Barış ve güvenlik, önkoşul olmaksızın herkesin ortak paylaşması gereken sorumluluklardır

Bölgesel güvenlik durumunun daha fazla tırmanmasını önlemek için müttefiklerimizle yakın bir şekilde çalışmaktayız; ancak bölgesel güvenlik, önkoşul olmaksızın tüm taraflar için ortak bir sorumluluktur ve birileri meydan okumaya çalışırken kimse barışı sürdüremez. Bu nedenle, Çin’i tüm kışkırtıcı askerî eylemleri sakinleştirmeye ve durdurmaya şiddetle çağırıyoruz.

SON zamanlarda Çin’in Tayvan sularında gerçekleştirdiği askerî tatbikatlarla ilgili Türkiye’deki TV kanallarında yer alan çok sayıda habere yönelik, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin ziyaretinin ardından Çin’in balistik füzeler fırlatarak ve Tayvan’ı çevreleyen askerî tatbikatlar yaparak irrasyonel ve kışkırtıcı tepkisi dünyada gerçekten şok etkisi oluşturmuşken ve Tayvan, Çin’in çeşitli baskılarıyla karşı karşıya olup Hint-Pasifik Okyanusu’nda barış ortamı ciddî şekilde tehdit altındayken, Türkiye’deki ve diğer demokratik ülkelerdeki birçok arkadaşımızın sıcak desteğini ve iyi dileklerini takdir ettiğimizi belirtmek isterim.

Meclis Başkanı Pelosi’nin ziyareti, Tayvan’ın demokrasi ve ekonomik kalkınmasındaki kayda değer başarısını bir kez daha teyit etmektedir. Onlarca yıldır özgürlük ve demokrasiyi benimseyen bir ulus olarak Tayvan, istediği herhangi bir ziyaretçiyi ağırlamakta kesinlikle özgürken, Pelosi de istediği ülkeyi ziyaret etmekte özgürdür. Bu, dünyanın birçok ülkesinde yaygın bir kanıdır. Çin Hükümeti’nin bu konudaki histerik ve orantısız tepkisi, sadece otoriterliğini yansıtmaktadır.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin (ÇHC) askerî tatbikatları sadece Tayvan Boğazı’ndaki statükoyu baltalamakla kalmayıp, Tayvan’ın egemenliğini de ihlâl etmektedir. Aynı zamanda Hint-Pasifik bölgesinde artan gerilimler yaratarak hava ve deniz taşımacılığı güvenliğini ve uluslararası ticaretin normal işleyişini etkilemektedir.

Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da belirttiği gibi, "Tayvan'la ilgili ortaya çıkan gerginliğin azaltılması için tüm tarafların sağduyulu ve itidalli hareket etmesi çok önemlidir". Sayın Erdoğan ayrıca, “Ukrayna’daki savaş ve Koronavirüs Salgını’nın küresel ekonomi ve istikrara olumsuz etkilerinin sürdüğü bir dönemde dünya yeni bir krizin ortaya çıkmasına izin vermemelidir” yorumunda bulunmuştur.

ÇHC’den dünyayı dinlemesini, askerî faaliyetleri durdurmasını ve de barış ve istikrarı sürdürmesini talep etmekteyiz.

Pekin, Asya gezisine çıkmadan önce, Meclis Başkanı Pelosi’nin Tayvan’ı ziyaret etmesi hâlinde askeri harekâtlar gerçekleştireceği yönünde tehditler dile getirdi.

Pelosi’nin ziyaretinden sonra ÇHC yetkilileri, gerçek şu ki, ÇHC’nin Tayvan üzerinde hiçbir zaman yargı yetkisine sahip olmaması ve Tayvan’ın da hiçbir zaman ÇHC’nin bir parçası olmamasına rağmen, Tayvan’ın kendi topraklarının devredilemez bir parçası olduğu iddiasına dayanarak Tayvan’a füze fırlatmayı rasyonalize etmişlerdir.

Pelosi’nin ziyaretinden sonra itibarını korumak ve iç siyâsî kontrol amaçlarından kaynaklanan bir intikam olarak ÇHC, Tayvan’ın Çin pazarına ihraç ettiği 100’den fazla tarım ürününü yasaklamış, çeşitli Tayvan devlet kurumlarına muazzam siber saldırılar düzenlemiş ve özellikle 4-7 Ağustos tarihleri ​​arasında Tayvan’ın kuzey, güney ve doğusundaki sularda büyük ölçekli gerçek zamanlı askerî tatbikatlar başlatarak boğazlar arası bölgedeki tansiyonu yükseltmeye, bunun yanında boğazlar arası bölgede tek taraflı gerilimi tırmandırmaya ve bölgenin güvenlik ve barışını hiçe saymaya çalışmıştır.

Çin Komünist Partisi, tatbikatlara Sarı Deniz’de 15 Ağustos’a kadar, Bohai Denizi’nde de 8 Eylül’e kadar devam edeceğini duyurdu. Ayrıca Çin devlet medyası CCTV’nin aktardığına göre, PLA, Tayvan orta çizgisinin doğu tarafında “düzenli” askerî tatbikatlar düzenlemeye başlayacak. Bu kışkırtıcı davranışlar, ÇHC’nin övünmeye devam ettiği “rasyonel ve sorumlu ülke” imajına uymamaktadır. Ve ÇHC’nin, her zaman dünya barışının inşâsındaki kendi rolünden bahsederken yine barışı engellemek için askerî eylemler gerçekleştirmesi oldukça ironiktir.

Çin’in Fransa Büyükelçisi, 3 Ağustos’ta BFM TV’ye verdiği bir röportajda, “Tayvan ele geçirildikten sonra Tayvan halkının Çin’e sadık kalması için yeniden eğitim programları uygulayacaklarını” belirtmiştir. “Yeniden eğitme” terimi hâlâ kulaklarımda çınlıyor! Çin’deki toplama kamplarındaki Uygur Türklerine ve azınlık Müslüman gruplara yaptıkları şey tam olarak bu değil mi?

Pekin’in Uygur Türklerine, dinî gruplara ve Hong Kong’a yaptıklarına baktığımızda, iki ayrı paralelde olduğumuzdan eminiz. Birleşme için bu şeker kaplı sözler, sadece masum insanlara adım attırarak onları tehlikeli durumlara sokmaya çeken tuzaklardır. Hong Kong bunun en iyi örneğidir. Ancak tek başına Tayvan, hiçbir zaman ÇHC’nin bir parçası olmamıştır.

Tayvan olarak, demokratik bir ülke ve medenî bir toplum olarak, zorlama değil, rasyonel konuşma yoluyla iletişim kurmayı teşvik ediyor, vicdansız davranmamayı ve uluslararası toplumun sesini dinlemeyi öneriyoruz. Tüm görüşlere ve kararlara saygı duyuyor ve herkesi demokrasi zincirine katılmaya teşvik ediyoruz.


Volkan Chih-Yang Huang, Temsilci, Taipei Ekonomi ve Kültür Misyonu Ankara

Çin’in askerî harekât uygulama kararının ardından AB Yüksek Temsilcisi ve G7 Dışişleri Bakanları, Tayvan’ın endişesini yinelediler ve ortaklaşa şekilde 3 Ağustos 2022 günü Çin’i kendine hâkim olmaya ve Tayvan Boğazı’ndaki statükoyu ve bölgesel barışı tek taraflı olarak değiştirmemeye çağıran bir bildiri yayınladılar. Benzer düşüncedeki demokrasilerden gelen haklı sesi takdir ediyor ve güç kullanmanın herhangi bir sorunu çözmenin tek yolu olmadığına inanıyoruz.

Hükümetimiz, Boğazlar Arası Statükoyu korumak için elinden gelenin en iyisini yapmaktadır ve agresif eylemlere değil, yapıcı görüşmelere açıktır. İletişimin faydası, güç kullanmaktan çok daha fazlasıdır.

Uzaklardan gelen arkadaşlara sahip olmanın her zaman bir zevk olduğu söylenir; Meclis Başkanı Pelosi’nin ziyaretinin ardından şimdi eski dostumuz Saint Vincent ve Grenadinler Başbakanı Ralph Gonsalves’i, ayrıca Litvanya Ulaştırma ve Haberleşme Bakan Yardımcısı Agnė Vaiciukevičiūtė’yi ve beraberlindeki heyetleri Tayvan’da karşılayacağız. Dünyanın her bir köşesinde sahip olduğumuz tüm dostluklara ve karşılıklı işbirliklerine değer veriyoruz.

Çin’in Doğu Asya’nın en işlek suyolundaki mevcut sorumsuz askerî tatbikatları, gerçek bir savaştan önceki son adımmış gibi, bizim için endişelenen Türk halkının dikkatini çekmiş bulunmaktadır. Şu an kesintisiz uluslararası desteğe ihtiyacımız var. Ayrıca Cumhurbaşkanımız Tsai Ing-wen’in de belirttiği gibi, dostlarımızı temin etmek istiyoruz. Tayvan ne çatışmayı tırmandıracak, ne de anlaşmazlıkları kışkırtacaktır. Ancak otoriter saldırılara karşı ülkemizin egemenliğini, güvenliğini, özgürlüğünü ve demokrasisini kararlılıkla savunacağız.

Bölgesel güvenlik durumunun daha fazla tırmanmasını önlemek için müttefiklerimizle yakın bir şekilde çalışmaktayız; ancak bölgesel güvenlik, önkoşul olmaksızın tüm taraflar için ortak bir sorumluluktur ve birileri meydan okumaya çalışırken kimse barışı sürdüremez. Bu nedenle, Çin’i tüm kışkırtıcı askerî eylemleri sakinleştirmeye ve durdurmaya şiddetle çağırıyoruz.