Adalet ve kalkınma liderinden “Kalkınma Yolu Projesi”

İmzalanan ve “Yeni İpekyolu” anlamına da gelen Kalkınma Yolu Projesi’nin başarıya ulaşması demek, terörle mücadelede de başarı elde etmek demek.

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün Bağdat ve Erbil’i kapsayan önemli bir ziyaret gerçekleştirdi. Irak Cumhurbaşkanı Abdullatif Reşid ve Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ile bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, güvenlikten ekonomiye, ticaretten eğitime 30’a yakın iş birliği anlaşmasına imza attı. En dikkat çekeni ise uzun zamandır dillendirilen, Basra Körfezi’nden Türkiye’nin Ovaköy sınırına kadar uzanan bir demir ve karayolu ağı ile bölgesel tedarik ve ulaşım zincirlerine alternatif bir rota oluşturan Kalkınma Yolu Projesi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı zamanda Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurucu lideri. Parti adının proje ile örtüşmesi bir tevafuk mu, yoksa bilinçli mi bırakıldı, bunu bilmiyoruz; ancak yıl içinde Fao Limanı’na yanaşacak ilk gemi ile start alacak, Türkiye’nin öncülük ettiği, Katar ve BAE’nin sübvanse edeceği proje ile yakın coğrafyamızda dengelerin değişeceğini, rota üzerinde bulunan ülkelerin gelir kaynaklarını doğrudan etkileyeceğini biliyoruz.

Su, enerji ve güvenlik

İran’ın bu projeden rahatsızlık duymasını bekliyoruz. Bekliyoruz, çünkü su, enerji ve güvenlik başlıklarından oluşan ziyaretin iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfanın açılmasına neden olacağını kestirmek zor olmasa gerek.

Siyaset bilimci ve stratejist Dr. Mehmet Bozkuş ile yazı öncesi gerçekleştirdiğim görüşmede Bozkuş, su konusuna da değindi ve önemli bir detay sunarak İran’ın geçmişte Irak’ı hizaya getirmek amacıyla Urmiye gölünü bilinçli olarak kuruttuğunu iddia etti. Türkiye’nin, PKK terör örgütünün saldırılarına rağmen sınır aşan Zap suyu üzerinde baraj yaparak Irak’ın tarım ve içme suyu ihtiyacının karşılanması için uluslararası sorumluluklarını yerine getirerek olağanüstü bir çaba sarf ettiğini de belirtti.

Bozkuş son olarak, enerji anlamında, Saddam sonrası tahribat gören boru hatlarından dolayı 20 milyar doları aşan zararın karşılanması noktasında “ucuz petrol” alımı ile ticarî kaybının bir kısmını Türkiye üzerinden temin edebileceğini belirtti.

Yeni dönem ve “yasaklı örgüt” tanımı

Ziyaretin gerçekleştiği Irak’a seneleredir geleneksel bakışımız güvenlik ve ekonomik yönlerden oluyor. Bu açıdan güvenlik konusunda yine İran’ın baskısı ile terör listesine almaktan çekindiği terör örgütü PKK’yı şimdilik “yasaklı örgüt” tanımıyla içeride tutmaya devam edecek gibi görünüyor. Listeye alması durumunda ise sınır dışı etmesi gerekir. Ki hâliyle bunu başarmak için zamana ihtiyacımız olacak.

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesinde Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Yeşiltaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak ziyareti ile ilgili şu sonuca çıkıyor: “Türkiye’nin bölgede aktif ve etkili bir diplomasi yürüttüğünün ve stratejik etkileşimini artırma niyetinin açık bir göstergesi olarak değerlendirilmeli (bu ziyaret). Değişen bölgesel dinamikler Ankara-Bağdat ilişkilerinde yeni bir dönemin habercisi.”

Türkiye’nin bölgedeki stratejik öneme sahip komşularıyla diplomatik bağlarını güçlendirmeyi uzun zamandır öncelediğinden yola çıkarak, başta Barzani Ailesi olmak üzere Talabani Ailesi ile de diyaloğunu devam ettirecek bir politika var önümüzde. Dolayısıyla Türkiye, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile ilişkilerini pekiştirmeyi sürdürecek; terör örgütü PKK ile mücadelede, iş birliği çerçevesinde Süleymaniye’de konuşlandırılan Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) yönetimi ile etkileşim hâlinde olacaktır.

İmzalanan ve “Yeni İpekyolu” anlamına da gelen Kalkınma Yolu Projesi’nin başarıya ulaşması demek, terörle mücadelede de başarı elde etmek demek.

Ziyaretin Ankara-Bağdat ilişkilerini müspet yönde etkilerken Ortadoğu siyasetinde dengeleri değiştirip değirmeyeceğini yakın zamanda öğrenmiş olacağız

Biz PKK’dan bahsederken, geçmiş yıllarda bölgede etkin olan ve akla hayâle gelmeyen katliamlara imza atan DAEŞ’i de unutmayalım. Kürt, Arap ve Türkmenlerden oluşan bölgede DAEŞ kaynaklı yeni mezhepsel bir çatışma ikliminin doğmasına da engel olmamız gerekir.

Yine uzun bir süredir beklenen olası bir sınır ötesi operasyonun masaya yatırıldığını tahmin ediyoruz. Bu anlamda TSK hazırlıklarını tamamlamış görünüyor ve operasyon için emir bekliyor. TSK’nın Hükümet ile Dışişleri’nin de MİT ile uyumlu çalışması bunun göstergesi.

DEM Parti’nin Türk bayrağıyla imtihanı

Son günlerde yerel seçimlerde elde ettikleri başarılarla gündeme gelmesi gereken DEM Partili başkan ve yöneticilerin, birden fazla skandala imza attığını da görüyoruz. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin meclis salonundan ve web sitesinden Türk bayrağının çıkarılması, Tunceli Belediyesi’nin sosyal medya adresinin “Dersim” olarak değiştirilmesinin, Mardin Büyükşehir Beşledi Belediyesi’nin İstiklâl Marşı ve saygı duruşunu gündemde olmadığı gerekçesi ile reddetmesi, Diyarbakır Sur Belediyesi’nde DEM Partili şahsın Atatürk ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret etmesi bölgede yeni bir kıvılcımın ateşlenme ihtimâlini doğurdu. İmdada ise Diyarbakır Amedspor ile Iğdırspor arasında oynanan müsabaka öncesinde, İstiklâl Marşı’nın okunduğu sırada taraftarların ayağa kalkması yetişti. Tansiyonu düşüren bu hareketi de alkışlıyoruz.

Muktedir olan partilerin ve temsilcilerinin, Türk bayrağı, İstiklâl Marşı ve ezan ile sorununun olmaması gerekir. Olursa da sonucuna katlanmaları gerektiğini bilmeliler.

Yazımı, terör ve güvenlik uzmanı Dr. İmbat Muğlu’nun bir sözüyle tamamlıyorum: “Kürtlerin en büyük sorunu PKK’dır.”