“Aydın”lanma Siyaseti: Çerçioğlu neden AK Parti’de?

CHP’nin “İktidara yürüyoruz!” sloganları eşliğinde ilerlediği bir dönemde, muhtemel Cumhurbaşkanı adaylarının ve bazı belediye başkanlarının tutuklanması, üstüne Çerçioğlu’nun AK Parti’ye geçmesi, kamuoyunda net bir tablo oluşturdu: CHP parçalanıyor… Eğer “Mutlak Butlan” kararı alınır ve Kılıçdaroğlu yeniden genel başkanlığa dönerse, bu tespit daha da somut hâle gelecektir.

TÜRK siyasetinde son yılların en dikkat çekici geçişlerinden biri yaşandı: Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, sürpriz bir kararla CHP’den istifa ederek AK Parti saflarına katıldı. Bu adım, sadece yerel siyaset dengelerini değil, aynı zamanda CHP içindeki fay hatlarını da gözler önüne seren bir kırılma anı olarak kayda geçti.


Bu geçişin sebepleri, perde arkası, siyâsî neticeleri ve sembolik anlamı üzerine çok şey söylenebilir. Ancak ortada cevabı henüz netleşmemiş kritik sorular var: “Çerçioğlu neden bağımsız bir siyaset yolunu değil de doğrudan AK Parti’ye katılmayı tercih etti? Bu karar sadece kişisel bir kurtuluş hamlesi mi, yoksa CHP içindeki daha büyük bir mücadelede bir ‘saf değiştirme’ mi?”


Şantaj mı, siyaset mi?


CHP’nin ilk tepkisi sert oldu. Parti sözcüleri, Çerçioğlu’nun “ya hapis ya transfer” ikilemiyle karşı karşıya bırakıldığını, siyâsî bir şantajla bu karara zorlandığını iddia etti. Ancak bu açıklamalar kamuoyunda sınırlı bir etki yarattı. Çünkü Çerçioğlu, kendi cephesinden oldukça net bir açıklama yaptı. Çerçioğlu transfer gerekçesini şu sözlerle açıkladı:


“CHP beni yasa dışı, kamu yararına olmayan, rant odaklı süreçlere yönlendirmekte ısrar etti. Her yolu denedim, çözüm bulamadım. Sayın Cumhurbaşkanı ile geçmişten gelen bir diyaloğum vardı, şartlar olgunlaşınca AK Parti’ye geçtim. Böylece Aydın’a hizmet etmeye devam edeceğim.”


Bu sözler, CHP içindeki rant tartışmalarına, hizip çatışmalarına ve özellikle son dönemde gündeme gelen belediyelerdeki soruşturmalara işaret ediyor. Dolayısıyla mesele sadece kişisel bir “baskı” meselesi değil, aynı zamanda partinin iç işleyişine dair bir itiraz olarak da okunabilir.


Bağımsızlık neden seçenek olmadı?


Tüm bu açıklamalara rağmen hem CHP hem de AK Parti seçmeni şu soruyu sordu: “Çerçioğlu, neden bağımsız olarak yoluna devam etmedi?”


Çünkü Çerçioğlu, iki dönem milletvekilliği ve dört dönem belediye başkanlığı ile uzun yıllardır CHP saflarında siyaset yapıyordu. Partiyle yaşadığı problemler sebebiyle istifa etmesi anlaşılabilir olsa da, bağımsız bir siyaset çizgisi izleyebilirdi. Meselâ, “Beni Aydınlılar seçti. CHP’den ayrılıyorum ama tek adresim halktır!” diyerek bir ara yol tercih edebilirdi. Ancak tercihini doğrudan AK Parti’den yana kullandı. 


Peki neden?


Çerçioğlu’nun istifası öyle bir etki yarattı ki, başta Ankara olmak üzere birçok CHP’li belediye başkanının da AK Parti’ye geçeceği yönünde söylentiler dolaşmaya başladı. Bu söylentiler, farklı şehirlerden gelen yalanlamalarla kısa sürede bastırıldı.


Öte yandan, CHP’nin Aydın’da düzenlediği ve Çerçioğlu’nu hedef alan miting sonrası şu soru da önem kazandı: “AK Parti, bu transfere neden sıcak baktı?”


Çünkü Çerçioğlu, 15 yılı aşkın süredir AK Parti karşıtı bir siyasetin sembolüydü. Bu sebeple, onu desteklemiş Aydınlı seçmenin büyük kısmı bu geçişten rahatsızlık duydu.


İmamoğlu ve “Butlan” gerçeği


Ancak bu gelişme, daha derin bir sürecin bizce ilk adımıdır. Çerçioğlu’nun bağımsız kalmak yerine doğrudan AK Parti’ye geçmesi şu mesajı barındırıyor olabilir:


“CHP içinde bir klik, partiyi İmamoğlu’na teslim etti. İmamoğlu ise Cumhurbaşkanı olma hedefiyle hareket ediyor, hakkındaki soruşturmaları örtbas etmek için CHP’yi bir araç olarak kullanıyor. Adalet Bakanlığı bu bağlantıları çözdü, bazı tutuklamalar başladı. Benim İmamoğlu ile bir ilgim yok. Aksine, onun baskılarını reddettim.”


Bu açıklama, Çerçioğlu’nun hem CHP’den hem de İmamoğlu’nun gölgesinden uzaklaşmak için AK Parti’ye geçişini, bir tür “politik tedbir” olarak konumlandırıyor olabilir. Zira bağımsız kalması durumunda hem CHP hem AK Parti tarafından baskı görebilirdi.


Nitekim Çerçioğlu’nun istifası sırasında iki ilçe belediye başkanı ve binlerce CHP’li üye de partiden ayrıldı. Bu gelişme, İmamoğlu’na CHP’nin teslim edilmesini sindiremeyen, mevcut soruşturmaların yönünü doğru okuyan bir “hareket”in varlığına işaret ediyor.


Ayrıca, Çerçioğlu’nun siyâsî duruşunun Kemal Kılıçdaroğlu ile uyumlu olduğu biliniyor. Dolayısıyla, Kılıçdaroğlu’nun İmamoğlu’nun örgütlenmesiyle genel başkanlıktan uzaklaştırılması, Çerçioğlu’nun CHP içindeki rahatsızlığının bir başka boyutunu oluşturuyor.


Kurultaya yönelik yürütülen soruşturma ve muhtemel bir “Mutlak Butlan” (hukuken geçersiz sayılma) kararı, Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına geri dönmesi ihtimalini doğurabilir. Bu ihtimal, Çerçioğlu’nun “politik tedbir zinciri” kapsamında AK Parti’ye geçiş kararını büyük ihtimalle desteklemiştir. Çünkü her senaryoda CHP içi kaosun devam edeceği öngörüsü, Çerçioğlu’nu farklı bir tercihe yöneltmiş olabilir.


Hiç kuşkusuz Sayın Çerçioğlu, hem seçmenini nasıl ikna edeceğini hem de görev süresi boyunca karşılaşacağı muhtemel tepkilere karşı nasıl tedbirler alacağını hesaplamıştır.



AK Parti bu transferden ne kazandı?


CHP’nin “İktidara yürüyoruz!” sloganları eşliğinde ilerlediği bir dönemde, muhtemel Cumhurbaşkanı adaylarının ve bazı belediye başkanlarının tutuklanması, üstüne Çerçioğlu’nun AK Parti’ye geçmesi, kamuoyunda net bir tablo oluşturdu: CHP parçalanıyor… Eğer “Mutlak Butlan” kararı alınır ve Kılıçdaroğlu yeniden genel başkanlığa dönerse, bu tespit daha da somut hâle gelecektir.


Üstelik iktidar için en kritik süreç, “Terörsüz Türkiye” hedefidir. Kendi içinde parçalanmış, soruşturmalara konu olan bir CHP’nin bu sürece zarar verme riski vardır. En azından katkı sunamayacağı açıktır. Bu nedenle hem kurultay süreci hem de tutuklu belediye başkanlarıyla ilgili iddianameler bir an önce hazırlanmalı ve yargı kararları gecikmeden verilmelidir.


Zira hem yaralı hem de saldırganlaşmış bir CHP, sadece kendisine değil, ülkeye de zarar verebilecek adımlar atabilir.


Son olarak… Çerçioğlu’nun AK Parti’ye geçişi sonrası şu kritik soru da oldukça önemlidir: “CHP, muhtemel bir Mutlak Butlan kararı sonrası ‘Terörsüz Türkiye Komisyonu’ndan çekilir mi?”


Bunu zamanla göreceğiz...


Ancak Sayın Çerçioğlu neden AK Parti’ye geçtiğini kamuoyu ile daha açık şekilde paylaştıkça, CHP içinde kendisine uygulanan “rant baskısı”nı deşifre ettikçe, Türk siyaseti her geçen gün CHP içindeki kavgalar ve İmamoğlu meselesinin perde arkasına dair daha çok “Aydın”lanacaktır.


Zira asıl mesele, kimin nerede siyaset yaptığı değil, neden orada durmayı tercih ettiğidir…

--------------------

Bir solukta…

 

CHP’den istifalar  

 

Her kafadan ayrı bir ses 

                         çıkıyorsa eğer 

Dost görünenler birbirine 

                    düşman ise meğer 

Böyle bir topluluktan 

              hayır gelmez kimseye 

Bu zilleti çekmektense 

                    terk etmeye değer 

 

                                    Celâlî