ŞÖYLE diyor Üstad Necip Fazıl: “Bugün bizdeki muhalefet, iktidarı düşürmek şartı ile vatanı düşürmeye bile razıdır...”
Ne yazık ki Türk siyasetinde son 10 yılda büyük bir hızla “gayr-i millî muhalefet” kavramı ortaya çıktı. Acı, ama gerçek bir ifade olarak bugün karşımızda. Neresinden bakarsanız bakın, özellikle ana muhalefet partisinin AK Parti iktidarı karşısında bütün mekanizmalarını “gayr-i millî duruş” üzerine oturttuğunu görüyoruz. ABD’den, İngiltere’den ve AB’den yani bu ülkeye ait olmayan kim varsa ondan yardım dileyen, istediği gelmeyince “Biz dost değil miyiz?” diye sitem eden bir tavra doğrudan şahit olduk.
Bu yardım taleplerini halkın kendilerine emanet ettiği belediyelerde ayyuka çıkan yolsuzluk ve soygun haberleri üzerine dillendiriyor ve “Bizi koruyun!” diyorlar. İşte son dönemde CHP’nin, Özgür Özel’in Genel Başkanlığında ortaya koyduğu iradenin tamamen küresel güçlere teslim olmuş bir duruş olduğunu söylemek hiç de zor değil.
Milletimizin menfaatlerini doğrudan ilgilendiren Doğu Akdeniz, Ege, Karabağ, Ortadoğu ve Balkanlar konusunda attığımız her stratejik adım, bu muhalefet tarafından sabotaja uğradı. Yerli ve millî ne varsa hepsinin karşısına bu muhalefet dikildi. Ne yazık ki ülkemiz, bir yandan dış güçler ve taşeronları olan terör örgütleriyle, bir yandan ekonomik saldırılarla, bir yandan da millî bir tavır içerisinde olmayan bu muhalefetin sabotajlarıyla uğraşmaktadır. Açık ve net görülmektedir ki, bu muhalefet, Devletimizin yerli ve millî temeller üzerinde yükselmesinden rahatsız. Resmen gayr-i millî tavra sahip bir CHP gerçeği var.
“Millî” (yerli, ulusal) bir muhalefet, ülkenin bütünlüğünü ve geleneksel değerlerini (güvenlik, aile, ekonomi, savunma sanayi) ön plânda tutan bir duruşu ifade eder. Peki, bugün başını CHP’nin çektiği muhalefet ne yapıyor? Ülkenin ve kendisinin geleceği için siyâsî hesapları ile bu millî değerlerin karşısında duruyor. “Yeter ki Erdoğan gitsin, Türkiye ne olursa olsun” anlayışı işte budur. Bütün millî değerleri Silivri ile CHP Genel Merkezi arasına sıkıştıran bu ana muhalefet gerçeği, ne yazık ki ülkenin geleceği üzerinde de kambur pozisyonunda.
Terör ve güvenlik konusu tartışılırken, MHP Lideri Bahçeli’nin “Gerekirse İmralı’ya ben giderim” sözünün ardından muhalefet kanadında “Terör örgütü ile pazarlık yapılıyor”söylemi içinde olmak, süreci baltalamaya çalışmak değil mi? Öyle ya, bir anda Devlet Bahçeli’ye milliyetçilik dersi vermeye çalışan bir güruh ile karşılaştık. Güler misin, ağlar mısın?
Daha düne kadar seçimlerde HDP (DEM Parti) ile Recep Tayyip Erdoğan’ı devirebilmek için iş birliği yapan, PKK’ye doğru dürüst “terör örgütü” dahi diyemeyen sanki bu CHP değil. Devlet Bahçeli, milliyetçiliğinin zekâtını verse bu CHP gidip Tanrı dağlarına sefer düzenler. Gerek yok tabiî buna. İçlerinde Cemal Enginyurt gibi bir vekilleri var. Tepe tepe kullansınlar!
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Göktaş’ın TBMM’de “aile” kurumunun zayıflaması hakkındaki konuşması sırasında, bu millî olmayan muhalefet, feminist yasalarla bireyselleşmeyi teşvik etmekten geri durmadı ve ahlâksız LGBT’ye verdiği desteği sürdürdü. Evet, LGBT’nin arkasındaki en büyük destek de CHP’ye ait.
İktidar füze denemesi yaparken, millî olmayan muhalefet ise balıkların hayatını konuşuyor. Şaka gibi! Recep İvedik filmi için malzeme adeta. Şahan da kendileriyle zaten. Senaryoya katkı olur...
Muhalefet ama nasıl?
Bu ülkede çok büyük bir muhalefet boşluğu var. Ana muhalefet partisi ülke meselelerinden kopuk. Ülkenin geleceğini ilgilendiren hiçbir meselede yok. Ama hırsızlıkla cezaevinde bulunan başkanlarının geleceği için meydanlarda.
Millet ile alâkası olmayan, kendine ait 300-500 kişilik yankı odalarında yaşayan bir muhalefet... Gün batmadan ışık kapatma eylemine milleti davet edecek kadar toplumdan ve hayattan uzak bir muhalefet gerçeği bu. Ve bu yüzden iktidar da ensesinde muhalefetin nefesini hissetmiyor. Bunu hissetse, eminim ki bazı alanlarda gerekli adımları atacak. Rakibin güçlü değilse, sen de güçten düşüyorsun.
“Muhalefet” adı altında, iktidar karşıtlığını iyiden iyiye memleket karşıtlığına dönüştürüp istediğini alamamış çocuklar edasıyla kendi ülkelerini Batılı efendilerine şikâyet eden, yabancı yatırımcıları korkutmakla yetinmeyip iç ticareti boykot ederek doğrudan ülke ekonomisini hedef alan, akıl ve ruh sağlığı bozuk, kötü niyetli bir muhalefet gerçeği karşımızda.
Cumhuriyet tarihinin en yetersiz, en çapsız, en gayr-i millî muhalefeti var Türk siyasetinin bugününde. Maduro el açtı, imana geldi; bizim muhalefet ve şürekası imana gelmedi. Türkiye düşmanları istemeyerek de olsa katılım sağladı ama bizim muhalefet yine bildiğiniz gibi…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bu millet seçti. Ama millî iradeye, millete saygısı olmayan bir muhalefet söz konusu. Muhalefetin bu savrulması artık siyaset değil. Türkiye’nin sinir uçlarına yapılan bir iç saldırı görüntüsünden başka bir şey de değil. Bir gün Cumhurbaşkanı’na hakaret edeni alkışlıyorlar, ertesi gün disiplinsiz teğmenleri “kahraman” ilân etmek için Hükümet’e saldırıyorlar, sonra Devlet’in “Terörsüz Türkiye” vizyonuna görevdeyken bile kasteden bir polise sahip çıkıyor. Irkçılıktan terör seviciliğine kadar her renkten gayr-i millî muhalefet... Bu, demokratik bir duruş değildir. Bu, emperyalist müdahalelerin içerideki uzantılarının davranış biçimi değil de nedir?
Eğer bu muhalefet gerçekten “yerli ve millî” olduğunu iddia ediyorsa, derhâl aklını başına toplamalı, kendisine çekidüzen vermelidir. Aksi hâlde bu savrulma, milletin huzuruna ve geleceğine zarar verecek bir noktaya gidecektir. Bunun altından Özgür Özel ve arkadaşları kalkamaz.
Dünyanın başka hiçbir ülkesinde muhalefet, millî gururu okşayan fotoğraflar üzerinden hükümet eleştirmez. Ama ülkemizde ne yazık ki bir türlü iflah olmayan, yıkıcı bir muhalefet zihniyeti var. Ülke muhalefeti hem İrancı, hem Selefi, hem Vahhabi, biraz milliyetçi, biraz da Rusçu, neo-İttihatçı ama herhâlükârda küreselci ve Amerikancı, kullanışlı bir hüviyeti bünyesinde barındırıyor. Sadece vatanına hayrı yok.
Dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan bu gayr-i millî ve değişik muhalefet, sadece bizim ülkemizde. Böyle bir muhalefet Avrupa ülkelerinde olsun diyelim, inanıyorum ki alacağı oy yüzde 1’i geçmezdi. Toplumdan dışlanırdı. Bugüne kadar millî menfaatler gözetilmeden ve inadına yapılan siyasetin acısını çektik, çekiyoruz ve maalesef çekmeye de devam edeceğiz gibi görünüyor.
Karşımızda hem Atatürkçü, hem Apocu, hem komünist, hem Cumhuriyetçi, hem devrimci, hem İslâmcı, hem ateist, hem de lâik olabilen, işine geldiği gibi saf değiştiren saçma sapan bir muhalefet var. En azılı Türkiye düşmanlarının bile takdirle karşılamak durumunda kaldığı, bütün dünyanın övgüler dizdiği ve Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşen Ukrayna-Rusya barış görüşmelerine dair tek kelime edemeyip görmezden gelmeye çalışan bir muhalefet var bugün yurdumda. Silivri ile yatıp Silivri ile kalkan bir muhalefet...
Millî olmayan muhalefetin lideri, sözde CHP Genel Başkanı ve yeni nesil bir Jön Türk olan Özgür Özel’in, “İngiltere’nin menfaati CHP iktidarındadır. Gerekirse ölümü göze alacak, bu ülkeyi bir daha kurtaracağız” sözleri bir itiraf değil midir?
Halkın oyuyla seçilmiş, millî iradeyi temsil eden, anayasal yetkilere sahip Sayın Cumhurbaşkanımızı demokratik olmayan bir oluşuma benzeten ana muhalefet partisinin başı kimler adına konuşuyor olabilir?
Bu ülke, bu karanlık zihniyete karşı direnecek çok asil bir millete sahip. Hem de bu coğrafyada yaşayan her kesim ve her renkteki gerçek vatan sevdalısı, ser ve sinesini bu hainlere teslim etmeyen serdengeçtilere malik. Bu milletin adamları bu yolda ser vermişler, gazi ve şehit olmuşlar. Diri iken canlarını, ölüyken ruhlarını bu ülkeye siper eden şüheda, bu karanlık zihniyetin ebeden karşısında olacaktır.
Bu ülkenin en temel sorunu, bu gayr-i millî muhalefet olmuştur ve görülüyor ki buna devam edecektir. Milletimizin yıllardır sandıkta boykot ettiği bu güruh, iktidar olmanın yanına bile yaklaşamıyor. Çünkü sandık önüne gelince, millet bu güruhu kendisinden saymıyor. Böyle devam ettikleri sürece, Allah’ın izniyle, saymamaya devam edecektir. Yozlaşmış ve tamamen değerlerini kaybetmiş, millî ve manevî ilkelerden kopmuş, sadece hırsız başkan kurtarma partisi hâline gelmiş CHP’ye gereken cevabı milletimiz sandıkta verecektir.
Bu ülkede sürekli ve devam eden tek bir kriz var; o da CHP’nin başını çektiği gayr-i̇ mi̇llî muhalefet anlayışıdır.
Üstad ile başladık, onunla bitirelim: “Bugün bi̇zdeki̇ muhalefet, i̇kti̇darı düşürmek şartıyla vatanı düşürmeye bi̇le razıdır.”
Bugünkü muhalefeti bundan daha iyi ne anlatabilir? Bugünkü ana muhalefet, Sayın Erdoğan’ı düşürmek şartıyla vatanı düşürmeye bi̇le razı mıdır? Benim cevabım, “Evet” yönünde. Ya sizin?



