ABD efsanesi biterken

Afganistan, çok cilâlı bir efsane olan ABD’yi bitirdi aslında. Peki, Amerika’nın Afganistan’daki bu aciz durumu ve kendisine kölelik yapanları uçaklardan atması, birilerine bir şey söylemeyecek mi? Söylemez olur mu? Şu anda Irak’ta, Suriye’de ve diğer İslâm ülkelerinde Amerika için çalışanların çoktan paraşüt eğitimi almaya başladıklarını tahmin ediyoruz. Ümmetin yüz karalarını Afganistan’daki işbirlikçilerin akıbeti bekliyor. Bu beklenti uzun sürmeyecektir.

KİM ne derse desin, şu an Afganistan’da görülen manzara, 20 yıllık Amerikan işgalinin fiilen sona ermesidir.

2001 yılında CIA’nin algı operasyonu olan İkiz Kule saldırıları bahane edilerek Amerika tarafından iki İslâm ülkesi işgal edildi; birisi Irak, diğeri de Afganistan...

Amerika’nın bu ülkeleri işgal etmesinin arkasında iki stratejik hedef vardı: Birincisi, Orta Doğu’da İsrail’in güvenliğiydi. İsrail’in Arz-ı Mev’ud ülküsünün temini, Amerika’da iktidarı elinde tutan Evangelistlerin kendi siyâsî hedefleri hâline gelmiş veya getirilmişti. 

Evangelist kafa, bu bölgede kopacağı varsayılan bir kıyamet savaşına liderlik etmek üzere bölgede yer almalıydı. Onlara göre kendileri hak, diğerleri bâtıldı ve hakkın galebe çalacağından da asla şüpheleri yoktu. 

Amerika’nın Afganistan’ı hedef seçmesinin temel amacı ise, Orta Asya’nın çatısını ele geçirerek Çin ve Rusya’yı kendi nüfuz alanlarında kuşatmak idi. Aslında bu doğru bir stratejiydi. Çünkü Çin’in yakın zamanda kabından taşacağı değerlendiriliyordu. Rusya’nın da tarihî misyonuna yürümesi için Afganistan olmazsa olmaz bir coğrafya parçasıydı.

Amerika, Mücahitlerin Ruslarla mücadele ettiği dönemde, bu coğrafyaya müdahale gerekçesi oluşturmak için Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri fonlarıyla oluşturduğu El-Kaide’yi bu topraklara yerleştirmişti. El-Kaide, görünüşte Amerika karşıtı bir tavır sergilese de aslında Amerika’nın Afganistan’a gelmesini çabuklaştırmaktan başka hiçbir şey yapmıyordu. Amerika’nın ilk laboratuvar İslâmî örgütlerinden olan El-Kaide, güya Amerika’yı vurup kırarak Amerika’nın Afganistan’a müdahalesini meşrulaştıran bir araçtan başka bir şey değildi.

Uzun etmeyelim efendim, Amerika 2001 yılında “demokrasi getirme” (!) bahanesiyle Afganistan’a girdi. Daha doğrusu, Afganistan’ı NATO görüntüsü altında işgal etti. Amerika bir yere götürdüğü demokrasi ucubesiyle orayı köleleştirme ve kendi çıkarlarına bağlama amacı güderdi. Elbette bu demokrasi, Afgan halkının sînesinden çıkmış bir demokrasi değildi. Amerika’nın kendine bağlı yapılarla oluşturduğu ve kendi çıkarlarına hizmet eden bir demokrasiydi.

Amerika, 1979 ile 1996 yılları arasında Mücahitlere verdiği destek ile Rusya’yı Afganistan üzerinden dağıtmış idi. Rusya’nın dağılması, potansiyel tehdit olsa bile o yıllarda  askerî bakımdan geri plânda bir ülke olması bakımından Çin’i de geriye iterek ABD’nin işini kolaylaştırıyordu.

Amerika’nın hesabı, dikensiz gül bahçesine girip kendi habis emellerini, işgal ettiği Müslüman coğrafya üzerinden gerçekleştirmek idi. Bu amaçla Afganistan’a yüz milyarlarca dolar harcamaktan çekinmedi. Yeni bir Afganistan inşâ etmek iddiasındaydı. Fakat Amerika’nın inşâ etmek istediği Afganistan, sadece Batı’ya ve kendisine bağlı unsurlara hizmet eden bir Afganistan idi. Realitedeyse sadece Afganistan halkına hiç bir yararı dokunmayan ve onların hayat standartlarını değiştirmeyen bir Afganistan görüntüsü vardı.

Amerika ve Batı ile çıkarlarını örtüştüren mutlu bir Afgan elit tabakası, gelen paralara iştahla çöküyor, birtakım gizli kapaklı işlerle iş yapar gibi görünüp temelde kendi bütçe, mâkâm ve konumlarını semirtiyorlardı. Yönetim ile halk arasındaki uçurum gittikçe derinleşiyor ve akıllara durgunluk veren bir rüşvet çarkı ortalığı kasıp kavuruyordu.

Bu arada Amerikan misyonu adına orada bulunan emperyalist güçler, Afganistan üzerinden bütün dünyaya yönelen bir uyuşturucu trafiğine de el atmışlardı. Bu trafik üzerinden muazzam bir kara para oluşmuştu. ABD’nin kokuşmuş demokrasi acuzesi, kimsenin umurunda değildi. Afgan seçilmişleri ile Amerikan misyonunda görevli birimler arasında muazzam bir para ve uyuşturucu trafiği sarmalı başlamıştı. Sistem sürdükçe yapı çatırdıyordu.

Afgan halkının gözlemlediği şey ise, üzerinden para kazanan birtakım yapıların gününü gün etmeleri, kendisininse gittikçe daha derin bir yokluğun pençesine düşmesiydi. İşte bu ekonomik ve sosyal ortam, Taliban’ın yeniden filizlenmesine yol açtı.

Taliban, Batı tarafından nasıl gösterilirse gösterilsin, neticede Afganların kendi çocuklarıydı. Rüşvete meyletmiyorlar, başkalarının çıkarlarına çalışmıyorlardı. Neticede gözlerinin önündeki bu insanlar, kendileri gibi yaşıyorlardı. Ortada işgal altında bir vatan vardı ve bunlar, “Ölürsem şehit, kalırsam gazi” anlayışıyla vatanlarını müdâfaa etmek için yola çıkmış insanlardı.

Bu yüzden Afganistan halkı gerek açık, gerek kapalı biçimde Taliban’a destek verdi, önünü açtı, elindeki imkânlarını sundu ve Taliban’a istihbarat desteği dahi sundu. Gayeleri, bu fasit işgal çarkının kırılarak Afganistan’ı işgale gelenlerin tekrar kendi ülkelerine dönmeseydi. 

1919’da İngilizleri mağlûp ederek ülkelerinden süren Afgan halkı, 1979-1996 yılları arasında Rusları ve bu kez de 2001-2021 yılları arasında da Amerikalıları mağlûp ederek ülkelerini, son yüzyılın üç büyük küresel gücünün elinden kurtarmayı başardı. 

Özellikle son çeyrek asırdır kendisini dünyanın jandarması sanan Amerika’nın Afganistan’dan ardına bakmadan kaçması, sıradan bir olay değildir. Amerika’nın fonladığı medya borazanları, “Amerika şunu yapacak, bunu yapacak; şunun için çekildi, bunun için çekildi” demekle imaj cilâlamaya çalışsalar da ortadaki durumun gerçekliği su götürmez. Amerika artık ancak kendisini kurtarıyor, kendisi ile çalışanları ise ateşe atıyor.

İşte Afganistan mağlûbiyetinin Amerika imajına vurduğu damga tam da bu!

Afganistan, çok cilâlı bir efsane olan ABD’yi bitirdi aslında. 

Peki, Amerika’nın Afganistan’daki bu aciz durumu ve kendisine kölelik yapanları uçaklardan atması, birilerine bir şey söylemeyecek mi? Söylemez olur mu? Şu anda Irak’ta, Suriye’de ve diğer İslâm ülkelerinde Amerika için çalışanların çoktan paraşüt eğitimi almaya başladıklarını tahmin ediyoruz. Ümmetin yüz karalarını Afganistan’daki işbirlikçilerin akıbeti bekliyor. Bu beklenti uzun sürmeyecektir.

Vesselâm…