2023 denklemlerinde HDP değişkeni

Sırrı Süreyya Önder’in ifadelerine çok net şekilde yansımış olduğu gibi, HDP, mevcut iktidar ve yerine gelebilecekler arasında, kendi partilerine ve “Kürt sorununa” bakış açısından pek de fark olmadığını düşünüyor. En keskin ayrışmayı İyi Parti ile yaşadığını düşündüğümüz HDP’nin, CHP’nin söylemleri ile de derin sorunları olduğunu ifade etti Önder. Dokunulmazlık dosyalarına verilmeyen tepkiler ve kapatma dâvâsının kabul edilme ihtimâli de cabası…

ABD’deki başkanlık sisteminin zorladığı iki partili siyaset, şimdilik Türkiye için uzak görünüyor. Bunda, geleneksel siyâsî yelpazemizin çok geniş olmasının rolü olduğu gibi kartvizit siyasetçilerinin egoları da rol oynuyor. Çünkü Türkiye’de siyaset, iktidar olup devleti yönetebilmek için değil, muhalefet edebilmek için yapılıyor. Büyük partilerden ayrılanlar bu iddiamın en büyük delilidir.

Yetmiş küsur partinin en çok 10 tanesi ufak tefek iddialarla Meclis seçimlerini hedefleyebiliyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise ikisi dışında tüm partilerin en azından ikinci tur için kendilerinden olmayan bir adaya destek mecburiyeti var. Kurumsal olarak destek vermeseler bile seçmenleri bir tercih yapacaklar bu durumda. (Birazdan yazacağım büyük istisna dışında!)

Siyasetin bugün geldiği noktada, tarafların gizli ya da açık ittifaklarla iki kutupta toplandığını ve bu iki kutup dışında kalacakların hiçbir şansının olmadığını görüyoruz. Dolayısıyla iki kutuptan birine girmeme tercihleriyle karşılaşacağımızı pek zannetmiyorum. İrili ufaklı tüm partiler, mevcut iki ittifak arasında kendilerine yer bulma gayretinde olacaklar. Meclis aritmetiğini düşünecek olursak, onlarca parti, ittifak içinde olsalar bile kendi isimleriyle girecekleri bir seçimden milletvekili çıkaramayacak kadar küçük. Onlar için tek seçenek, ittifakların büyük partilerinin listelerine bir iki isim sokabilmek. Bunun için de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kimi destekleyeceklerini belirlemeleri gerekiyor önce.

Mevcut durumda, henüz resmî olarak bir çatı altına sığınmamış olanlar da, desteğini dışarıdan vermeyi tercih eden ya da buna mecbur bırakılanlar da var. Cumhur İttifakı, resmî ortakları AK Parti, MHP ve BBP’nin yanında Yeniden Refah Partisi ve Vatan Partisi’nin dışarıdan desteği ile götürüyor işi. DSP, ANAP, HÜDA PAR gibi muhtemel dış destek partileri de şimdilik rezervde duruyor ama bu partilerin küçücük tabanları bu desteğe ne kadar entegre olurlar, hesap edemiyoruz. Blokun daha da güçlenmesi için yapılan Saadet Partisi hamlesinin sonuçlarını da bekliyoruz hep birlikte.

Millet İttifakı ise hâlâ yeteri kadar net değil. İttifakın dört resmî ortağı CHP, İyi Parti, DP ve SP. HDP ise dışarıdan destek veriyor şimdilik. Dediğimiz gibi, SP’nin durumu, muhtemel kongresinden sonra netleşecek. Burada, HDP’nin pozisyon değişikliği ile DEVA, Gelecek, Memleket gibi yeni partilerin tercihleri sonuca etki edecek. Yenilerden Babacan ve Davutoğlu bu ittifaka daha yakın görünürken, her fırsatta CHP ve yönetimini ağır şekilde eleştiren İnce’nin, muhtemel ikinci turda nasıl davranacağı merak konusu. Ancak en kritik konu, HDP’nin aynı blokta olup olmayacağı.

Asiltürk’ün kongre çıkışıyla birlikte, kapatma dâvâsı kıskacındaki HDP’nin tutumu da CHP ve İyi Parti tarafından merakla izleniyor. Yüzde 10 oyu olan HDP’nin kaybı, Millet İttifakı için umutların sonu demek. Zira bütün araştırmalar gösteriyor ki, aday kim olursa olsun, Erdoğan’ın karşısında şansı olabilmesi HDP’ye bağlı. Ancak, gizli ya da açık ortaklığa mecbur olmalarına rağmen, İyi Parti kanadından HDP’yi kızdıracak ifadeler gelmeye devam ediyor.

Millet İttifakı açısından sıkıntı, HDP’nin kendini bu ittifaka mecbur hissetmemesi. Sırrı Süreyya Önder’in ifadelerine çok net şekilde yansımış olduğu gibi, HDP, mevcut iktidar ve yerine gelebilecekler arasında, kendi partilerine ve “Kürt sorununa” bakış açısından pek de fark olmadığını düşünüyor. En keskin ayrışmayı İyi Parti ile yaşadığını düşündüğümüz HDP’nin, CHP’nin söylemleri ile de derin sorunları olduğunu ifade etti Önder. Dokunulmazlık dosyalarına verilmeyen tepkiler ve kapatma dâvâsının kabul edilme ihtimâli de cabası…

Bugüne kadar en sert eleştirileri, kapatma dâvâsı konusunda İyi Parti’nin göstereceği tavrı dile getiren Yavuz Ağıralioğlu kötü polisi, Akşener iyi polisi oynuyordu. Meral Hanım’ın Demirtaş’ın kahvaltı göndermesine olumlu cevabı, tutukluluk hâline itirazı, dokunulmazlık dosyalarını siyâsî sebeplerle açıklamaya çalışması hep bu “iyi polis” rolündendi. Ancak o da biliyor ki, milliyetçilik iddiasında olan bir partinin, terör örgütünün siyâsî kamuflajı ile birlikte anılması tabanda sorun teşkil ediyordu. İşte her fırsatta HDP ile ittifak etmediklerini, birkaç yerde yerel seçimlerde MHP ve AK Parti lehine aday çıkarmadıklarını, HDP’nin kendi adaylarını desteklemesinin ise ortaklık sayılamayacağını anlatmaya çalışan Akşener, sonunda araya kesin bir çizgi çekmeye karar vermiş görünüyor. Bu karar Millet İttifakı açısından bir kayıp olsa da İyi Parti adına bir kazanca dönüşebilir.

İlk paragrafın sonunda yazdığım istisna şimdi geliyor!

HDP, kurumsal olarak giremeyeceği bir seçimde, Millet İttifakı’ndan beklediği desteği göremez ve aşağılanmaya devam ettiğini hissederse, seçimlere ittifak dışındaki bir partiyle, meselâ DBP ile girip hiçbir ittifaka dâhil olmayabilir. Kendi adayını çıkartıp Cumhurbaşkanlığı yarışını ikinci tura bıraksa bile ikinci turda seçimleri boykot edebilir. Bunun, Erdoğan’ın yeni zaferini kolaylaştıracağını bilseler bile, haklarının peşinde koşmayanlarla ortak olmak yerine onları satarak cezalandırmak yolunu seçebilirler. Barajı geçip Meclis’e gireceklerine kanaat getirirlerse, her iki durumda da kendileri için değişen bir durum olmayacağının farkına vardılar çünkü.