Bahçeli etkisi (2)

“DEM Parti’nin seçim yardımı kaldırılıp şehit yakınlarına verilmeli. Teröre destek veren milletvekillerinin vekillikleri düşürülmeli. Kürsü dokunulmazlığı yönetmeliği yeniden düzenlenmeli. Ve Anayasa Mahkemesi ya yapılandırılmalı, ya kaldırılmalı!”

GEÇTİĞİMİZ haftalarda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi konu edinen bir yazı kaleme almıştım.

Mevzubahis yazıda Sayın Bahçeli’nin ülke siyasetine etkisinden bahsederek ne kadar önemli bir katalizör olduğuna vurgu yapmıştım.

Yazının üzerinden çok zaman geçmedi ki Sayın Bahçeli, yine bu etkiyi gösterdi.

Aldığımız son 12 şehit haberinin hemen ardından MHP’nin Meclis Grubu’nda konuşan Genel Başkan Devlet Bahçeli, hitabı boyunca özellikle dört konuya dikkat çekerek tekliflerini sıraladı.

Bence işte bu dört fikrin üzerinde ısrarla durulmalı. Belki yıllardır bizim de konuşup yazdığımız bu başlıklara bundan sonra bir çare bulunur.

O teklifler şöyle:

“DEM Parti’nin seçim yardımı kaldırılıp şehit yakınlarına verilmeli.

Teröre destek veren milletvekillerinin vekillikleri düşürülmeli.

Kürsü dokunulmazlığı yönetmeliği yeniden düzenlenmeli.

Ve Anayasa Mahkemesi ya yapılandırılmalı, ya kaldırılmalı!”

*

Teklifler hakkındaki yorumuma geçmeden önce, daha evvel farklı ortamlarda bahsini açtığım bir hatayı burada inşallah son kez dile getirmek istiyorum.

Baştan söylemeliyim ki, bu yazıyı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde veya İletişim Başkanlığı’nda görevli yetkin biri görsün de artık şu işi çözelim…

“Terör” kelimesi Avrupaî bir tanımlamadan ileri geliyor. Terörün karşıtı “kontra-terör”. Küçükken bir bisikletim vardı, kontra-pedal özelliğine sahipti, oradan biliyorum; ileriye doğru giden bisikleti durdurmak için ileri doğru basılan pedala geri hamle yaparak basıldığında bisiklet durur. Yani bisikleti durdurmak için kontra yapmak gerekir.

Terörün karşıtı yani terörü durdurmak için yapılan faaliyetlere de bu yüzden kontra-terör deniliyor.

Ancak çok enteresan, “kontra terör” ifadesi bütün dünya dillerinde “teröre karşı” anlamına gelirken, bizim ülkemizde “terörle mücadele” anlamına geliyor. Aslında gelmiyor ama biz zorla getirtiyoruz. “İle” edatı, “birlikte, beraber” eylemler için kullanılır. Ancak “-e karşı” ifadesi de Türkçenin en güzel edatlarındandır.

“Teröre karşı” demek isteyen dünya, örneğin İngilizce “with terror” demez, “contra terror” der. Ve bu çok kolaylıkla anlaşılır. Bu tanımı “with terror” şeklinde bir ifade görmemesine rağmen “terörle mücadele” şeklinde çeviri yapanlarda çokça gördüm ve konunun daha tanımlamadan başlaması gerektiğine inandığım için bu meseleyi çok önemsiyorum.

*

Geleyim Sayın Bahçeli’nin tekliflerine…

DEM Partisi’ne verilen Hazine yardımı kaldırılmalı: Buna katılmıyorum. Bu yardım bütün siyâsî partilerden kaldırılmalı. Emekli aylığı ile bir kalıp peynirin adeta skandal gibi bir boyutta seyrettiği ülkemizde, işsizlerin sözde siyaset yapmak üzerinden tüyü bitmemiş yetimin hakkına çöreklenmesinden artık iğreniyorum.

Teröre destek veren milletvekillerinin vekillikleri düşürülmeli: Hem de anında görüntü vermeli bu teklif. TBMM Başkanlığı makamı gümbür gümbür çalışmalı.

Kürsü dokunulmazlığı yönetmeliği yeniden düzenlenmeli: Kürsü, Meclis’in kürsüsü… Elbette o kürsüye çıkan kimse, bu milletin meselelerini büyün açıklığı ve şeffaflığıyla dile getirmeli ve bunu yaparken üzerinde bir risk hissetmemeli. Ancak Devlet’in ilke ve esaslarına, milletimizin birlik ve temeline yönelik ifadelerin kullanılması, bu ülkenin hiçbir değerine hizmet etmez, edemez.

Bir de, Meclis kürsüsündeki dokunulmazlık, parti genel başkanları ve parti gruplarının baskısının da yer alamayacağı bir nitelikte olmalı. Kendisine oy verip destekleyen milletin sorununu “Genel başkanım gocunmasın” diye dile getirmeyen vekil, vekil olamaz.

Ve Anayasa Mahkemesi’nin yeniden yapılandırılması veya tamamen kaldırılması meselesi…

Evet, işte Bahçeli, bu konuda Bahçeli etkisinin fitilini ateşlemiştir. Söz etmem. Zira sözün bittiği yerdeyim.