DEĞERLİ Haber Ajanda Okurları… Yaşananlar yazılmazsa “tarihi okumak” mümkün olabilir mi? Belki dijital dünya sebebiyle yaşananlar an be an kaydedilmişse, belki “olayı izlemek” gerçekleşebilir. Ancak bir olayı birebir izlemek, o olayın sebebini, sonucunu ve aktörler hakkındaki bilgiyi değil, bize sadece o olayın seyrini verir. Dolayısıyla yazmak, aslında olaydaki hikâyeye tanık olmaktır.
Haber Ajanda ailesi olarak 19 yıldır yüzlerce yazar dostumuzla tanıklık misyonumuzu sürdürüyoruz. Kimi zaman hayatın içinden tanıklıklarla kimi zaman da uluslararası gelişmelere tanıklığın getirdiği sorumlulukla kamuoyu ile gerçekleri paylaşıyoruz.
Kuşkusuz her sayımız, hepimizi ilgilendiren konularda yorum, senaryo ve öngörü üzere hazırlanan dosyalarla zenginleşti. Ancak bazı sayılarımızda “özel” kritik dosyalar yayınladık. İşte bu durumda olan dosyalardan birini Haziran sayımızda müzakereye açtık: Terörsüz Türkiye…
“Terörsüz Türkiye” ifadesi, iki ayrı anlamı bütünlüyor. Birincisi, kırk yılı aşkındır on binlerce insanın can kaybına ve trilyon dolarlık maddî zarara sebep olan PKK terör örgütünün, lideri Öcalan’ın çağrısı üzerine kendini feshetmesiyle birlikte Türkiye’nin gündeminden çıkması; ikinci bağlamı da Türkiye’nin PKK gibi başka terör örgütlerinin yeniden doğmasına izin vermeyecek güçte ve etkide olması…
Ancak “Terörsüz Türkiye” olması adına elli yılı aşkındır yürütülen politikaların sonuçsuz kalması, AK Parti iktidarı döneminde “Bu sefer sonuç alınacak!” umudunu yaşatan “Çözüm Süreci”nin akâmete uğraması sebebiyle Öcalan’ın çağrısına ve ardından PKK’nın kendini feshettiğini duyurmasına “şüphe” ile bakılıyor, tedbir elden bırakılmıyor. “Her an her şey yaşanabilir” ürkekliği sürüyor. Bu hâl, hem rasyonel hem de çok doğal. Çünkü PKK’yı kırk yılı aşkındır besleyen ve kullanan küresel güçlerin Türkiye üzerindeki hesapları ve operasyonları devam ediyor. Dolayısıyla bu süreçte sadece “PKK” isminin feshedilmesi değil, örgütün her yapısıyla kendini yok etmesi gerekiyor.
Peki bu mümkün mü? Mümkün... Ancak bu neticenin elde edilmesi için bir stratejinin ve bu stratejiye bağlı bir yol haritasının acil bir şekilde uygulanması gerekiyor. Kısa ve orta vade değil uzun vadede bir daha bu “hastalıklı” hâlin nüksetmemesi için her türlü tedbirin ve tedavinin eksiksiz tamamlanması şart görünüyor.
Siz değerli okurlarımızın da bildiği gibi, Haber Ajanda ailesi olarak özellikle Devletimize, milletimize, vatanımıza ve bayrağımıza zarar veren her türlü “hastalıklı hâller” durumunda farkındalık oluşturma, teşhis-tedavi konusunda katkı sunma, hastalığı ortaya çıkaran şartları giderme işlevinde dosyalar ve raporlar sunuyoruz. Kuşkusuz tüm bunları vatanperver, millî ve dâvâ eri yazarlarımızın güçlü ve temiz kalemleri ile gerçekleştiriyoruz. Nitekim bu sayımızı da aynı niyet ve etki ile birçok yorumla zenginleştirdik.

Bu doğrultuda Haber Ajanda olarak “Terörsüz Türkiye” için hem katkı hem de tedbir amaçlı bazı hususları kamuoyunun dikkatine arz etmek istiyoruz…
1. Devletimize güvenmeliyiz... “Terörsüz Türkiye”nin bir “Devlet Projeksiyonu” ve küresel gelişmelere karşı bir “ön alma” olduğunu bilmeliyiz. Dolayısıyla yaşananları, “Cumhur İttifakı’nın erken seçime endeksli politik satrancı” diye algılatmak isteyen propagandalara izin vermemeliyiz veya süreci “Suriye’de zaman kazanmak amaçlı bir askerî taktik” olarak tarif etmek isteyen dış politika analizlerine itibar etmemeliyiz. Devletin “İkinci Yüzyıl”da etkin, güçlü ve bağımsız Türkiye yolunda attığı ciddi, kalıcı ve verimli bir adım olduğu bilinciyle “Terörsüz Türkiye”ye katkı sunmalıyız.
2. Cumhur İttifakı’na destek vermeliyiz… “Terörsüz Türkiye” yol haritasında mevcut iktidarın tecrübesi, yeterliliği olsa da desteklenmeye ihtiyacı var. Çünkü bu yol haritasında sadece güvenlik-istihbarat veya siyâsî istikrar için demokratik zenginlik adımları yok; aynı zamanda kardeşlik sosyolojisi, kültürel kuşatıcılık, bölgesel güç olmakta ittifak hâlinde olmak gibi halkın rızasını ve katılımını gerektiren süreçler var. Dolayısıyla Cumhur İttifakı’na desteği “politik destek” olmaktan çok “millî olana destek vermek” duyarlılığı içinde görmek ve yaymak gerekiyor.
3. İzlemek yerine “iz sürücü” olmalıyız… “Nasıl olsa Devlet ve ilgili kurumları var!”diyerek süreci sadece izleyen olmamalıyız. Aksine hem katkı amaçlı hem de provokasyonlara karşı tedbir amaçlı sürecin her aşamasını, adımını “iz sürmek” etkisinde yapmalıyız. Kuşkusuz Devlet’in ayak izlerini takip etmek önemli ancak izleri silen veya “At izi it izine karıştı” dedirtecek provokasyonlara karşı hem yönümüzü hem yola devamı elden bırakmamalıyız. Bunun için de sağlıklı kanallardan beslenmeli ve doğru isimlerle takipte kalmalıyız.
4. Politik değil sosyolojik çalışmalıyız... “Terörsüz Türkiye” öyle bir yol ki, herkese görev düşüyor. Özellikle sosyolojik karakterli projeksiyonlarda sabırlı olmak, hazırlıklı kalmak, etkin olmak ve en önemlisi doğru enstrümanları kullanmak çok önemli. Ayrıca “politik” hamlelerde büyük fotoğrafı görerek ve ardışık hamlelere cevap vererek hareket etmek gerektiğinde, bu alanın daha çok Devlet ve ilgili kurumlarca yürütülmesine izin vermek/ rol çalmamak çok önemli. Sosyolojik çalışmalar ise kuşatıcı, kardeş kılıcı, sabırla ilişkileri yürütücü olmayı gerektirdiğinden, bu alanı bizim doldurmaya çalışmamız hem daha gerçekçi hem de daha netice alıcı olacaktır.
5. Haber Ajanda takipçiliğini elden bırakmamak... Haber Ajanda ailesinin yazarları, her sayıda olduğu üzere özellikle “Terörsüz Türkiye” yol haritasında da çok daha dikkatli, çalışkan davranmakta ve sahih kaynaklar üzerinden süreci takip etmektedirler. Dolayısıyla bu sayımızda kaleme alınan bütün çalışmalar bu yol haritasına ışık tuttuğundan özenle okunması ve katkı sunulması önem arz etmektedir.
Değerli Okurlarımız… Kuşkusuz “Terörsüz Türkiye”, hepimizin geleceği… Bu yolda yaşanacak her aksama, gelecek için gecikmemiz demektir. Bu yolda yaşanacak her kaza sonucunda aynı gemide olduğumuz için hepimiz zarar göreceğiz. Bu projeksiyon, sabırla, ilmek ilmek çaba gerektiği için herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. “Terörsüz Türkiye” demek, “Etkin, bağımsız ve güçlü Türkiye” demek… O nedenle hep beraberce gayret sarf etmek şarttır. Düşmanlarımıza göz açtırmayalım, dostlarımızın başını öne eğdirmeyelim…
------------
Bir Solukta…
Yeter ki dik duralım
Bir hayli yandık gayri
yol göründü pîr’liğe
Birlik olmak yolları açtı
büyük birliğe
Bu iman ve azimle
devam edelim
Ulaştıracaktır Rabbim
“En Büyük Birliğe”
Celâlî



