Bölüm 1
BİLMEK sevmekten mi geçiyor, diye düşünürken muhabbetin ilme imkân tanımadığı bir çıkmaz sokakta gidişsiz kaldım.
Sonra dedim ki muhabbet, âgâh olmanın reçetesi değilse, kalem bu tenakuz düğümünü çözmeye yetkin bir aksiyon almalı.
Hemen başlayalım...
Âşina olduğunuz üzere soru-cevap dinamiğiyle ve hayret hissedişini aktif edecek bir realite hamuruyla fikirleri yoğuracağım.
İlk soru: Bu ülkede yapılan her güzel işe muhalif olanların, dikkati sürekli olguların pasif yüzünde tuttuğunu biliyor muydunuz? Yapılan işleri balçıkla sıvama taktiğinin bu işleri takdirle karşılayan zihinler üzerinde de son derece etkin bir tahribat meydana getirdiği âşikâr. Bu vaziyeti çözümlemek, çok beklenti dışı olmasa da bizde karşılığının olduğunu fark eden kaç zihin var, merakıma hizmet eden nokta tam da burası. Zira yapılan hizmetleri, dev projeleri, bu projelerin mazruf değerlerini dile ve kaleme getiren kemiyeti o kadar az ki; fark ediş prosesinin yetkin bir idrak ediş olduğuna dair şüphelerim var.
Ben de henüz bir idrakin zihni katmanlara ayırıp her birine yüksek kaliteli bilgiler sızdırdığı bir düşünsel etkileşime denk geldiğimden, muhabbeti bilgelikle buluşturacağı ümidinde birkaç kıymetli veriyi buraya iliştireceğim.
Bunları biliyor muydunuz?
2022’de yapımı tamamlanan 1915 Çanakkale Köprüsü’nün dünyanın en uzun orta açıklıklı asma köprüsü olduğunu duymuş muydunuz? Türk Bayrağı’nı kalplere nakşeden kulelerinin toplam 334 metre yüksekle, dünyanın en uzun kuleli asma köprüsü olduğunu biliyor muydunuz? Dahası da var… Temeli 18 Mart 2017’de atılan bu dev yapı her dokunuşuyla tarihî sembollerle donatılmış bir mimarî şaheser. Mimarî anlatımın, işlevsel yapılarda bu kadar nazikane nakşedildiği bir başka medeniyete rastlamanız son derece zor. Sadece modern ipek yolunun kilit noktasında bulunması, köprünün konuşlandırılacağı zemin seçilirken ekonomik olmasından önce şehitliklere ve tabiat varlıklarına zarar vermeme gayretinin ön planda tutulduğu hakikatine dikkat çekmek dahi uygarlık seviyesini defalarca ispat eder. Köprünün ilikleneceği daha iktisadî noktalar tespit edilmişken, iki yakayı birbirine bağlamak için en kısa güzergâh değil, tabiata ve şehitlere en saygılı lokasyonların saptanmış olması, tarihe, tabiata ve insana ihtiram gösteren medeniyetimizin izdüşümü.
Bu şaheserin teknik özelliklerine çok değinmeyeceğim. Zira Çanakkale’de rüzgâr yoğunluğunun elektrik üretimi hususunda ne kadar önemli bir yer olduğu biliniyordur. Asma köprülerin de rüzgârdan devrilme rizikosunu duymayan yoktur. Köprünün tüm bu kötü senaryolar baz alınarak ve son derece milimetrik hesaplamalarla rüzgâra, depreme ve üzerinden geçecek milyonlarca aracın ağırlığına mukavemet gösterecek bir dehâ ürünü olduğunu söylemek yetecektir. Biz teknik kabiliyetleri merak edenlere araştırma duygusu bırakarak yola mânâ üzerinden devam edelim.
Evvela köprünün kuleleri, kırmızı beyaz rengiyle Al Bayrağımızı sembolize ediyor. İki kule arasında 2023 metrelik bir açıklık mevcut. Bu da Cumhuriyetin 100. Yılı’na işaret eden bir incelik. Kulelerin deniz seviyesinden itibaren yüksekliği 318 metre… 3’üncü ayın 18’ini anımsatan bu yaklaşım, 18 Mart 1915 zaferini temsil ediyor. Gelelim kulelerin ucundaki top mermisi figürlerine… Kahraman Seyit Onbaşı’nın sırtında taşıdığı devâsa top mermisine atıfla kulelere eklenen bu tarihî ifade biçimi, bir köprü inşâsından ziyade bir nakkaşın rafine el işçiliğini ve rakik yüreğini anımsatıyor. İşte bu top mermisi figürleriyle birlikte kulenin toplam yüksekliği 334 metreye tekabül ediyor.
Peki biraz daha geriye gidelim… 2016’da yapımı tamamlanan Avrasya Tüneli hakkında genel geçer bilgiler dışında detayda gizlenmiş, kulak arkası edilmiş ya da siyasetin müsvedde çatışma lisanında üzeri kapatılmış niteliklere biraz daha yakından mercek tutalım. Avrasya Tüneli’nin, iki kıtayı buluşturan, dünyanın ilk İKİ KATLI karayolu tüneli olduğunu biliyor muydunuz? Tünel kazısı, 33,3 kW/m2’lik kesici kafa gücü ile dünyada ilk sırada yer alan YILDIRIM BAYEZİD adlı tünel açma makinesiyle yapıldığını duymuş muydunuz? Ayrıca bu tünel sondaj makinesi, tasarım basıncı ile dünyada 2’nci sıradayken kesici kafa alanı ile de dünyada 6’ncı sırada yer alıyor. Asıl olay bu da değil. Tünel, Kuzey Anadolu Fayı’na çok yakın. Bu da sismik hareketlerden etkilenme oranını artırıyor. Fakat özel teknolojiyle tasarlanan iki sismik bilezik, bu rizikoyu da ekarte ediyor.
Biraz da farklı şeyler konuşalım. Avrupa’nın ve dünyanın en işlek havalimanının İstanbul Havalimanı olduğunu biliyor muydunuz? Bu yapı, tek çatı altında inşâ edilmiş en büyük terminal binasına sahip. Ayrıca havalimanı son derece çevreci bir anlayışla sistemleştirildi. Enerji tüketimini ve karbon ayak izini minimize eden bir çevreci kabiliyetin yanı sıra tabiatı koruyan ve ona saygıyla yaklaşan medeniyetimizin izlerini gözlemleyebileceğimiz bir başka özelliği daha ihtiva ediyor. Havalimanına göçmen kuşlar için sesli ve ışıklı uyarı sistemleri entegre edildi. Şu an Avrupa’nın en büyük kargo havalimanı olduğunu da fısıldamadan geçmeyelim.
Tüm bunları pek çok kişinin bilmediğine eminim. Daha sayfalarca kaleme alınacak dev projeler, bilhassa savunma sanayiinde sadece bir başlık olarak duyup detayda hiçbir veriye sahip olmadığımız nice üretimler mevcut. Serinin ilk bölümünü burada bırakıyorum. (Devam edecek…)



