Bir muradımız var: İstanbul’a adımızı yazmak

Kurum’un en büyük artısı; İmamoğlu’nun 5 yıl içinde aldığı yol, kamuoyu tarafından hakkında yapılan eleştiriler, gerçekleştirilmediği vaatler ve tabiri diğerle “ihmalkârlığı”. Kötü komşunun mal sahibi yaptığı gibi, kötü yönetimin de Kurum’u Büyükşehir Belediye Başkanı yapacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

YILIN ilk ayını yarıladık. Bu cümleden yola çıkarak, önümüzdeki Mart ayında gerçekleşecek mahallî idareler seçimlerine sayılı günler kaldığını söyleyebiliriz.

Geçen hafta AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nın ev sahipliğinde, Haliç Kongre Merkezi’nde yapılan AK Parti Aday Tanıtım Toplantısında 11’i büyükşehir olmak üzere 26 ilin belediye başkan adayları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklandı. Ki bunların başında İstanbul adayı geliyordu.

“O koltukta kimi istersiniz?” sorusuna tereddütsüz olarak ve duygusal anlamda “Metin Külünk ağabey” derdim. Dedim ama olmadı.

Günlerce tahmin-toto yapıldı. Kurum ve Yerlikaya arasında gidip gelindi. Arka plânda ise mevcut ilçe başkanları -ki onlar da Göksu, Turan ve Türkmen olarak dillendirildi- konuşuldu.

Artık bu tartışma sonlandı. Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı, “İcraatsız İstanbul son bulacak” parolası ile yola çıkan ve “5 yılda yaptığının katbekat fazlasını yaptığımızı göreceksiniz; 94 ruhu ile yeni eserleri İstanbul’a kazandıracağız” vaadinde bulunan, “Dünyada eşi benzeri olmayan bir şehir… Mekke ve Medîne’nin emanetleri var İstanbul’da. Saraybosna’nın yeşili, Endülüs’ün ilmi var” şeklinde çok vurucu bir cümle kuran eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı, AK Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Murat Kurum oldu.

Biz onu, sosyal konut kampanyalarında, İstanbul özelinde kentsel dönüşüm çalışmalarında, Ege ve Akdeniz merkezli yangınlarda, Karadeniz’deki sellerde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu merkezli depremlerde ayağındaki çizme ile tanıdık.

Kutlu bir yolculuğun ilk adımını bugün attıklarını belirterek, “Herkesin huzur içinde yaşadığı bir İstanbul istiyoruz” diyen Kurum’un heyecanlı ve istekli olduğu her hâlinden belli.

“İstanbul’u özüne döndüreceğiz. Bizim rakibimiz İstanbul’a karşı ilgisizliktir; ihmalkârlık, algı belediyeciliği, karmaşa ve sistemsizliktir” diyen de yine Kurum’du.

“Fatih’in karşısında ellerini bağlayıp boynunu bükecek. Kimliksiz belediyecilik son bulacak. 16 milyonun başkanı değil dostu, kardeşi olacağız” cümlesiyle de rakibi İmamoğlu’na gönderme yapan Kurum’un en büyük artısı; İmamoğlu’nun 5 yıl içinde aldığı yol, kamuoyu tarafından hakkında yapılan eleştiriler, gerçekleştirilmediği vaatler ve tabiri diğerle “ihmalkârlığı”. Kötü komşunun mal sahibi yaptığı gibi, kötü yönetimin de Kurum’u Büyükşehir Belediye Başkanı yapacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kurum’un şehircilik konusunda elde ettiği kazanımları, İstanbul için teksif edecektir. Yürüttüğü siyasette tarafsızlık ilkesini koruması da büyük bir avantaj.

Projelerine odaklanacak olan Kurum, kutlu bir yola çıktı. “Neden?” derseniz, İslâm tarihinden küçük bir detayla açayım…

Hazrec kabilesinin Neccaroğulları kolundan; Bedir, Uhud, Hendek, Hayber, Mekke’nin Fethi ve Huneyn gazveleri ile Suriye, Filistin, Mısır ve Kıbrıs seferlerine katılan “Mihmandâr-ı Nebî” unvanıyla anılan Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretleri, son seferini İstanbul kuşatmasında yapmış ve hastalanarak 50’sine basmadan burada vefat etmiştir. Fatih’i fethe zorlayan ne ise, Ebû Eyyûb el-Ensârî’yi İstanbul surları dibine getiren de odur.

Şimdi yeni bir fethin inşâsı için kollar sıvanmış olmalı.