“Arkadaşım börek ister”

Her seferinde “Hangisi genel başkan?” sorusu sorulacak ister istemez. Görünüşe göre İmamoğlu daha özgür. Başka türlü ifade etmek gerekirse, Ekrem Bey daha özel. Genel Başkan koltuğunda oturan ise çoğu zaman “Ben bilmem, patron bilir” havasında. “Ben oturduğum koltuğa razıyım. Cumhurbaşkanlığında falan gözüm yok” da diyebilir, partinin başında yer almayı daha önemli buluyor da olabilir.

CADDEDE yavaşça ilerleyen parti otobüsünün ön tarafında iki kişi var. Biri Ekrem Bey, diğeri Özgür Bey. Beylerden biri yukarıda duruyor ve el sallayarak halkı selâmlıyor, diğeri bir basamak altta.

Bir gazeteci soruyor: “Sayın Genel Başkanım, canlı yayındayız, belki davet edersiniz Sultangazi meydana…”

İlk dönen Ekrem Bey oluyor. Soruyu cevaplayan yine o.

Kısa videoya “İmamoğlu yine rol çaldı” diye başlık uygun görülmüş.

Ekrem Bey, “Sayın Genel Başkanımızla umarım bugün uğurlu bir başlangıç yaparız” diye açıklamada bulunuyor ve birkaç cümle daha kuruyor ama Özgür Bey’den tek kelime çıkmıyor.

Hattâ bir ara önüne dönüyor, camdan dışarı bakıyor. “Kamerayla, mikrofonla benim işim olmaz, zaten Ekrem Bey soruyu etraflıca cevaplıyor” dercesine… Plastik bir gülüş eşliğinde tekrar döndüğünde, söylenecek söz tamamlanmış oluyor.

Aylar önce “eş başkanlık” yakıştırmasını güya şaka yollu yapan Dem’liler haksız mı?

Bunlar hep gazeteci milletinin dikkat ettiği ayrıntılar tabiî. Ne partinin üst kadrosunda, ne de seçmen tabanında bu durumdan rahatsızlık duyan yok. Her şey yolunda.

Nitekim Özgür Bey, dört yıl sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde kendisinin aday olmayacağını, Ekrem Bey’in aday gösterileceğini durup dururken açıklayıverdi.

Ne gereği vardı? Sırası mıydı? Hiç önemli değil.

Fakat emin olun, oradan bakınca öyle görünebilir de normal şartlarda Kemal Bey bile böyle davranmazdı.

Son güne kadar bekler, dengeleri gözetir, gazetecilerin ve siyasete meraklı kitlenin sorularını “Zamanı gelince en uygun olan kişi gösterilecektir” diye geçiştirir ve son anda adayı ilân ederdi.

Mübârek Ramazan ayında davulcuların manisinden mi etkilendi nedir?

“Yeni Cami direk ister

Söylemeye yürek ister

Benim karnım toktur amma

Arkadaşım börek ister…”

Davulcular her zaman doğru söylemez, bunu bilmekte fayda var. Bazen iltifat için abartır, bazen sözü başka türlü ifade eder. Niyetiyle söylediği birbirini tutmayabilir. Yeter ki kafiye uysun. Hele bir de bahşiş gelecekse…

Kendisinin tok olduğunu söyleyen ve arkadaşı için börek isteyen davulcuya bir tepsi börek gönderilsin de o zaman görürüz manzarayı. Nasıl da beraber yumulurlar.

Cumhurbaşkanlığı börek işine benzemez elbette.

Biri bir ucundan, diğeri öbür ucundan tutamaz. O koltuk tek kişilik.

Daha pek çok benzer açıklama göreceğiz.

Her seferinde “Hangisi genel başkan?” sorusu sorulacak ister istemez.

Görünüşe göre İmamoğlu daha özgür.

Başka türlü ifade etmek gerekirse, Ekrem Bey daha özel.

Genel Başkan koltuğunda oturan ise çoğu zaman “Ben bilmem, patron bilir” havasında.

“Ben oturduğum koltuğa razıyım. Cumhurbaşkanlığında falan gözüm yok” da diyebilir, partinin başında yer almayı daha önemli buluyor da olabilir.

Bu durumda önceki Genel Başkan Kemal Bey’in o meşhur sözü akla geliyor.

“CHP’yi yönetmek, ülkeyi yönetmekten zor.”

Doğrudur.

Nereden baktığına bağlı.

Bir de ufkuna, çapına, kapasitene…

Su birikintisinde yüzen yaprağın üstündeki karınca, kendini denizde sanabilir.

Her ne olursa olsun, Özgür Bey’in şimdiden 2028’deki cumhurbaşkanlığı seçimi için Ekrem Bey’in adaylığından bahsetmesi abes bir durum.

Önümüzde kanlı canlı bir yerel seçim var. Belediye başkanlıkları için millet birbirini tepeliyor. Anketler çarpışıyor, adaylar tokuşuyor. Karşılıklı açıklamalar, sıkıştırmaya çalışmalar gırla gidiyor.

Ekrem Bey de CHP’nin İstanbul Büyükşehir adayı…

“Benim hiç oralarda gözüm yok” diye yemin etse de inandırıcılıkta pek zayıf. Zıplayıp durduğunu ilk gününden itibaren biliyoruz.

Bugünden cumhurbaşkanlığı adaylığı ilân edilince, İBB’de nasıl canla başla çalışacak? Her gün ülkedeki “1” numaralı koltuğun rüyalarını görmekten kendini nasıl kurtaracak?

Özgür Bey yanlış yaptı, çok yanlış.

Ne gereği vardı o plânı açıklamanın?

Hem de yerel seçime günler kalmışken…

İmamoğlu’nun aklı o kadar başka yerlerde ki Çekmeköy’de halka seslenirken “Çerkezköy” dedi.

İlleri ve ilçeleriyle, aklında hep bütün ülke olsa gerek.

“Çerkezköy’ün güzel insanlarından destek istiyorum.”

Az ötede Şile var. Oraya gidince de “Çorlu’nun güzel insanlarından” destek istesin. Kimse mesele etmez. “Dil sürçtü” der geçeriz.

Kendisine sorsak güler geçer. “Ne var bunda? Basit işler bunlar. Böyle ufak ayrıntılara takılmayın. Emekliler nasıl geçinecek, siz ona bakın” diyecektir. Hâlâ demediyse şaşarım…