Bez yetiştir Cafer!

Bu eylemi yapan -affedersiniz- bir köpek olsa, “Hayvancağız bölgesini işaretlemiş” filan deriz hani. Bunlar da mı bölgelerini böyle işaretliyor, bu yolla hasımlarına “Burası bizim bölgemiz, çıkın buradan” mesajı veriyorlar? CHP İstanbul İl Başkanlığı’na mahkeme tarafından çağrı heyeti atandığında Özgürcüğüm mikrofonu kapıp tüm İstanbulluları “Atatürk’ün evine” sahip çıkmaya davet etmişti. CHP’lilerin içine ettikleri, parça bıraktıkları yer işte Özgürcüğüm’ün işaret buyurduğu o “Atatürk’ün evi”, iyi mi? Bunlar Atatürk’ün evine bunu yaparsa, size neler yapmaz! Allah şerlerinden muhafaza buyursun.

HABERİ ilk duyduğumda teşbih olarak söylendiğini düşünmüştüm. Hani “Keyfimizin içine ettin” deriz ya bazen keyfimizi kaçıran bir münasebetsize, öyle işte…


Teşbih olarak değil, gerçekten içine etmişler CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının.


“Partinin içine ettiler” deselerdi anlardım. Koca yüz yıllık CHP, “kurucu parti” CHP, “Atatürk’ün partisi” CHP yıllardır tacizlerle, tecavüzlerle, yolsuzluklarla, rüşvetle, irtikapla anılır oldu.


Yaptıkları kurultaylarda şaibeler yaşandığı ve delegelerin oylarının pavyonlarda üç kuruşa alınıp satıldığı mahkemeler tarafından tescillendi. Her ne kadar delegelerin iradeleri sakatlanmışsa da ilgili kurultaylar geçersiz sayılmadı aynı mahkemelerce. 


Lakin koca CHP neredeyse bir yıl boyunca şaibeli kurultayla yatıp kalktı.


Koca CHP’nin genel başkanlarını delegelerin iradeleri değil kasetler, rüşvetler, şaibeler belirliyor artık.


Öyle ki ilk kez bu cesamette bir partinin İl Başkanlığı’na mahkeme tarafından çağrı heyeti atanmak durumunda kalındı.


“İstanbul’un içine ettiler” deselerdi de anlardım. Bir buçuk porsiyon CHP yönetiminde İstanbul yirmi, otuz yıl geriye gitti. AK Parti döneminde tıkır tıkır işleyen düzen ve belediye iştiraki şirketler tel tel dökülüyor artık.


İSPARK, İSKİ, İSTAÇ gibi belediye iştirakleri iflasın eşiğinde. Otobüsler, metrobüsler bakımsızlıktan her gün istisnasız kaza yapıyor, yolda kalıyor, yanıyor, duraklara dalıyor, denize uçuyor.


İsraf şovunda Yenikapı’da sergilenen belediyenin hizmet araçlarının tam yedi katı kiralanmış durumda ve bu araçların yarısından çoğunda takip sistemi yok. Yani bu araçlar kimde, nerede bilen yok.


Metro, yol, kavşak, köprü, geçit yapımı ise hak getire. Kentsel dönüşüme ve deprem hazırlıklarına hiç girmeyeyim bile.


“Ankara’nın içine ettiler” deselerdi, bunu da anlardım.


Ankara trafiği İstanbul’dan beter hâle geldi. Ankaralı perme perişan. Ankara’nın başında yol yatırımı yapıp yapmayacağını yapay zekâya sorarak -yapmamaya- karar veren bir başkan var.


Yıllar sonra Ankara susuz. Bidonlarla evine su taşıyor vatandaş. Güya Mansur Başkan “Su da hava gibi insan hakkıdır, parayla satılamaz” demişti. O günden bugüne suya yüzde 3 bin 500 zam gelmiş vaziyette Ankara’da.


Mansur Başkan bin tane belediye otobüsü alırsa Ankara’da ulaşımı bedava yapacakmış. Ulaşım problemini böylece çözecekmiş. Yapay zekâ böyle bir akıl vermiş olmalı kendisine. Ölme eşeğim, yaz gelsin…


Ankara’da parklar, havuzlar işletilemez vaziyette ve harap durumdalar.


CHP yönetiminde bir santim metro inşaatı da görmedi Ankaralı vatandaş. Yine de olsun, tepelerinde, arasından bakınca Anıtkabir’i görecekleri iki tane beton kazıkları var artık. Bu hizmet nelerine yetmiyor ki?


Hele “İzmir’in içine ettiler” deselerdi buna hiç şaşırmazdım.


Şehir kokudan geçilmez olmuş. Körfezde artık meşe odunu gibi pislikler yüzüyor laik kokular saça saça…


Körfezde balıklar toplu şekilde intihar ediyorlar ara ara.


Yıl 2025 olmuş sular hâlâ kesik, bir var bir yok. En çok da musluklu bidonlara rağbet varmış şehirde. Birileri vakti zamanında bizlere “bidon kafalı” mı demişti, neydi?


İzmir’in çöplerini belediye yerine vatandaş topluyor çaresizlikten... Sokaklarda fareler cirit atıyor.


Olsun yine de, İzmir laik bir kentimiz ve bütün bunlara fazlasıyla laikler. Ve de hâllerinden memnunlar. İzmir’in dağlarında çiçekler açıyor ne de olsa.


Bursa, o Yeşil Bursa… “Bursa’nın içine ettiler” deselerdi, “Nasıl başardılar acaba?” diye sual ederdim.


Yeşil Bursa onlarca yıldan sonra ilk kez CHP yönetiminde susuzlukla tanıştı. Tanıştıklarına memnunlar mıdır, bilemem.


Bursa’da da trafik artık keşmekeş. Türkiye’nin en yaşanabilecek şehirlerinden olan Bursa eski günlerini arar hâlde.


Adana, Antalya ve diğer kalbur üstü şehirler… CHP’li belediyeler elinde can çekişiyorlar. Son nefeslerini bakalım ne zaman verecekler.


İki Tarkan konseri patlatırız, Onuncu Yıl Marşı filan çalarız, vatandaşı hipnoz eder göndeririz. Sanırım belediyelerin mottosu bu olmalı.


“Siyasetin içine ettiler” de diyebilirlerdi.


Siyaset hiç bu kadar pespaye bir hâle gelmemişti. Özgürcüğüm’ün tükürükler saça saça hakaretler savurmadığı, birilerini tehdit etmediği, bilerek yahut bilmeden yalanlarla vatandaşı manipüleye çalışmadığı gün yok neredeyse.


Ruh hâli bozuk, manik depresif bir hâlde. Bırakınız memleketi, psikolojisini dahi yönetmekten aciz durumda. Koltuk ile Silivri arasına sıkışınca böyle oluyor ellaam.

***


Velhasıl, içine etmedikleri bir yer, bir mâkâm kalmadı neredeyse de; “gerçekten” ve bir fiil olarak İl Başkanlığı’nın içine etmek de nedir arkadaş?


Bu eylemi yapan -affedersiniz- bir köpek olsa, “Hayvancağız bölgesini işaretlemiş” filan deriz hani. Bunlar da mı bölgelerini böyle işaretliyor, bu yolla hasımlarına “Burası bizim bölgemiz, çıkın buradan” mesajı veriyorlar?


CHP İstanbul İl Başkanlığı’na mahkeme tarafından çağrı heyeti atandığında Özgürcüğüm mikrofonu kapıp tüm İstanbulluları “Atatürk’ün evine” sahip çıkmaya davet etmişti.


CHP’lilerin içine ettikleri, parça bıraktıkları yer işte Özgürcüğüm’ün işaret buyurduğu o “Atatürk’ün evi”, iyi mi?


Bunlar Atatürk’ün evine bunu yaparsa, size neler yapmaz! Allah şerlerinden muhafaza buyursun.


Sen de bakıp durma Cafer, koş bez getir!


Kalınız sağlıcakla efendim.