bahsedelim…

Sun Yuan ve Peng Yu’nun 2019 Venedik Bienalinde sergilenen “Can’t Help Myself” (Kendime Yardım Edemiyorum) isimli eserleri son yılların en dikkat çekici çalışmalarından. Robot kullanma fikri sanatçının eser yapma konusundaki iradesinin ne ile doldurulabileceği ve bunun bir makine ile nasıl yapılabileceği düşüncesiyle ortaya çıkmış. Robotun tek bir görevi var; o da içine konulmuş kırmızı yağı temizlemek. Durmaksızın otomatikleşmiş bir şekilde aynı hareketi yapması ve bir sonuca ulaşamamasının yanı sıra izleyicilerin bu robotu bir camın ardından seyretmesi de insanlarda üzücü bir hissiyat bırakıyor. Guggenheim Müzesi’ne göre ise bu, “bölgelerin mekanik olarak kontrol edildiği ve insanlarla makineler arasındaki ilişkinin hızla değiştiği, giderek otomatikleşen küresel gerçekliğimizi incelemek için” sergilenen endüstriyel bir robot. İlginçlikse aslında bu eserin üretilmesinde ya da üzerine yapılmış açıklamada değil. İlginçlik, bu eserin var olmakla başlamış görünen yok oluş serüveninde.

“Can’t Help Myself” adlı mekanik performatif sanat eseri, sürekli olarak kaçan ve kendisini çalışır durumda tutmak için gerekli olan hidrolik sıvıyı kontrol altına almaya çalışmak üzere programlanmış bir robot. Dışarıya gönderdiği sıvı fazla kaçarsa ölecek, bu yüzden onu sürekli bir hareket ile kendine yani geri çekmeye çalışıyor. Hatta bu sıvının dökülme ihtimali kontrol altına alınırken, robota seyirciler için “mutlu danslar” yapma becerisi bile kazandırmışlar. Proje 2016 yılında ilk kez hayata geçirildiğinde, küçük bir dökülmeyi hızla geri çekebildiği için zamanının çoğunu coşku ve kalabalıklarla etkileşime girip dans ederek geçirmiş.
Enstelasyon sanatının bir örneği olan robotumuzun sızan sıvı miktarı zamanla büyüyüp de yönetilemez hâle gelince, yıllar içinde robot iyice yıpranmış. Artık dans etmek için yeterli zamanı kalmamış. Çünkü sadece kendini hayatta tutmaya çalışmak için mücadele vermesi gerekmekte. Kısacası son günlerini, yaşamını sürdürmek ve kaybettiği kanı/yağı içine çekmek arasında hiç bitmeyen bir döngüde yaşıyor. Bir süre sonunda kol yavaşça duruyor ve 2019’da tamamen işlev dışı kalıyor. Yani ölüyor!

Ancak ölüm sebebi sıvıyı süpüremediği için değil. Aslında robot hidrolikle de değil, elektrikle çalışıyor. Ve ölüm sebebi, “elektrik arızası” oluyor. Yani tüm hayatı boyunca ihtiyaç duymadığı bir şey için çalışıp durmuş. İçine yüklenmiş sistem tarafından kandırılmış belki de…

Yaratılmış bir zekânın yapacağı muhteşem bir anlatım sanatı. Bu manzara karşısında (ki videosunu izlemenizi tavsiye ederim) dünyanın birçok yerinde birçok kişi tarafından yorumlanıp çıkarımlarda bulunuldu. Eser sahibi neredeyse her toplumda yer bulabilecek bir durumu imge hâline getirerek herkeste kendini ya da başkasını görebilme yetisini hareketlendirdi.

Bizim toplumumuzda bu eseri görenlerden kimi, “Bu ömrünü çocuklarına ve evinin temizliğine adayan bir anne” diye robot hakkındaki yargısını belirlerken, kimi de “Mesleğine hayatına yediren bir işkolik bu” dedi. Başka biriyse, “Bu da benim gibi… İnsanlara verdiklerim kendi kanımdı” diyerek arka fonuna “Siz benim neler çektiğimi ner’den bileceksiniz?” şarkısını da ekleyip yoluna devam etti. (Eseri Türk’e özgün arabeske bağlamak bizim maharetimiz olsa gerek.)

Bu çalışma, “Kapitalist sistemde geçici hevesler için çalışırken kendini unutan insanlığı hatırlattı. Bir makineye üzüleceğim aklıma gelmezdi” diyen, iğneyi kendine ve çuvaldızı sisteme batıran yorumlarla beraber,Dramatik bir öz değerlendirmeye süpürüyor insanı” diyen nev’i şahsına münhasır ifadelere kadar uzandı. Bir de, “Bu robot irşat ve tebliğ görevi görüyor” gibi manevî yorumları da yanına alıp epey farkındalığa vesile oldu. İnsan hikâyeleri adına metaforik sayılabilecek bir eser olduğu da kaçınılmaz bir gerçeklik taşıyor.

Bu kadar bilginin yanına, hatta yanına değil, bayağı temeline şu bilgiyi de ekledik mi tam olacak: Asırlar önce indirilen vahyin aşağı yukarı yüz altmış beş ayetinde “yardım/yardımcılık” ile alâkalı tanımlamalar mevcut. Bu kadar ayette insanın “kendi kendine yetemeyeceği” gerçeği ile “kimseden yardım olamayacağı günün geleceğinden” bahsedilirken, “Allah’a karşı olanların ve zulmedenlerin asla yardımcı bulamayacağı” anlatıldı da anlatıldı. Peki, insan kendine nasıl yardım eder?

“Yardım” meselesini anlayıp ahlâk hâline getirenlerin dünyaya tekrar hatırlattığı ortak parola şu: “Hasbunallahi ve ni’mel vekil.”

Tam da burada düşünceyle kucaklaştıkran sonra durup yutkunurken, insan, şahdamarını görmezden gelemiyor. Vesselâm...