SENE 2026 olmuş ama Batı cephesinde değişen bir şey yok. Hâlâ ve daima!
Muhalefetimizin ülkeye ve vatandaşımıza nereden ve ne gözle baktığını resmeden sıradan bir haftayı daha geride bıraktık. Geliniz bir haftaya sığan üç fotoğraf karesine şöyle bir bakalım…
***
Mustafa Denizli’nin kızı olması dışında herhangi bir vasfı bulunmayan Lal Denizli. Kendisi Çeşme Belediye Başkanı.
Aslında kendisinin yerine tuvalet terliği ya da sarı turşu bidonu kapağı aday olsa CHP’den seçilecek bir beldenin belediye başkanı.
Belediye meclisinde AK Partili meclis üyesine bakınız neler söylüyor ekselansları:
“Değil Cumhur İttifakı’ndan fikir almak, yani burada size söz hakkı vermem bile büyük bir ödül bence.”
Bak sen! Vatandaşın seçtiği ve kendisini temsil etmesi için belediye meclisine gönderdiği üyelere söz hakkı vermek büyük bir ödülmüş! Ne kadar da lütufkârsınız Lal Hanım!
Şu özgüvene, şu jakoben tavra bak hele.
Sen kimsin vasıfsız! Haddini bil! Çeşme susuzluktan kıvranırken saçlarını tarayıp Sakız Festivali düzenleyen çapsız bir kasaba siyasetçisisin sen, fazlası değil. Senin yerine Vileda sapı da kazanırdı o seçimi. Ama kitle böyle bir kitle. Yapacak bir şey yok!
Vileda sapı yerine hasbelkader belediye başkanı olduğu için kendisini nimetten sanıyor!
Kitle hizmet beklemiyor ne de olsa. Kendilerine laik bir şekilde pisliğin içinde yaşamaya alışkınlar. Yeter ki İzmir’in dağlarında çiçekler açsın!
***
Kendisi İP’nin kurucu üyesiymiş, bu vesileyle öğrendik. Adı Mehmet Emin Korkmaz.
Badem bıyıklı fotoğraflarına bakınca ne olduğu sıfatından anlaşılıyor ziyadesiyle.
Bu vasıfsız, bu sıfatsız da Mihalgazi’de üç dönemdir belediye başkanlığı yapmakta olan Zeynep Güneş Akgün Hanım’a kusmuş kinini.
Zeynep Hanım, üzerinde şalvarı ve yemenisi ile klasik bir Anadolu kadını. Annemiz gibi, nenemiz gibi. Bu kıyafet bizim badem bıyığa batmış işte.
“Bu siyasal İslâmcı şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek midir yoksa ahırında inek sağmak mıdır?” diye soruyor.
“AKP’ye de böylesi yakışır”mış. Elhamdülillah, şeref duyarız bundan! Böyle bir Anadolu kadını size yakışsa kendimizden şüphe ederdik zaten.
Bu kaşalotun soyadının “Korkmaz” olduğuna bakmayınız siz. Olaydan haberdar olunca hemen hesabını yokladım. Ağzıma ne gelirse yazacaktım. Lakin kuyruğu kıstırmış, hesabını kapatmış tabansız.
Ulan biriniz de omurgalı olun, kemikli durun! Yiyemeyeceğiniz muzu soymayın! Kararıyor, bayatlıyor.
Kurucu üyesindeki profilin bu olduğu bir partiden memlekete ne hayır gelir?
***
Ve nihayet Özgür Özel’in küfürlü WhatsApp mesajları…
Gecenin 23:59’unda -ve muhtemelen kafa da kıyak- Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’a verip veriştirmeye başlamış Özgürcüğüm. 10-15 dakika yazmış da yazmış. Yetmemiş, “Biraz da yüzüne karşı küfredeyim” diye görüntülü aramış bir de. Özarslan yerinde bir kararla açmamış bu telefonu.
Muhtemelen Kamer Genç’in mezarı başından yazıyordur Özel. Ağza alınmayacak, yolda birine söyleseniz cinayete sebep olacak ve hatta haklı tahrik indirimine girecek yakışıksız sözler…
Hani bu küfürleri normal bir insana da yakıştıramayız. Biraz beyni olan -yahut ayık kafalı- bir insan derdini bu tür küfürlere başvurmadan da anlatabilir. Hatta küfretmekten de beter eder muhatabını.
Küfür, beynini yeterince kullanamayan, öfke kontrolüne sahip olmayan düşük profilli insanların kendisini ifade etme yöntemidir.
Normal bir vatandaşa yakıştıramayacağımız bu küfürler -hem de yazılı olarak-, bu ülkeyi yönetmeye -sinsice- aday olan Özgürcüğüm’e ait. İP’li Mehmet Emin Korkmaz gibi, Özgürcüğüm de sabah kahvesini içip kendisine gelince silmiş bu mesajlarını, iyi mi? Bir soyulmuş ama yenmemiş muz daha.
Ne CHP’li seçmen böyle bir genel başkanı, ne de Türkiye böyle bir ana muhalefet liderini(!) hak ediyor. Bu kadar düşük bir profil, bu kadar sığ bir politik duruş da, yani ne bileyim… “Yakışmıyor” diyeceğim de kitle gayet memnun hâl ve gidişattan.
Zaten Özgürcüğüm’de eser miktar siyasal derinlik olsaydı, 455 bin konutun teslim edildiği deprem bölgesine gidip de “CHP’li belediyeler deprem bölgesine 160 çöp konteyneri, 1 pikap, 2 minibüs, 1 cami temizleme aracı (o da neyse artık, halı yıkama makinası ellaam) gönderdik” diye açıklama yapmaktan utanır, bu listeyi eline tutuşturan CHP’liyi tekme tokat partiden kovardı.
160 çöp konteyneri nedir? Yanında çöp poşeti, leğen, mandal filan da gönderseydiniz.
***
Hep sorduğumuz suali bir kez daha soralım ki bunun tam da zamanı şimdi:
“Allah muhafaza böylesine kırılgan bir dönemde, ülkeyi Lal Denizli, Mehmet Emin Korkmaz yahut Özgür Özel olarak ete kemiğe bürünmüş, böylesine jakoben, ötekileştirici, kendisinden olmayanı iten, aşağılayan ve anti-demokratik bir zihniyetinin yönettiğini sadece bir anlığına düşünsenize! Size de bir titreme geldi mi acaba?”
Allah yazdıysa bozsun! Âmin!
Kalınız sağlıcakla efendim.



