Asoşeytıt Pres Ajanı

Yav arkadaş, nasıl bir adama bel bağladınız böyle siz? Neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Yok muydu gerçekten şöyle aklı başında, oturmasını kalkmasını konuşmasını bilen, hizmet için yanıp tutuşan, geçmişi ve bugünü tertemiz, bu vatanın evladı bir adayınız? Olaydı da biz de destekleyeydik. Ardından koşup durduğunuz adam Asoşeytıt Pres ajanı gibi bir şey çıktı. Bu narkozdan daha ne zaman uyanmayı düşünüyorsun birader?

DEĞİŞİK bir savunma tarzları var. Meselâ ülkeye Bulgaristan’dan kaçak elektronik sigara sokarken yakalanan CHP milletvekili “Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda çalışmaya devam edeceğim” demişti.


Öyle ya, Gazi, Onuncu Yıl Nutku’nda “Efendiler! Muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak için ülkeye kaçak sigara sokunuz” filan demişti sanki.


Adam rüşvet alırken yakalanıyor, hakkında tutanak tutulurken “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye slogan atıyor.


Kadını beysbol sopasıyla dövüyorlar, trafikte birinin canına kastediyorlar “Türkiye laiktir laik kalacak. Ülkeyi taassubun karanlığına teslim etmeyeceğiz…” diyorlar.


Diyecek bir şeyleri yoksa, baklava desenli süveter giyiyorlar, arkalarına Atatürk posteri ya da Nutuk’u alıp görüntü veriyorlar.


O da olmazsa zıplıyorlar meselâ...


Ekremciğim hakkında casusluk dâvâsı açıldıktan ve bu suçtan da ayrıca tutuklandıktan sonra benzer savunmalardan birisi daha geldi. Ama -hayret ki hayret- bu savunmanın içinde “Atatürk” kelimesi geçmiyor: “Roma’yı da İmamoğlu yaktı.”


Aslında konu ajanlık olunca günceli yakalamalarını beklerdim doğrusu. Meselâ “Louvre Müzesi’ni de İmamoğlu soydu” gibi. 


Böyle yapınca iddiaları hafiflettiklerini sanıyorlar muhtemelen, bu da bir çeşit hafiflik olmalı.


Bir de şaşırmış numaraları yapmıyorlar mı? Bu “casusluk” iddiası da nereden çıktı? Kardeş, daha ilk günden kişisel verilerle ilgili sıkıntılar soruşturma kapsamındaydı zaten. İstanbulluların verilerinin uygun olmayan şekilde yedeklendiği ve “birilerine” servis edildiği kapı gibi iddiaların arasındaydı, unuttun mu? Yoksa unutmuş numarası mı yapıyorsun?


Bir hatırlatma daha yapmamda fayda var o zaman. Daha terör örgütü mensuplarını ve iltisaklılarını belediyede işe almak ve terör örgütüne destek sağlamak suçları ile ilgili fasıl da gelecek, haberiniz olsun. Şaşırmış numarası yapmayın sonra. Az daha bekleyin. Geliyor gelmekte olan…


“Roma’yı da İmamoğlu yaktı” diye kendince dalga geçeceğine, şunlara bir cevap versene birader.


Tüm İstanbulluların olduğu gibi senin de kişisel verilerin, annenin kızlık soyadına, TC numarana kadar “darknet”te kimlere servis edildi acaba, biliyor musun? Bu verilerinle yarın bir gün başına ne gibi bir çorap örülebileceği hakkında hiç mi endişen yok meselâ?


İstanbulluların bu verilerini -zaten belediyeyi kazanmışken ve tüm veriler zaten kendisine geçecekken- yangından mal kaçırır gibi, gayri kanuni bir şekilde yedeklenmesi talimatını verirken Ekremciğim’in kafasından neler geçiyordu acaba? Hangi talimatı yerine getirmeye çalışıyordu böyle apar topar?


İngiliz ve ABD’li büyükelçilerle “okey, ay em okey” seviye İngilizcesi ile kapalı kapılar ardında ne konuştular dersiniz? İstanbul’un trafik, su ya da kentsel dönüşüm problemlerini mi?


Bantlanan kameralar ile gizlenmeye çalışılan nelerdi, kimlerdi? Komik olma, “Çorba içerken üzerine çorba dökülürse itibarı zedelenir” gibi saçma savunmalara inandığını söyleme sakın! Buna artık kargalar bile gülmüyor.


İstanbul’un tüm MOBESE kameralarının kontrollerini, tüm verileri toplasın, işlesin ve günü gelince de bize karşı kullansın diye ABD/İsrail firmasına vermek de neyin nesidir? Cevabın var mı kardeşim?


Yani CIA/MOSSAD için çalışan bir şirket seni, çoluğunu, çocuğunu, eşini evinizden çıktığınız andan itibaren akşam eve dönene kadar izleyebiliyor. İşiniz nerede, okulunuz nerede, hangi mekânlarda takılıyorsunuz, ne yiyip ne içiyorsunuz, saniyesine kadar izleyebiliyor.


O doların arkasındaki her şeyi gören göz var ya, hah işte o göz seni de tüm aileni de gözetliyor, hem de yirmi dört saat.


İnternete de düşmüş telefon görüşmesinde İBB’nin “reklâm” işlerini yürüten Reklamist şirketinin kurucusu Uğurhan Atma, Ekremciğim’in sağ kolu Murat Ongun’a neler anlatıyor neler… Ses kayıtları hâlâ açık kaynaklarda kardeşim, bul ve dinle istersen.


Uğurhan Atma, Murat Ongun’a İstanbulluların verilerini hangi uygulamalarla topladıklarını, hangi yöntemleri kullandıklarını, bunları nasıl kullanacaklarını ballandıra ballandıra anlatıyor. Konuşmanın sonuna doğru da bakın ne diyor:


“Benim korkum ne biliyor musun? Akbank’ta biz yaşadık. Akbank’ta DNP’yi kurduk, BDDK çöktü hemen Akbank’a. Hemen! Geldiler, bayağı bir görüşmeler filan. BDDK’daki adamlar hiçbir şeyden anlamadığı için bir şekilde medya diye yutturduk, geçti. Ama BDDK bir anda şey oldu ‘Ne oluyor, bu kişisel veriler şey olur’ diye (ne olursa artık düşün!). Az daha bankaya 50-60 milyon ceza vereceklerdi.”


Daha bakın “casusluk iddianamesine” hiç girmedim bile. Bunlar açık kaynaklardaki yani herkesin gözünün önünde cereyan etmiş vakalar.


Yani daha İmamoğlu seçim kampanyasını yürüten Necati Özkan’ın 260 sayfalık itiraflarından, yedikleri nanelerden, CIA ajanları ile yapılan birebir görüşmelerden, taşınan dosyalardan, zarf içinde alınan paralardan hiç bahsetmiyorum bile. 


Hüseyin Gün, Merdan Yanardağ, Necati Özkan arasındaki “Şeytan Üçgeni”nden ve bu üçgenin tam ortasında duran Ekrem İmamoğlu’ndan ve ortada dönen karanlık ilişkiler ağından da bahsetmiyorum. Henüz…


Yav arkadaş, nasıl bir adama bel bağladınız böyle siz? Neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Yok muydu gerçekten şöyle aklı başında, oturmasını kalkmasını konuşmasını bilen, hizmet için yanıp tutuşan, geçmişi ve bugünü tertemiz, bu vatanın evladı bir adayınız?


Olaydı da biz de destekleyeydik. Ardından koşup durduğunuz adam Asoşeytıt Pres ajanı gibi bir şey çıktı. Bu narkozdan daha ne zaman uyanmayı düşünüyorsun birader?


Tamam anladık, Mustafa Kemal’in askerisiniz, İzmir’in dağlarında çiçekler açar, Türkiye laiktir laik kalacak, Atatürk ilke ve inkılapları falan da beyninizi çıkarıp yerine Sünger Bob’u mu koydular? Anlamıyorum ki…


Kalınız sağlıcakla efendim.