Ben bu köyün delisiyim!

Bugün iktidara karşı muhalif rozet takınanların birçoğu, İmamoğlu ve tipindekilerin tepkilerini halının altına süpürürken, iktidardakilerin bu tür durumlarını gün yüzüne çıkarmaktan vazgeçmiyor. Dedim ya, hepimiz insanız ve kırılma noktalarımız olabilir, mâkâm sahiplerinin de vatandaşların birer kırılma noktalarının olduğunu görmeleri şarttır.

BİR Anadolu gezisinde daha kasabalılarla buluşmuştu Şehit Muhsin Yazıcıoğlu.

Kasabadaki vatandaşlarla meydanda hasbihâl ettiği sırada bir adam yaklaştı.

Önce hemşerilerine mırıldandı “Benimle konuşmaz” diye…

O sırada Şehit Başkan ne konuşulduğunu merak edercesine adama doğru baktı. Adam, Şehit Başkan’a yönelerek şöyle girdi lâfa: “Ben bu köyün delisiyim…”

Şehit Başkan’ın kendisiyle konuşmaktan geri duracağı zannıyla bu şekilde girmişti cümleye ancak Başkan’ın da bir cevabı vardı:

“Biz de bu vatanın delisiyiz!”

***

Geçtiğimiz günlerde, Çanakkale Zaferi’nin 113’üncü sene-i devriyesini anma etkinlikleri kapsamında çeşitli siyasilerin katıldıkları törenlere tanık olduk. Bu törenlerden ikisi de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı organizasyonlardı.

İmamoğlu, bugüne kadar izlediği politikayla İstanbullular için önemli bir pişmanlık oldu ama bu politika sadece İstanbulluları değil, bütün ülke vatandaşlarını gerdi.

Diyarbakır’a giderek HDP’lileri savunduğu ziyaretleri sırasında PKK’nın kaçırdığı anneleri ziyaret etmeyişi tepkiyle karşılandı meselâ.

Ve nihayet bu tür hamleleri, Şehitleri Anma Haftası’nda iki vatandaşımızın kendisine gösterdiği sözlü tepkiyle karşılık buldu.

İmamoğlu’nun bu tepkilere gösterdiği karşılık, başa taşıdığım anıyı aklıma getirdi.

İBB Başkanı’nın verdiği karşılık şöyle: “Seni bulacağım!”

Elbette hepimiz insanız ve kırılma noktalarımız olabilir. Verdiğimiz tepkiler bir birikmenin sonucu olarak dökülebilir. Ancak daha o koltuğa oturmadan evvel, konusu sadece İstanbul’ken şehir şehir dolaşıp aklı sıra gösteri yaparken itlik ile basitlik arasında yalan rüzgârı estiren biri için bu tepki, Perşembe’nin gelişinin Çarşamba’dan belli oluşudur.

Bugün iktidara karşı muhalif rozet takınanların birçoğu, İmamoğlu ve tipindekilerin tepkilerini halının altına süpürürken, iktidardakilerin bu tür durumlarını gün yüzüne çıkarmaktan vazgeçmiyor.

Dedim ya, hepimiz insanız ve kırılma noktalarımız olabilir, mâkâm sahiplerinin de vatandaşların birer kırılma noktalarının olduğunu görmeleri şarttır.

Meselâ HDP hakkındaki kapatma dâvâsının iddianamesine göz gezdirince, HDP’lilere olan öfkemin artmasının yanı sıra, Yargı mâkâmındakilerin o iddianameyi ancak hazırlayabilmelerine karşı öfkem de artıyor.

Zira “tespitler” başlığıyla öne sürülenler, bundan yaklaşık üç dört yıl önceye ait somut deliller. Bir futbol hakemi bir durumu ânında tespit edip düdüğünü çalmadığı için yıllarca eleştirilip hakaret yiyorken, Türkiye Cumhuriyeti’nin yargı mâkâmları bir somut durumu ancak dört yılda tespit edebiliyor. İşte böyle durumlarla karşılaşınca İmamoğlu’na da, yetkili makamların sahiplerine de bir kırılma neticesinde tepki gösteriyor insan.

Çok mu?

Çok ise, adresimi vereyim, gelin beni de bulun!