Bir ülke zorbalığı nasıl azalttı?

KiVa’yı uygulayacak öğretmenler, programın resmi eğitimini alır. Bu eğitim, öğrencilere doğru mesajı verebilmek ve müdahale sürecini profesyonel biçimde yürütmek için zorunludur. Okullara ayrıca öğretim materyalleri, dijital oyunlar, öğrenci el kitapları ve veli bilgilendirme broşürleri sağlanır. Veliler, okul toplantılarında ve broşürlerle bilgilendirilir; çocuklarının davranışlarını nasıl destekleyebilecekleri anlatılır.

OKUL koridorlarında sessizce yaşanan bir itişme, teneffüste dışlanan bir çocuk, grup sohbetlerinde alay konusu edilen biri… Akran zorbalığı çoğu zaman fark edilmeden büyür; kimi zaman şiddete, kimi zaman derin duygusal yaralara dönüşür. Ancak bazı ülkeler, bu sessiz salgına karşı etkili çözümler geliştirmeyi başardı. Finlandiya, 2000’li yılların ortasında geliştirdiği KiVa Programı ile bu alanda dünyanın en başarılı örneklerinden biri hâline geldi.


KiVa yalnızca zorbalığı cezalandıran bir sistem değil; okul kültürünü, öğretmen tutumlarını ve öğrenciler arası ilişkileri yeniden şekillendiren kapsamlı bir yaklaşımdır. Programın etkisi o kadar güçlü oldu ki, uygulandığı okullarda zorbalık oranları birkaç yıl içinde belirgin biçimde azaldı.


Okullarda karşılaştığımız sorunlara göz attığımızda, akran zorbalığı en başta geliyor. Son zamanlarda sıkça duyduğumuz, hoşumuza gitmeyen ve insanî değerlerle çelişen bir kelime zorbalık. Yetişkinler arasında yaşandığında ise buna “mobbing” diyoruz. Bu sorunlar, yaş ilerledikçe devam etse de sadece isim değiştiriyor. Gerçekten de yaygın bir toplumsal mesele. En çok okullarda ve iş yerlerinde karşımıza çıkıyor.


Zorbalık, genel tanımıyla daha güçlü kişi veya kişiler tarafından daha az güçlü kişiye uygulanan tekrarlayan psikolojik ya da fiziksel eziyet şeklinde nitelendirilebilir. 


Akran zorbalığı ise bir ya da birkaç öğrencinin bir başka öğrenciye karşı yaptığı saldırgan davranışlar olarak tanımlanmaktadır. 


Dan Olweus, akran zorbalığı ile ilgili ilk sistematik ve bilimsel çalışmaları yürüten Norveçli bir psikolog ve araştırmacıdır. 1970’li yıllarda akran zorbalığının görülme sıklığını, türlerini ve nedenlerini incelemeye ve bununla ilgili çalışmalar yapmaya başlamıştır. 1973’te bu alanda ilk bilimsel yayın olarak kabul edilen “Aggression in the Schools: Bullies and Whipping Boys” isimli kitabını yayınlamıştır. 1983’te Norveç Eğitim Bakanlığı akran zorbalığına karşı bir seferberlik başlatmış ve Olweus’un zorbalığı önleyici müdahale programını okullarda uygulamıştır. 


Olweus’a göre akran zorbalığının üç temel özelliği vardır: Bilinçli ve kasıtlı olarak karşı tarafı incitmeye ve zarar vermeye yönelik olması… Kişi bunu bile isteye yapar, yanlışlık yoktur. 


Tekrarlayıcı ve sürekli olması… Zorba, bu davranışı bir kere değil, sistemli şekilde yapmaya devam eder. 


Güç dengesizliği vardır; zorbalık yapan öğrencinin fiziksel ve zihinsel olarak daha büyük olması, mağdura göre boy, kilo ve yaşça daha büyük olması… Mağdur, bu söz ve eylemlerden rahatsızlık duyabilir ama kendisini koruyamayacak durumda olması gibi.


Çocuklar arasında yaşanan her anlaşmazlık zorbalık anlamına gelmez. Akran çatışması ve zorbalığı birbirinden ayırt etmemiz önemli. Akran çatışmasında bir arkadaşlık ilişkisi vardır. Ara sıra anlaşmazlık yaşanabilir. Herkesin aynı fikirde olması gerekmiyor. Pişmanlık duyulur ve yapılan davranışın sorumluluğu alınır. Taraflar arasında eşit duygusal tepki vardır. Her ikisi de yaşan olaydan dolayı üzüntü duyar.


Ancak zorbalık dediğimiz davranışta güçler arası denge yoktur. Zorba, yaptığı davranıştan dolayı pişmanlık duymaz ve problem çözmeye çalışmaz. Sonuçları kalıcı ve ağırdır. Mağdur, yaşadıklarının izini belki yıllarca üzerinde taşıyabilir. Örneğin, kimseye güvenmez. İçine kapanık bir insan olabilir. 


Akran zorbalığı ile ilgili bir okulda verdiğim seminerde bir kız öğrenci elini kaldırarak söz hakkı istedi; yüzünde maske olduğu için konuşması çok net anlaşılmıyordu. “Bir arkadaşım bana çirkin olduğumu söyledi” dedi. Bu öğrenci, bu sözü o kadar kabullenmiş ki yüzünü maske ile gizleme ihtiyacı duymuş. Karşımda beyaz tenli, yeşil gözlü çok güzel bir kız çocuğu vardı. Yardım almazsa belki de uzun yıllar maske takmaya devam edecek. Bu yüzden, “söz” deyip geçmemek gerekir. İnsanlar kimi zaman bir söz ile incinir, kimi zaman yine bir söz ile iyileşir. Terapi odasında da bunu görürüz; kişi sözcüklerle yaralanır ama yine sözcüklerle onarılır. Çünkü kelimelerin sihirli bir gücü vardır. Bu nedenle ağzımızdan çıkan her cümleye dikkat etmeli, onları özenle seçmeliyiz. Bir söz, birinin kalbine ferahlık veren bir damla su olabilir ya da bir taş gibi ağırlaşıp can yakabilir.


Akran zorbalığının türlerine baktığımızda, doğrudan zorbalık olarak adlandırdığımız bir tür vardır; bu, aracı olmadan gerçekleşir. Fiziksel ve sözel zorbalık gibi… Bu tür zorbalık, direkt ve açık olarak karşıdaki kişi üzerindeki güç, statü ve hâkimiyet gösterme isteğidir. Kişiye yönelik açık saldırı içerir. Zorbalığa maruz kalan kişi, zorbanın kim olduğunu bilir.


İki dolaylı zorbalık türü vardır: İlişkisel ve siber zorbalık… Amaç, kişinin içinde bulunduğu sosyal ilişkileri etkilemektir. Kişiye karşı dolaylı saldırı içerir ve üçüncü kişiler aracılığıyla yapılabilir. Mağdur, zorbanın kim olduğunu bilmeyebilir.


1. Doğrudan zorbalık, fiziksel zorbalık 


Öğrenciye karşı yapılan fiziksel ve güç içeren davranışlardır. Tekme atmak, tokat atmak, yumruklamak, çelme takmak, vurmak, itmek, tükürmek, boğazını sıkmak, kulağını/ kolunu çekmek, sandalyesini altından çekmek, eşyalarına zarar vermek, eşyalarını çalmak, haraç almak, harçlığını almak, sınıfa veya tuvalete kilitlemek, tuvaletin kapısını izinsiz açmak, okul çıkışında darp etmek gibi… 


Diğer zorbalık türlerine kıyasla öğretmenler ve öğrenciler tarafından kolaylıkla tespit edilir. Zorba öğrencinin yaşı ve kuvveti arttıkça verilen zarar daha büyük boyutlara ulaşabilmektedir.


2. Sözel zorbalık 


Öğrenciye ve ailesine yönelik olarak yapılan olumsuz yargılar, atıflar veya sözel davranışlardır. İsim/lakap takmak (dombili, ezik), hakaret etmek, küfürlü konuşmak, alay etmek, dalga geçmek, küçük düşürücü sözler söylemek, bağırmak, azarlamak, laf ile sataşmak… 


3. İlişkisel sosyal zorbalık 


Öğrencinin sosyal ilişkilerine zarar vermeyi hedefleyen davranışlardır. Hakkında dedikodu yapmak ve yaymak, asılsız söylentiler yaymak, sırlarını ortaya çıkarmak, arkadaş grubundan dışlamak, soyutlamak, yanına oturmasını istememek, toplum içinde utandırmak veya küçük düşürmek, jest ve mimikler ile istenmediğini hissettirmek, görmezden gelmek, küsmek, kıskandırmak, taklit etmek, kıs kıs gülmek, tehdit etmek, okul dışı aktivitelere dahil etmemek gibi…


Öğretmenler ve öğrenciler tarafından fark edilmesi en zor olan türdür. Bu nedenle diğer türlerine kıyasla etkilerinin daha yaralayıcı, ciddi olduğu düşünülmektedir.


4. Siber zorbalık 


Teknolojinin gelişmesi ile birlikte hayatımıza giren bilgisayar ve cep telefonlarını kullanarak yapılan davranışlardır. Kişiden habersiz onun bilgilerini kullanarak hesap açmak. Sosyal medya aracılığıyla uygunsuz içerik paylaşmak. Sosyal medyada kötü yorumlar yazmak ve hakaret etmek. Sosyal medya hesaplarından dışlamak. İzinsiz olarak fotoğrafını, videosunu paylaşmak. Özel fotoğraflarını ve görüşmelerini başkaları ile paylaşmak gibi. 


Siber zorbalık olaylarında zorbalık yapanlar anonimdir ve kimliklerini gizleyebilir. Zorbalık yapanlar hızlı bir şekilde geniş kitlelere ulaşabilir ve haftada 7 gün, 24 saat zorbalık yapabilir.


Akran zorbalığı tek taraflı bir eylem değildir. Bu süreçte yalnızca zorba değil, mağdur ve seyirciler de yer alır. Seyirciler, davranışları veya mimikleriyle bile zorbaya cesaret vermemelidir. Aksine, zorbalığa karşı durup mağdurun yanında yer almalıdırlar. Seyirciler, ses çıkarmazlarsa bir gün sıranın kendilerine geleceğini bilmelidirler.


Zorbanın öz güveni yoktur


Bu kişiler genellikle derslerinde başarısız, evde veya okulda sorunlar yaşayan, gerçekte kendine olan güveni düşük bireylerdir. İçlerinde biriken öfkeyi, kendilerinden daha zayıf birine yönelterek rahatlayacaklarını zannederler. “Ben varım, güçlüyüm, saygı duyulmak istiyorum” duygusuna, başkaları üzerinde hâkimiyet kurarak ulaşabileceklerini sanırlar. Günlük hayatta duyduğu ihtiyaçlara bu şekilde sahip olacağını zanneden kişidir.


Oysa zorba, derinlerde yalnız bir insandır. Asıl derdi kendi içindeki öfke ve yetersizlik duygusudur. Zorbalık, bu içsel çatışmayı bastırma çabasıdır; ancak ne yazık ki hem kendisine hem de çevresine zarar verir.


Akran zorbalığıyla mücadelede etkili ülke uygulamaları


Zorbalık evrensel bir sorun olduğu için diğer ülkeler bu konu hakkında nasıl tedbirler almış ve nasıl yol izlemişler, bakalım… 


Son yıllarda birçok ülke, bu sorunu sadece bireyler arasında değil, okul iklimiyle ilişkili sistematik bir problem olarak ele almıştır. Fillandiya, Hollanda ve Birleşik Krallık bu konuda etkili modeller geliştirmiştir.


Fillandiya örneğine baktığımızda, zorbalıkla mücadelede örnek gösterilen “KiVa” programını 2009’da ülke genelinde uygulamaya başlamıştır. KiVa, Finlandiya Eğitim Bakanlığı tarafından desteklenen, bilimsel olarak geliştirilen ulusal bir okul programıdır. Amacı yalnızca zorbalığı durdurmak değil, okulda güvenli ve kapsayıcı bir sosyal iklim oluşturmaktır. Programın temelinde şu düşünce yer alır: “Zorbalık yalnızca zorba ve mağdur arasında değil, tanık olan öğrencilerin tutumlarıyla da sürer veya sona erer.” Bu nedenle KiVa, tüm öğrencileri kapsayan bir topluluk yaklaşımı geliştirir.


Uygulama aşaması: önleyici aşama


Yıl boyunca her sınıfta, yaş düzeyine göre hazırlanmış 10 ders oturumu yapılır. Bu oturumlar; kısa filmler, dijital oyunlar, grup tartışmaları ve rol oynama etkinlikleri içerir. Amaç; öğrencilerin empati kurma, farklılıklara saygı duyma ve zorbalığın sonuçlarını fark etme becerilerini geliştirmektir.


Derslerde ayrıca “tanık öğrencilerin” sorumluluğu vurgulanır: zorbalığı izleyen bir çocuk, sessiz kalarak olayı desteklemiş olur. Böylece çocuklar, pasif izleyici değil aktif destekleyici olma bilincini kazanır.


Müdahale aşaması


Okulda bir zorbalık vakası tespit edildiğinde devreye KiVa ekibi girer. Bu ekip genellikle okulun rehber öğretmeni veya psikolojik danışmanı, bir öğretmen, gerektiğinde okul müdürü olabilir. Ekip, olayın taraflarıyla bireysel görüşmeler yapar. Öncelikle mağdurun güvenliği sağlanır, ardından zorbalık yapan öğrenciler ile konuşularak davranışın sonuçları fark ettirilir. KiVa modeli cezaya değil, davranış değişikliğine odaklanır. Öğrenciye “nasıl telafi edebileceğini” düşündürür.Bir hafta, on gün sonra aynı kişilerle tekrar görüşülerek ilerleme değerlendirilir. Burada amaç suçlamak değil, çözüm bulmaktır.


İzleme ve değerlendirme


Tüm öğrenciler yılda bir kez çevrimiçi anketlerle zorbalık deneyimlerini ve okul iklimini değerlendirir. Bu veriler okulun genel durumunu görmeye, değişimleri izlemeye ve gerekli düzenlemeleri yapmaya yarar. Okul sonuçlarını yıllık olarak raporlar, böylece ülke genelinde istatistikler toplanır.


KiVa’yı uygulayacak öğretmenler, programın resmi eğitimini alır. Bu eğitim, öğrencilere doğru mesajı verebilmek ve müdahale sürecini profesyonel biçimde yürütmek için zorunludur. Okullara ayrıca öğretim materyalleri, dijital oyunlar, öğrenci el kitapları ve veli bilgilendirme broşürleri sağlanır.


Veliler, okul toplantılarında ve broşürlerle bilgilendirilir; çocuklarının davranışlarını nasıl destekleyebilecekleri anlatılır.


Finlandiya’da yapılan geniş kapsamlı araştırmalar göstermiştir ki: KiVa uygulanan okullarda zorbalığa uğrayan öğrenci oranı yüzde 30’a kadar düşmüştür. Öğrenciler daha fazla okul aidiyeti ve psikolojik iyi oluş bildirmiştir. Okul iklimi ve güven duygusu güçlenmiştir. 


Program şu anda Finlandiya’daki okulların yaklaşık yüzde 90’ında uygulanmakta, ayrıca 20’den fazla ülkeye uyarlanmış durumdadır.


Sağlıcakla kalın…

---------------

Kaynakça

1. Kärnä, A., Voeten, M., Little, T. D., Poskiparta, E., Kaljonen, A., & Salmivalli, C. (2011). A large-scale evaluation of the KiVa antibullying program: Grades 4–6. Child Development, 82(1), 311–330.

2. Salmivalli, C., & Poskiparta, E. (2012). KiVa antibullying program: Overview of evaluation studies based on a randomized controlled trial and national rollout in Finland. International Journal of Conflict and Violence, 6(2), 294–302.