Amerikan derin devleti Trump’tan intikam mı alıyor?

Türkiye düşmanı Biden, Başkanlık koltuğuna otursun bakalım, Kovid-19 salgınını ne yapacak, küçülen ekonomiyi ve dev boyutlara çıkmış olan işsizliği, bozulan kamu düzenini ne yapacak, göreceğiz... Bunlardan fırsat bulup Türkiye’ye karşı savaş açarsa eğer, her kuşun etinin yenmediğini ona öğreteceğiz Allah’ın izniyle!

İSTER istemez ABD’nin başkanlık seçimiyle ilgileniyoruz. “Hangi aday kazanırsa ülkemizin yararına olur yahut hangi aday kazanırsa ülkemiz daha az zarar görür?”, konu budur!

Bizim buradan o seçimi etkilemek gibi bir imkânımız ve düşüncemiz bulunmuyor elbette ama ülkesinin menfaatini kendisine dert edinen insanların istese dahi bu olaya bîgâne kalması mümkün değildir; dolayısıyla ehven-i şer olarak gördüğü adayın kazanmasını temenni etmesi kadar doğal olan bir şey olamaz.

Medyadaki bazı kendini pek beğenmiş ukalâ tipler bu durumu alaya alıyor, “Sanki seçim bizim ülkemizde yapılıyormuş gibi her gün TV’lerde bu konu… Hattâ bir de taraf tutuyorlar” diyerek kendilerince üst perdeden konuşuyorlar. Bunlar, ülkelerinin menfaatiyle ilgili hiçbir kaygıları olmayan asalak züppelerdir. Dünyada ABD’nin başkanlık seçimleriyle ilgilenmeyen devlet mi var? Rusya’dan Japonya’ya, Çin’den, Hindistan’dan Lâtin Amerika ülkelerine kadar bütün devletlerin yöneticilerinin kendilerine göre birtakım ümit yahut endişelerle bu başkanlık yarışını büyük bir dikkatle izlemekte oldukları muhakkaktır. Bu devletlerin bazıları Trump’un, diğer bazıları da Biden’in kazanmasını arzuluyor olmalılar. İran, Çin, Venezuela, AB gibi devletler Biden’in kazanmasını, daha doğrusu Trump’un kazanmamasını arzu ederken, belki Suudi Arabistan, BAE, Mısır gibi bazı Arap devletleri ve İsrail, Trump’u istiyor olabilirler.

Biden iki dönem, sekiz sene Başkan Obama’nın yardımcılığını, Trump da bir dönem başkanlık yaptı. Bu süreler içerisinde Türkiye ile çok yoğun ve çetin ilişkileri olduğundan, bu her iki zâtı da Türk halkı çok iyi tanıyor ve ülkemiz için ikisinin de birbirinden berbat olduğuna inanıyor. Gerçekten de şu anda Devletimizin dış siyâsetteki en önemli meseleleri Suriye, FETÖ, Doğu Akdeniz, Ege, Kıbrıs, Libya ve S-400 sorunlarının tamamında her iki adayın da görüşleri, Türkiye’nin karşısındadır.

Bununla beraber, Biden’in ülkemize karşı düşmanca bakışına mukabil Trump’un böyle doğrudan bir düşmanlığı olmadığı, bilakis Cumhurbaşkanımıza karşı bir sempatisi dahi bulunduğu, bu sempatinin az da olsa ilişkilerimize olumlu katkıda bulunduğu inancıyla milletimizin çoğunluğu tarafından ehven-i şer olarak tercih edilmekteydi.    

Kovid-19 salgınına kadar Trump’un bir dönem daha başkanlık yapacağına dair ülke içinde ve dışında yaygın bir kanaat vardı. Ne var ki, Koronavirüs salgını Trump açısından her şeyi altüst etti. Başlangıçta salgının hafife alınması yüzünden ölümlerin rekor düzeylere çıkması, ekonominin dramatik oranda daralması, işsizliğin büyük boyutlara ulaşması, Trump’a büyük puan kaybettirdi. Yani kamuoyu yoklama şirketleri öyle söylediler. 

Bu şirketlere göre, seçime girerken Biden, Trump’tan sekiz puan öndeydi, seçimi kazanacağına kesin gözle bakılıyordu. Fakat sandıklar açılıp da oylar sayılmaya başlayınca durumun hiç de öyle olmadığı, Trump’ın seçimi kazanma yolunda olduğu görüldü, Trump zaferini ilân etti.

Kamuoyunun kanaati bu yönde değişmekte iken tuhaf bir şey oldu! Posta ile gönderilen oylar sayılmaya başlayınca, bu defa da Trump’un önde olduğu eyâletlerde Biden hızla öne geçti. Trump bu duruma tepki gösterdi, oylarının çalındığını iddia ederek sayıma itiraz etti, hukukî mücadele başlattı, hemen her gün kendisinin seçimi kazandığını iddia etti.

Bu süreçte tuhaf bir şey daha oldu!

Belli başlı medya organları, Twitter ve Facebook gibi kuruluşlar Trump’un sözlerini yayınlamayarak âdeta ona ambargo koydular; mahkemeler oyların yeniden sayılmasında Trump tarafının müşâhit bulundurma talebini reddetti. Sanki sihirli bir el, her şeyi Trump’un aleyhine çeviriyordu…

Yorumcular seçim sonucunun kesinleşmesinin haftalar alacağını düşünürken, 7 Kasım 2020 sabahı, Trump seçimi kazandığını bir kere daha ilân etmişken, aynı günün akşamı, ben bu yazıyı yazmaktayken bir de ne göreyim, bizim bütün TV kanalları Biden’in 290 oyla başkan seçildiğini duyuruyor, Biden’in “Başkan” sıfatıyla verdiği beyanatı yayınlıyorlardı.

Bundan sonra nasıl gelişmeler olacağını bilmiyoruz. Herhâlde Amerikan toplumu için pek de iyi şeyler olmayacak gibidir, göreceğiz. Muhtemelen Trump ve taraftarları sonucu kabullenmek istemeyecekler, ülkede kutuplaşma daha da katılaşacaktır.

Şayet Trump’un iddia ettiği gibi mektupla gelen binlerce oy içinden Trump’a çok az, hattâ bazen sıfır oy çıkmış olması doğruysa, bunun oy hırsızlığından başka makul bir izahı herhâlde yoktur.

Bunun sebebi ne olabilir? 

Trump, başkanlığı süresince Amerikan yerleşik düzenine karşı savaş açmıştı. Gerçi fazla bir şey yapmaya muvaffak olamadı ama muhtemelen ikinci başkanlık döneminde bu çevrelere karşı daha etkili bir mücadele yapmayı plânlamaktaydı. Onun bu plânını sezen yahut bilen yerleşik düzenin sahibi olan Amerikan derin devleti, Trump’un başkanlığına son vermeye karar vermiş ve bu kararını icraya koymuş olabilir.

Türkiye düşmanı Biden, Başkanlık koltuğuna otursun bakalım, Kovid-19 salgınını ne yapacak, küçülen ekonomiyi ve dev boyutlara çıkmış olan işsizliği, bozulan kamu düzenini ne yapacak, göreceğiz... Bunlardan fırsat bulup Türkiye’ye karşı savaş açarsa eğer, her kuşun etinin yenmediğini ona öğreteceğiz Allah’ın izniyle!

Bizdeki yeminli Erdoğan/Türkiye düşmanı muhalefet de çok sevinmesin! Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı devirmek için Biden’den yardım beklerlerken, onun Türkiye aleyhine her sözü ve eylemi, onların boyunlarında kaldıramayacakları demirden bir boyunduruk olacaktır, onu da göreceğiz. Ya Biden’e karşı çıkarak onunla arayı açacak ve bizi mahcup edecekler ya da o boyunduruğun altında ezilip kalacaklar!