2024’ten akılda kalanlar ve bugüne yansımaları

Suriye’de 2024’ün sonunda meydana gelen gelişmeler, bütün rüzgârı Türkiye’nin lehine çevirdi. Şu an ABD ve PKK/YPG var denklemde. Onlar da bertaraf edilirse, Suriye tamamen Türkiye’nin kardeş ülkesi konumuna gelecek. Bu da hem güvenliğimiz, hem içerideki Suriyeli misafirlerimiz, hem de ekonomimiz açısından güzel fırsatlar sunacak bir gelişme. Bu süreçte Türkiye’nin güçlü liderliğe, uluslararası deneyime sahip devlet adamlarına gerçekten ihtiyacı olacak.

2024 yılını arkada bıraktık. Bu yazıda 2024 yılından bugüne kalanlara bakınca kendi baktığım noktadan birkaç meseleye değinmek istiyorum...

Sokak köpekleri meselesi çözülmedi

Sokak köpekleri ile ilgili daha önce de yazmıştık. Gerçekten büyük bir halk sağlığı problemi idi. Şimdi ise daha büyük halk sağlığı problemi olmaya devam ediyor. Ağustos 2024’te çıkan yasa ile birlikte sorunun çözüleceğini beklemiştik. Yasadan sonra ben bir milim bile bir ilerleme görmedim. Sizlerde durum nasıl acaba?

Hâlâ sokaklar güvenli değil, hâlâ köpek saldırıları sebebiyle insanlar yaralanıyor, hâlâ köpekler trafik kazalarına sebep oluyor. İnsanlar şehirlerde sokaklara çıkamıyor. Mesire alanları, kampüsler ise tamamen köpeklerin mekânı hâline gelmiş.

Mesele en çarpıcı dramlarıyla ortada dururken biz alakasız konularla olayı geçiştiriyoruz. Köpekperestler ya da köpekleri kullanarak gündeme gelen, güç devşiren insanlarla değil, köpeklerin saldırılarına maruz kalan insanları düşünerek meseleyi ele almamız gerekiyor. Birilerin hayvanseverlik (bu da tamamen köpeklere indirgenmiş vaziyette) fantezileri yüzünden yakında köpekler bize yaşam alanı tanımayacak! Konu ilginç bir şekilde politize oldu ve bir ideolojik ayrışma aracına dönüştü.

Türkiye’deki üniversitelerde ciddi bir “sokak köpeği” problemi var. Yurt dışından eğitim amacıyla gelen öğrencilerin bile diline düşmüş vaziyetteyiz. Bir vesile ile Kocaeli Üniversitesi’nin Umuttepe Kampüsü’ne gitmiştim. Kampüste ilk dikkat çeken sürüler hâlinde köpekler oldu. Üniversiteyi kazanan bir yakınımız, burada bu kadar köpek olduğunu bilseydim burayı tercih etmezdim, dedi. Böyle düşünen başka çocuklar da vardır muhakkak. Google’a “Umuttepe” + “köpekler” yazın, birçok olumsuz haberle karşılaşacaksınız.

Kocaeli Üniversitesi gibi altyapısı güçlü, vizyonu geniş ve itibarlı bir üniversite, sokak köpekleri yüzünden olumsuz bir algıya maruz kalıyor. Bu sadece bu üniversitemiz ile de sınırlı değil. Hemen her üniversitede bu tür manzaraları görmek mümkün.

Köpeklerin şehirlerin, üniversitelerin imaj ve itibarını düşürdüğünü neden göremiyoruz acaba? Görsek bile bu kadar aciz miyiz? Çıkan yasa bize bir hareket alanı sağlamadı mı? Eğer yapılan yeni düzenleme sorunu çözmeye yetmedi ise yeni çalışmalar yapılması gerekmez mi? 

Partisi fark etmez, belediye başkanları bu işi ciddiye almadı. Çıkan yasa içeriğinden midir, yaptırımı olmadığından mıdır, bilmiyoruz ama bu soruna çare olmadı. 

Köfteci Yusuf meselesi güvenli gıda endişesini artırdı

2024’te Köfteci Yusuf’un köftelerinde hınzır eti bulunduğuna dair bilgi insanları derinden sarstı. Özellikle Türkiye’nin batısında sayıları hızla artan ve birçok ayaküstü (fastfood) zincire alternatif olan Köfteci Yusuf, hakkında çıkan iddialar sebebiyle et ve et ürünleriyle ilgili endişeleri artırdı. 

Türkiye’de güvenilir gıda meselesi eskiden olduğundan daha fazla konuşulur oldu. İnsanlar daha fazla et, köfte, sucuk gibi ürünlere ihtiyatlı yaklaşır hâle geldi. Bu da gösteriyor ki, gelecekte en çok güvenilir insana ve bu insanların ürettikleri güvenilir gıdaya ihtiyaç duyacak. Bunu gerçekten sağlayan ve toplumu da buna inandıran şirketlerin ticarî olarak önünün açık olduğunu söyleyebiliriz.

Türkiye’de helal gıda sektörünün bir ihtiyaç olduğu anlaşılmaktadır. Helal gıda konusunun istismar edilmemesi, denetlenmesi ve insanları ikna edecek şekilde yapılandırılması önem arz etmektedir. Diğer alanlarda olduğu gibi, gıda konusunda da helal sektöre dair akreditasyon ve sertifikasyon süreçlerine dair çalışmaların gelecekte hız kazanacağı söylenebilir.

Enflasyonist ortam orta direği eritti

Olumlu sinyaller olmasına rağmen enflasyonist ortam ve hayat pahalılığı vatandaşın ilk gündem maddelerinden olmaya devam ediyor. Özellikle sabit ücretliler, emekliler bu süreçten çok fazla etkilendiler. Alım gücü düştü, insanlar temel ihtiyaçlarından bile taviz verir hâle geldiler. Ev fiyatları insanların gözünün kesemeyeceği kadar yükseldi, kiralar arttı.

Yenilenen ve güncellenen aylık ücretler, zamlar sebebiyle bir iki ay içinde eriyip gitti. Enflasyon rakamları sorgulanmaya devam ediyor. TÜİK’in ölçtüğü rakamlar ile marketteki gıda fiyatları birbirini desteklemiyor. Piyasalara güven telkin etmek ve bunu da vatandaşın cebine yansıtabilmek gerek.

Akademisyen maaşları komik düzeylerde kaldı

Birkaç yıldır akademisyenlerin gündeminde maaşlarına yönelik bir düzenleme beklentisi var. Fakat bu kamuoyunun gündemine pek gelemedi. 2013’te bir profesörün maaşı asgari ücretin 6,3 katı iken bugün 3,8’e düştü. Yaklaşık yüzde 40’lık bir erime var. Diğer akademik personel için de benzer bir durum söz konusu. Tabii ki hocalar “Biz de maaşımıza zam istiyoruz” diyemiyorlar. Hele ağırbaşlı akademisyenler böyle bir talepte bulunmayı kendilerine zül addediyorlar. Böyle konularda iyi ses çıkaranlar sonuç alıyor, ses çıkaramayanlar unutuluyor. Bu konuyu YÖK Başkanı ve Millî Eğitim Bakanı’nın dile getirmesi gerekiyor. Gerçekten de akademik yolculuğun zahmeti düşünüldüğünde verilen ücretler komik düzeyde. Uluslararası camiadakilerle karşılaştırıldığında da Türkiye’nin büyüklüğüne yakışmayacak derecede gerideyiz. Ayrıca akademisyenlik mesleği cazibesini kaybetti ve bu üniversiteleri de niteliksizleştiriyor. Konu akademisyenler arasında birkaç yıldır dillendiriliyor ama yetkililerin fark ederek çözüm üretmesi gerekiyor.

Muhalefette lider değişimleri pek işe yaramadı

Türkiye’nin siyasî tablosunda liderlik önemli bir müessese ve ciddi gelişmeler ve dönüşümler hep karizmatik liderlerle mümkün oluyor. Lider kalitesi, hâliyle Türkiye’nin yönetim kalitesi demek. 2023’ün sonunda CHP’de, 2024’ün ortalarına doğru İyi Parti’de, 2024’ün sonuna doğru Saadet Partisi’nde lider değişimleri oldu. Diğer partilerde de istifalar yaşandı. Değişim, muhalefet partilerini ayağa kaldıracak cinsten bir hava estirmedi. Muhalefet hâlâ bir alternatif olma potansiyeli gösteremiyor. Gelecekteki Cumhurbaşkanlığı meselesi Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş üzerinden tartışılmaya devam ediyor. Zaman ilerledikçe muhalefet cephesinde daha açık tartışma ve çatışmalar olacağa benziyor. Muhtemelen 2025, alternatif lider arayışları ile geçecek. Bakalım kim öne çıkacak, kim geride kalacak?

Suriye’deki gelişmeler Türkiye gündemini etkiledi

Suriye’de 2024’ün sonunda meydana gelen gelişmeler, bütün rüzgârı Türkiye’nin lehine çevirdi. Diktatör rejim çöktü, Beşer Esad Rusya’ya kaçtı ve yönetim gerçek Suriyelilerin eline geçti. Rusya, Esad ile birlikte ülke gündeminden düştü. İran’ın Suriye üzerinden ürettiği stratejiler vardı, onlar da saf dışı kaldı. Şu an ABD ve PKK/YPG var denklemde. Onlar da bertaraf edilirse, Suriye tamamen Türkiye’nin kardeş ülkesi konumuna gelecek. Bu da hem güvenliğimiz, hem içerideki Suriyeli misafirlerimiz, hem de ekonomimiz açısından güzel fırsatlar sunacak bir gelişme. Bu süreçte Türkiye’nin güçlü liderliğe, uluslararası deneyime sahip devlet adamlarına gerçekten ihtiyacı olacak…